Esas No
E. 2021/1385
Karar No
K. 2021/1385
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1385 - 2026/374 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN:

MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 05/03/2021

ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/454E., 2021/154K.

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 18/02/2026
YAZIM TARİHİ: 18/02/2026

Taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili özetle:

Davacı tarafından sigortalanan inşaatta meydana gelen hırsızlık nedeniyle sigortalıya 57.350,00 TL ödendiğini davalı şirketin sigortalı ile yaptığı koruma ve güvenlik hizmet sözleşmesi uyarınca ödenen zarardan sorumlu olduğunu, zararın rücuen tazmini için davalı hakkında başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili özetle: İleri sürülen hırsızlık konusu malların varlığının ve çalındığının kanıtlanması gerektiğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirdiğini, hırsızlığın meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince "...Davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin TTK'nın 1472. maddesi uyarınca zarar sorumlularından rücuen tazmini mümkün olup tazmin edilebilecek tutar sigortalının gerçek zararı ve zarar sorumlusunun kusur oranı ile sınırlıdır.

Bu kapsamda rücu edilebilecek zararın belirlenmesi için güvenlik uzmanı, inşaat mühendisi, mali müşavir ve sigorta uzmanının yer aldığı heyetten bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 25/11/2020 tarihli raporda; zararın dosyaya sunulan fotoğraflar, sigortalı şirket adına kesilmiş fatura içerikleri, ekspertiz tarafından esas alınan değerler piyasa rayicine uygun olmakla sigortalı zararının 57.353,59 TL olduğu, davalı güvenlik şirketinin yetersiz sayıda güvenlik personeli ile güvenlik hizmetini yerine getirmeye çalıştığı değerlendirilmekle birlikte güvenlik hizmeti gereği alınması gereken önlemler ile riski azaltma ve bu konuda gerekli bildirimleri yapmadığından zararın meydana gelmesinde % 40 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sigortalı şirketin güvenlik yapılandırmasına ilişkin yeterli donanımı kurmaması, şantiye çevresinde fiziki güvenlik önlemi almaması, kamera ve ses sistemi kullanmaması nedeniyle % 60 oranında kusurlu olduğu buna göre sigortalı zararının % 40'nın davalı güvenlik şirketinden rücu edilebileceği belirtilmiştir.

Bilirkişi raporu yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olacak şekilde hazırlanmış olup, dava dışı iş yeri sahibi sigortalının geniş bir alana kurulu inşaat alanının güvenliği için yeterli teknik yapıyı hazırlamadığı, güvenlik hizmetinin davalı şirket tarafından dört güvenlik personeli ile yerine getirilmesi konusunda anlaşma yaptıkları kabul edildiğinde kusur dağılımının bilirkişi raporunda belirlenen gibi olduğu, sigortalı şirket tarafından sunulan fatura olay yeri fotoğrafları incelendiğinde çalındığı bildirilen malzemelerin olay yerinde bulunduğu ve çalındığı kanaati oluşmakla, davanın rücu edilebilecek 22.941,20 TL asıl alacak üzerinden kabulü gerekmiş, davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu hırsızlık olayının meydana gelmesinde tüm kusurun davalı güvenlik şirketinde olduğunu, müvekkili şirket sigortalısı tarafından şantiyenin korunması için; görevi özel güvenlik hizmeti sağlamak olan profesyonel bir şirketten bu konuda hizmet alındığını, dolayısıyla özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hasara sebebiyet veren davalının söz konusu hırsızlık olayına tam kusuruyla sebebiyet verdiğini, dava konusu hırsızlık hadisesi için dava dışı sigortalı şirkete kusur atfedilmesinin kabul edilemez nitelik taşıdığını,

Sadece giriş ve çıkış kapıları dahi gereğince gözetlenmiş ve denetlenmiş olsaydı başta hırsızların bu eyleme yeltenemeyeceğini ve yeltenmiş olsalar dahi çıkışta sağlanacak kontrolle hırsızlık eylemini tamamlayamayacaklarını, bundan dolayı meydana gelen zarar dolayısıyla davalı şirketin sorumluluğunun aşikar olduğunu, bunun aksi yönünde kanaat bildiren bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlarını karşılar nitelikte bir ek rapor aldırılmadan verilen ilk derece mahkemesi kararını kabul etmediklerini, yeni rapor alınmasına ilişkin taleplerinin ilk derece mahkemesince reddedilerek adil yargılanma haklarının açık bir şekilde ihlal edildiğini beyan ederek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:

İlk derece mahkemesince yapılan kusur tespitinin yetersiz nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin bu olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin tamamının yerine getirildiğini, dava konusu olayın ardından ... İnşaat Anonim Şirketi yetkilileri ile müvekkili tarafından yapılan görüşmeler neticesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığının kabul edildiğini, bu nedenle de taraflar arasındaki güvenlik hizmetleri sözleşmesinin devam ettiğini, aksi varsayımda böyle bir olayın gerçekleşmesi halinde müvekkilinin sorumluluğundan bir nebze dahi söz edilmesi halinde taraflar arasındaki ilişkinin son bulacağının izahtan vareste olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesince müvekkili şirketin %40 kusurunun bulunduğuna karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

Dava, TTK m 1472 uyarınca, İnşaat Tüm Riskler sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalıdan rücuen tahsili taleplidir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ile davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.) Davacı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,

2.) a)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 672,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.

b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.567,11 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan 391,80 TL'nin mahsubu ile kalan 1.175,31 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.

3.) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,

4.) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18/02/2026

Başkan Üye Üye Katip

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog