T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA VE İSTEM :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin güvenlik sistem malzemeleri satan dünyaca ünlü güvenlik kamera sistemi markalarından ...'nın Türkiye distribütörü olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında alım satım işleminden kaynaklı ticari ilişkide üzerine düşen üzerine düşün ürünleri davalıya teslim etmekle yükümlü olduğunu ve zamanında ve eksiksiz olarak yerine gerilmesine rağmen davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, ürünleri kullandığını ve iade etmediğini, ürün bedellerini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenmeyen bedellerin tahsiline yönelik olarak davalı aleyhine ...
26.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak bu takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir.
DELİLLER
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cari hesap ekstresi ve fatura suretleri, ...
26.İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, fatura, ticari defterler, bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır. ...
26.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası incelenmekle; Alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, davacı/ alacaklının, davalı / borçlu hakkında faturalardan kaynaklanan 27.059,10 TL asıl alacak, 3.009,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.068,96 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yaptığı ve davalı/borçlunun süresi içerisinde, borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibi durduğu görülmüştür.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, iddia, savunma, toplanan tüm deliller ile tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi SMM... tarafından 18/12/2025 tarihinde Mahkememize ibraz edilen raporunda özetle; "...1) İbraz edilen 2023 ve 2024 yılı Envanter defterlerinin açılış tasdikinin 6102 sayılı T.T.K. Md. 64 ve devam eden maddeleri ile V.U.K. 220-226 maddeleri hükmü uyarınca yasal sürelerinde ve usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, elektronik ortamda tutulan Yevmiye ve Kebir defterlerinin Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderilerek E-defter beratlarının alındığı, kayıt nizamına ilişkin V.U.K, 215-219 maddeleri hükümlerine ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri hükümlerine uygun olduğu , 2) Davacı firma ticari defter kayıtlarına göre Davalı firma cari hesabının 2024 yılı sonu itibari ile 27.059,10 TL Borç bakiyesi vererek 2025 yılına devrettiği, bakiyeye ilişkin dosya kapsamında herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığı, 3) Davacı firma ticari defter kayıtlarına göre Davacı firmanın Davalı firmadan takip tarihi itibari ile 27.059,10 TE Alacaklı olduğu, İcra Takibine konu alacak tutarına dayanak faturaların 2023 yılında düzenlenen faturaların cari hesap bakiyesi olduğu, Sayın Mahkemenin TTK Md. 1530 gereği takip öncesi faiz hesaplanması gerektiği kanaatine varması halinde ;
4.İcra takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının aşağıda hesaplandığı üzere 1.263,25 TL olduğu, buna göre asıl alacak ile faiz toplamının 28.322,35 TL olduğu... şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takiplerine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturadan kaynaklandığı ileri sürülen alacak yönünde olduğu, Davalının ise cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği anlaşılmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı, davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından cari hesap ekstresi, ticari defter ve kayıtları ile arabuluculuk tutanağı ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır. ...
26.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, takibin faturalardan kaynaklanan 27.059,10 TL asıl alacak, 3.009,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.068,96 TL olduğu, ödeme emrinin davalı - borçluya 28/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı -borçlu tarafından aynı tarihte borca , faize ve ferilerine itiraz edildiği ve 28/08/2024 tarihinde takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafından 26/12/2024 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
2.fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacı tarafça ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporların dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır.
Yapılan inceleme uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2023 yılı öncesinde başladığı, davalı firma cari hesabının davacı firma ticari defter kayıtlarına göre 2023 yılına 8.471,60 TL borç bakiyesi ile devrettiği, davacı firma tarafından 2023 yılında davalı firmaya toplam 125.571,10 TL bedelinde 12 adet fatura düzenlediği ve bu hususun ticari defterlerine borç olarak kaydedildiği, davalı firma tarafından 2023 yılında davacı adına 1 adet 10.011,60 TL tutarında fatura düzenlendiği ve bunun davacı defterlerine alacak olarak kaydedildiği, yine davalı firma tarafından davacının banka hesaplarına toplam 18.045,00 TL banka ödemesi, 3.463,00 TL nakit ödeme ve 65.764,00 TL kredi kartı ödemesi yapması neticesinde davacının ticari defterlerine 2024 yılına 36.759,10 TL borç bakiyesi ile devredildiğinin anlaşıldığı, 2024 yılında ise davalı firma tarafından toplam 9.700,00 TL kredi kartı ödemesinin yapıldığı, bunun dışında başkaca bir ödemenin bulunmadığı ve davacı firmanını ticari defterlerinin 2025 yılına 27.059,10 TL borç bakiyesi ile devrettiği anlaşılmakla davacının ticari defterleri uyarınca davalıdan 27.059,10 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan rapordaki hukuki yorum ve nitelendirilmeler Mahkememize ait olmakla; mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ve hukuki yorum ve nitelendirmeleri Mahkememize ait olmak üzere yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından her ne kadar fatura alacağından kaynaklı olarak bileşik faize göre hesaplama yapılması talebinde bulunulmuş ise de; bu hususa ilişkin tarafların bu durumu karalaştırdıklarına dair açıkça yazılı olarak anlaştıklarına ilişkin belge sunulmadığından yasal faiz üzerinde hesaplama yapılmış ve davacının faiz bakımından fazla talepte bulunduğu miktarın reddine karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ... E.,...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.
İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır.
Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Davanın KISMEN KABULÜNE, ... 26. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, Takibin 27.059,10 TL asıl alacak ve 1.263,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.322,35 TL üzerinden DEVAMINA, Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 27.059,10 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %24 oranında temerrüt faizi UYGULANMASINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarları olan 28.322,35 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.934,70 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 1.507,10 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 427,60 TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 427,60 TL, posta masrafı ve bilirkişi ücreti gideri 7.135,00 TL olmak üzere toplam 7.562,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 7.108,85 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 28.322,35 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 3.384,00 TL'sinin davalıdan, 216,00 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına İADESİNE, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekili yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20.02.2026 KATİP e-imzalıdır HAKİM e-imzalıdır