T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/636 - 2026/263
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2021
NUMARASI : 2019/232 E. - 2021/184 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2021 tarih ve 2019/232 E. - 2021/184 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1995 yılından beri akaryakıt alımı, satımı ve dolumu faaliyetlerinde bulunduğunu, "..." ibareli markanın da sahibi olduğunu, bu markayı mesnet göstererek, davalı şirketin 2017/118694 sayılı ve "... A.Ş." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ...
2019.M-3495 sayılı YİDK kararıyla mal ve hizmetlerin benzer olmadığı gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, oysa, müvekkilinin markası 37. sınıfta, davalının markası 35 ve 36. sınıflarda tescilli olsa da davalının markasının "Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları" ve "Makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil)" şeklindeki mal ve hizmetleri de kapsayacak şekilde 35. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkili gibi fiilen akaryakıt istasyonu işleten davalı ile müvekkili şirketin verdiği hizmetin aynı tür hizmet olduğunu, markaların farklı sınıflarda tescil edilmiş olmasının verilen hizmetin farklı olduğu anlamına gelmeyeceğini, Yargıtay uygulamasında da farklı sınıflarda tescil edilmiş olsa dahi benzerlik araştırmasının piyasa anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal ve hizmetlerin birbirleri yerine ikame edilebilme veya rekabet etme olanaklarının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri ile hedeflenen halk kitlesinin ortak olup olmadığı kriterlerini ölçü olarak aldığını, davalı adına 36. sınıfta "akaryakıt alım satım komisyonculuğu" hizmetinde tescilli olan 2016/98869 başvuru numaralı "..." isimli markasına karşı kendileri tarafından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/654 Esas sayılı dosyası ile; dava dışı bir başka şirket tarafından ise Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/35 Esas sayılı dosyası ile iki ayrı hükümsüzlük davası açıldığını, davalının olası bir hükümsüzlük yaptırımının önüne geçmek için davaya konu edilen markanın hemen hemen aynısı olan dava konusu 2017/11894 sayılı marka başvurusunu yaptığını, bu durumun başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösterdiğini, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ile içinde otomobille ilişkilendirilecek olanlar da dahil ürün satılan yerlerin akaryakıt istasyonlarının hemen hepsinde bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-3495 sayılı kararının iptaline ve 2017/118694 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/654 Esas sayılı dosyası ile tarafları ve konusu aynı olan bir davanın halen devam ediyor olması nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, taraf markalarının farklı sınıflarda tescilli olduklarını, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2018/35 Esas sayı ile açılan hükümsüzlük davasının, 2017/118694 sayılı marka başvurusundan sonra açıldığını ve bu davanın ret ile sonuçlandığını; hükümsüzlük davasının sonucunu bertaraf etmek için hükümsüzlük davasından sonra marka başvurusu yapıldığı iddiasının yerinde olmadığını, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığını, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde diğer bayilik sözleşmelerinden farklı olarak ayırt ediciliği sağlayan hususun dağıtıcının markası olduğunu, tüketicinin satın alma eğiliminin bayinin değil dağıtıcının markasına yönelik olduğunu, davacının "..." markasının bayiliğini yaptığını, tüketicinin dikkatinin "..." markasına yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı adına başvurusu yapılmış 2017/118694 sayılı “... A.Ş.+şekil" markasının, 35. sınıfta perakendecilik hizmetleri olarak da tabir edilen alt sınıfında tescil edilmek istenen: "...Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ... Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları, ... Makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil) ... mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri ile davacının itirazına mesnet 2016/52315 sayı ile tescilli "...+şekil" markasının 37. sınıfta tescil edildiği "Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri" arasında bir benzerlik olduğu; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... A.Ş" ibareli markası arasında arasındaki benzerlik hususuna ilişkin yapılan incelemelerde, taraf markalarının gerek yazılış, gerek fonetik, gerek görsel açılardan benzerlik gösterdiği, "petrol" ibaresinin ayırt ediciliği olmaması nedeniyle tüketici algısının, "..." ibaresi üzerinde yoğunlaştığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, dosyaya kapsamında yer alan delillerden; başvurunun SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde delile rastlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, YİDK'nın 2019-M-3495 sayılı kararının 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları, makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil), mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı şirket adına tescilli 2017/118694 sayılı "... A.Ş.+şekil" ibareli markanın tescilli olduğu 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları, makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil), mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 36. sınıf yönünden de davanın kabulünün gerektiğini, davalı şirketin işletmesinin akaryakıt istasyonu niteliğinde olduğunu, marka tescilini başka bir sınıfta yaptırmış olmasının verilen hizmetlerin farklı olduğu anlamına gelmediğini, sözkonusu markanın tescilinin 35 ve 36. sınıfta yapılmasının kötüniyetli olduğunu ve davalı şirketin hukuk normlarını dolanmayı amaçladığını, davalının 2016/98869 sayılı markasının hükümsüzlüğü talebiyle başka bir şirket tarafından dava açıldığını, (Antalya 3. AHM 2018/654 Esas), bunun üzerine davalının aynı marka için eldeki başvuruyu yaptığını, müvekkilinin markasının tanınmış da olduğunu, başvurunun kapsamında akaryakıt sektörü ile bağlantılı hizmetlerin bulunduğunu, yiyecek ve içecek sağlanması, bunların içinde satılan ürünlerin akaryakıt istasyonlarının hepsinde bulunduğunu, davalının 35. sınıftaki tüm satış hizmetlerini yazarak müvekkilinin markasına yanaşmayı amaçladığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları kapsamında mal ve hizmetin benzer olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun konunun uzmanı tarafından hazırlanmadığını, sektörel faaliyetin işleyişinin yargılamaya esas alınmadığını, bayiler nezdinde öne çıkan markanın bayinin kendi markasından ziyade dağıtıcının markası olduğunu, tüketicinin satın alma eğiliminin de bayinin ticari unvanından bağımsız, dağıtıcının markasına yöneldiğini, ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacının markasının tanınırlığına ilişkin delil sunmadığını, mesnet markada şekil unsurunun, müvekkilinin markasında kelime unsurunun öne çıktığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira, her iki taraf markasının da "..." ibareli olduğu, markalardaki şekil unsurlarının iltibası ortadan kaldırmadığı, emtia benzerliğinin ise sadece dava konusu markanın kapsamındaki 35/05. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları, makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil), mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmetleri yönünden gerçekleştiği; anlaşılmakla, davalı ... vekili ile diğer davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2.Ancak, davacı vekili, kötüniyet iddiasına da dayanmış ise de, ilk derece mahkemesince bu konuda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E. - 507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötüniyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK'nın 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacı başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasını, davalı şirket adına tescilli 2016/98869 başvuru numaralı ve "..." iibareli markaya karşı kendileri tarafından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/654 Esas sayılı dosyası ile; dava dışı bir başka şirket tarafından ise Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/35 Esas sayılı dosyası ile iki ayrı hükümsüzlük davası açılmasını ve dava konusu başvurunun olası bir hükümsüzlük yaptırımının önüne geçmek için yapıldığı ileri sürmüş olup, bu iddiadan da anlaşılacağı üzere her iki hükümsüzlük davası da dava konusu markanın 25.12.2017 başvuru tarihinden sonra açılmıştır. Bunun yanında, dava konusu marka, davalı şirketin 2016/98869 sayılı markasıyla aynı mal ve hizmetleri de içermemektedir. Davacının bu iddiası dışında, dava konusu markanın 2017/118694 sayılı marka başvurusunun tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik yapıldığı yönünde veya, kötüniyet oluşturan başka bir saikle yapıldığına ilişkin somut bir delil ileri sürülmemiş, açıklanan nedenle davacı vekilinin bu itirazı ise isabetli bulunmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile diğer davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2021 tarih ve 2019/232 E. - 2021/184 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
3.Davanın KISMEN KABULÜ İLE, YİDK'nın 2019-M-3495 sayılı kararının 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları, makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil), mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmetleri yönünden İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4.Davalı şirket adına tescilli 2017/118694 sayılı "... A.Ş." ibareli markanın tescilli olduğu 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları, makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil), mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmetleri yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
5.Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 687,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 173,80-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 278,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.421,20-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2'si kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.710,60-TL'ye, 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.799,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9.Davalı ... tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranını göre takdiren 1/2'si kabul edilerek bu orana tekabül eden 584,70-TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı Kurum üzerinde bırakılmasına,
10.Davalı şirket tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranını göre takdiren 1/2'si kabul edilerek bu orana tekabül eden 584,70-TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına,
11.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
12.Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
13.Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
14.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.