T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğu. Bu ticari ilişki nedeni ile kesilen faturaların alacak kayıt edildiği, davalının da peyderpey ödemede bulunduğu, satılan emtianın alman menşeili olduğu, Euro cinsinden cari hesap tutulduğunu TL ye çevrilerek faturalandırıldığı, ödeme günündeki kur üzerinden cari hesaptan mahsup edildiğini, davalının takip tarihi itibariyle müvekkili şirkete 20.313,96 Euro borcunun bulunduğunu, davalı aleyhine ....İcra Müd.2018/...
E. Sayılı takibin başlatıldığını, davalının cari hesaba mahsuben 05.11.2018 tarihinde 54.221,12 Tl havale ile ödemede bulunduğunu, bu ödemenin o günkü kur üzerinden cari hesaba 8.680,93 Euro olarak kayıtlandığı, davalının 11.733.04 Euro borcunun kaldığını, davacı tarafın kötü niyetli itirazı neticesinde takibin durduğunu beyan ederek davacının .... İcra Müdürlüğünün 2018/...
E. Sayılı takibe vaki itirazının iptalini, takibin 11.703,04 Euro olarak fiili ödeme günündeki kur üzerinden devamına, Borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı nedeni ile takip durduğundan, borçlunun itiraz ettiği bedel üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E, Sayılı takibine ve müvekkilin adresinin Kadıköy oluşu nedeni ile yetkiye itiraz ettiklerini, davacı taraf ile aralarında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, akdi ilişki ve mutabakatın bulunmadığını. Sözleşmenin TTK açısından yazılı yapılmasının şart olduğunu, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı ancak; Faturalar karşılığı malzeme satın alındığı, tarafların iş bu faturaları defterlerine kayıtladığını, Müvekkili davalının peyderpey ödemelerde bulunduğunu, tarafların döviz üzerinden değil Tl üzerinden anlaştıklarını, 13 Eylül 2018 tarihli Resmi gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı 85 sayılı kararında döviz cinsinden işlemlere yasak getirildiğini,
Davacı taraftan 14.2.2017 tarih ve ... nolu fatura ile 54.628,99 Tİ ve 14.12.2017 tarih ... no'lu fatura İle 45.092,13 Tl mal aldığım ve çeşitli tarihlerde ödeme yaparak borcunu kapattığım, davacı şirketin, döviz kurlarındaki hareketlenmeye yönelik taleplerine ilişkin herhangi bir fark faturası düzenlemediğini, cari hesabın kesilmeden önce taraflardan herhangi birisinin alacaklı veya borçlu sayılamayacağı, neticeten; aleyhe açılan haksız davanın reddini, davacının İİK. gereği tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yine davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esaslı dosyası dosyamız içeresine getirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde 20.213,96-Euro asıl alacağa 3095 SY nin 4/a uyarınca Euro faizi ile birlikte tahsili için takip yapıldığı, ödeme emrinin 31.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içeresinde 06.11.2018 tarihinde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. İtiraz dilekçesinde özetle ; "Müvekkil adresinin Kadıköy oluşu nedeni ile yetkiye itiraz ettiklerini, cari hesap sözleşmesi ve mutabakatının bulunmadığı 2. Adet faturanın kayıtlarında mevcut olduğu, başkaca faturanın bulunmadığını, başkaca bir borcunun bulunmadığı" bu sebeple yetkiye ve asıl alacağa, faize, faiz oranına, tüm borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verilesini talep ettiklerini beyan etmiş olup, vaki itiraz üzerine takip durmuştur.
Mahkememizce verilen 09/11/2021 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 16/10/2025 tarih ve 2022/131 Esas 2025/1422 Karar Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2025 tarih ve 2022/131 Esas 2025/1422 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde; '' Davacı ticari kayıtlarında yer alan ancak davalı kayıtlarında yer almayan 19 adet faturaya konu ürünlerin teslimine ilişkin davacı tarafça dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde, bir kısım sevk irsaliyelerinin üzerinde davalı tarafça çalışanı olduğu beyan edilen ...ismi ve imzası ile "ürün kullanıldı formu" ve "takas formu" gibi belgeler olduğu, bu formların altında hekim olarak davalının isminin yer aldığı, bir kısmında imza bulunduğu görülmüş olup, davalı tarafça, bu sevk irsaliyeleri üzerinde yazılı olan ... dışındaki isimlerin çalışanı olmayan, kim oldukları bilinmeyen kişiler oldukları, bu faturaların aslında bir satış işlemi olmadığı, hatalı çıkan implant malzemelerinin değişimine ait olduğu, sektörel inceleme yapabilecek ve diş hekimliği, implant malzemeleri, implant uygulamaları konusunda uzman bir teknik bilirkişiden rapor istenebileceği belirtilerek bilirkişi raporlarına itiraz edilmiştir. Mahkemece davalının itirazları karşılanmaksızın, ikinci bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor hükme esas alınmış ve bu rapora itibar edilmesinin nedenleri konusunda gerekçede bir açıklama yapılmamıştır.
Bu halde öncelikle 2016 yılından 2017 yılına devir bakiyesi konusunda taraf defterleri arasındaki farklılığın nedenlerinin ortaya konulması, kur farkı gelirleri yönünden yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda değerlendirme yapılması ve dosyaya sunulan "ürün kullanıldı formu" ve "takas formu"nun niteliğinin belirlenmesi amacıyla dosyanın diş hekimliği ve implant uygulaması konusunda uzman bir teknik bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile eldeki itirazın iptali davasında takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu gözetilerek ayrıntılı ve itirazları karşılayan, denetime elverişli rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur. ''
DELİLLER
-Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği yazı cevapları -Bam kaldırma kararı -Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; satım ilişkisinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... sayılı takip dosyası ile "24/10/2018 cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 20.213,96 Euro alacağın tahsili istemiyle 24.10.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca takipten sonra dava tarihinden önce yapılan ödeme düşülerek 11.703,04 Euro üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davaya konu uyuşmazlık, taşınır satımından kaynaklanmakta olup, mutlak ticari dava değildir. Davalının diş hekimi olduğunu beyan etmesine göre davalının tacir olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunu (TTK) 11. maddesine göre; Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır ibaresi Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Aynı Kanunun 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Yine Aynı Kanunun 15. maddesine göre ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53. maddeler ile Türk Medenî Kanunu'nun 950. maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır.
TTK'nın 11. maddesinin 02/07/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmiştir. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 176. maddesinde; tüccarların, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrıldığı, birinci sınıf tüccarların, bilanço esasına göre defter tutanlar olduğu, ikinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlar olduğu hususu düzenlenmiştir.
VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiş,
VUK'nun 178. maddesinde ise ikinci sınıf tüccarların kimler olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.
Mahkememizce dava dosyasında daha önce yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatı ödenmesine dair 09/11/2021 tarih ve ... sayılı kararın verildiği, davalı vekili tarafından kararın istinaf edildiği, istinaf incelemesi sonucunda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2025 tarih ve 2022/131 Esas, 2025/1422 Karar sayılı ilamıyla kararın kaldırıldığı, kaldırma kararının gerekçesinde; davalının yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadığı ve tacir olup olmadığı, işletmesinin ticari işletme olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinin bildirildiği, buna göre davalının tacir olup olmadığına ilişkin mahkememizce gerekli araştırma yapıldığında davalının gerçek kişi tacir olmadığının bildirildiği, davanın bu haliyle mutlak veya nispi ticari davaya vücut vermediği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ve dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2.6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3.6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/02/2026 Katip ... Hakim ...
(e-imzalıdır)