T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin estetik tıp alanında medical cihaz ve kozmetik amaçlı belli ürünlerin Türkiye'de tek yetkili temsilciliğini yapan kendi sektöründe etkin ve önemli bir şirket olduğunu, müvekkili şirket en büyük ciro hacmini, ...isimli İtalyan firmasının estetik tıp ürünlerinin ülkemizdeki satışından elde etmekte olup aynı zamanda 2013 yılından itibaren söz konusu şirketin Türkiye'deki tek yetkili temsilcisi olduğunu, özellikle müvekkili şirket İtalyan firmasının ... ve...isimli ürünlerinin satışı ile sektörde önce halde olduğunu, ...firması ...markası altında müvekkili şirketin sattığı ürünleri muhtevası aynı olan ... maddesi içerikli ürünleri, Türkiye'de geçtiğimiz yıl pazarlamaya başlanmış olduğunu, davalının müvekkil şirket bünyesinde satış destek personeli olarak satış ve pazarlama konusuna etkin bir pozisyonda çalışmış olduğunu, davalının müvekkili şirketten ayrılmasının ardından hemen akabinde Eylül 2024 tarihi itibariyle ...markasının Türkiye temsilcisi ...ürkiye ile çalışmaya başlamış olduğunu, ... markası ile ülkemizde müvekkili şirketin tamamen aynı müşteri grubuna ürün satışı hedeflenmiş ve bu doğrultuda çalışmalarına başlamış olduğunu, davalının müvekkili şirket bünyesinde 27/02/2023-19/09/2024 tarihleri arasında çalışmış olduğunu, Belirsiz İş Sözleşmesi gereğince davalının etkin bir konumda çalıştığını, şirketin tüm müşteri, veri, bilgi satış alışkanları ve satış potansiyellerine vakıf olduğunu, müvekkili şirketin yıllardır büyük bir emekle ve kendi imkanları ile oluşturduğu müşteri verilerini davalı, yeni işvereniyle paylaşmak suretiyle müvekkili şirketi zarara uğratmış olduğunu, davalının gayri ahlaki ve Hukuksuz davranışı, müvekkili şirket açısından telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olmuş olduğunu, müvekkili şirketin uzun yıllardır büyük emek ve çalışmalar sonrası oluşturduğu müşteri kaynaklarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış olduğunu, hatta müşterilerinin bir kısmını davalı nedeni ile dava dışı ... Türkiye Şirketini kaptırmış olduğunu, nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23/09/2020 tarihli ive 2020/1856 Esas ve 2020/8912 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davalının iş sözleşmesinde yazan cezai madde ile birlikte Ticari Kanunun Hükümleri uyarınca müvekkili şirketin uğradığı zararı karşılaması için işbu davayı açmış olduklarını, davalının haksız ve hukuka aykırı davranışları neticesinde oluşan ve bilirkişi incelmesi sonucunda belirlenecek olan zarar tutarının daha sonra artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL belirsiz alacağın arabuluculuk son tutağından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesini, taraflar arasındaki münakit sözleşmede belirlenen cezai şartın davalıdan tahsil edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davadaki davacının tüm taleplerinin öncelikle görev ve zamanaşımı hususundaki itirazlarının değerlendirilerek usul ve esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, emsal Bam kararlarında açıklandığı üzere huzurdaki davaya bakmakla görevli Mahkemeler İş Mahkemeleri değil Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 28/02/2025 tarihli 2025/106 Esas ve 2025/397 Karar sayılı emsal ilamı doğrultusuna istikrar kazanarak bu nitelikteki davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafça talep edilen alacak için, zaman aşımı definde bulunduklarını, Belirsiz Alacak davası olarak açılan huzurdaki davanın Hukuku yarar şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu,
HMK 107. Maddesi gereğince davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerekli olduğunu, davacı şirket tarafından huzurdaki dava dosyasına sunulan matbu Belirli Süreli Hizmet Sözleşmesi ve eki rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere söz konusu sözleşmede düzenlenme tarihi, taraflar, net/brüt ücret ve işverenin imzası yer almamakta olduğunu, işverenin imzasını taşımayan ve tamamen geçersiz olan sözleşmeyi dava dosyasına sunarak, basiretli bir tacirden beklenmeyecek bir tutum sergileyen davacı şirketin bu tavrı, hukuken hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için rekabet yasağının kararlaştırıldığı tarih itibariyle işinin gelecekte işverenin müşteri çevresi veya iş sırları hakkında bilgi edinme ihtimali olması, iş ilişkisi süresince işverenin müşteri çevresi veya iş üretim sırlarına nüfuz etmesi ve bu bilgilerin iş ilişkisinin sona erdiği tarih itibariyle kendi veya rakip işletme lehine kullanılmasının işverenin zararına yol açabilecek nitelikte olması gerekmekte olduğunu, koşulun varlığını ispat yükü genel kural uyarınca davacı işverene düşmekte olduğunu, müvekkilinin davacı şirketteki görevi satış değil, sadece satış destek olduğunu, bu nedenle davalı müvekkilinin çalıştığı konum itibariyle işverenin müşterilerini tanıması ve iş sırlarını bilmesi olanaksız olduğu gibi işverene önemli bir zarar verme olanağının da bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davalı müvekkiline karşı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan huzurda ki davadaki davacının tüm taleplerinin öncelikle zaman aşımı ve Görev hususunda ki itirazlarının değerlendirilerek usul ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, iş akdinde yer alan rekabet yasağı hükmünün iş akdinin feshinden sonra davalı tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle iş akdine dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
HMK md. 150/1 "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir." şeklindedir. İşlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesine ilişkin aynı maddenin dördüncü fıkrası ise "Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır." şeklindedir. Süresi içinde yenilenmeyen dosyalar sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır. Bu karar mahkeme tarafından re'sen verilir.
Basit yargılama usulüne ilişkin HMK md. 320/4, "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." şeklindedir. Yani basit yargılama usulüne tabi davalarda, dava bir kez takipsiz bırakılabilir. İkinci kez takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
Somut olayda davacı tarafından açılan iş bu davanın, işlemden kaldırıldığı 10/11/2025 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan yasal mevzuat kapsamında davanın HMK md. 150 uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın HMK'nın 150.maddesi uyarınca 10/02/2026 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.1400,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6.Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12.03.2026
Katip
¸
Hakim
¸