T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2026/293 - 2026/505
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/01/2026
NUMARASI : 2024/12 E.
DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/01/2026 tarih ve 2024/12 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, 2014/35196 sayılı "..." ibareli markanın 28. sınıfta, 2014/35194 sayılı "şekil" markasının 25 ve 28. Sınıfta ve 2015/02661 sayılı "... ..." ibareli markanın 25 ve 28. sınıfta tescilli olduğunu, ancak 5 yılı aşan bir süredir kullanılmayan bu markaların 6769 sayılı Kanun'un 9/2 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, zira müvekkilinin iptali/hükümsüzlüğü talep edilen ürünler ve/veya benzerlerini ticari çalışmaları kapsamına almayı planladığını, ne var ki davaya konu markalar nedeniyle kendi markalarını tescil ettirmesi ya da sahip olduğu markaları yeni bir imaj ve sunumla aynı ya da farklı sınıflar yönünden tescil ettirmesinin mümkün olamayacağını, ayrıca 2023/068023 sayılı markanın kullanılmayan 2014/35196 sayılı marka ile birebir aynı olduğunu, kullanılmayan markaların 6769 sayılı yasa kapsamında sunulan 5 yıllık hoşgörü süresinin uzatılması amacıyla tescil edilmesi ve marka kirliliği yaratılmasının SMK'nın 6/9 ve TMK'nın 2. maddesindeki düzenlemelere aykırı olduğunu ileri sürerek, 2014/35196, 2014/35194, ve 2015 02661 sayılı markaların kullanmama nedeniyle iptaline ve 2023/068023 sayılı markanın kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca dava sonuçlanıncaya kadar markaların üçüncü kişilere devrinin tedbiren önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin İsviçre merkezli, spor kıyafetleri ve koşu ayakkabıları üreten bir şirket olduğunu, davalının müvekkilinin 2014/35194 sayılı markasını kopyalamak suretiyle oluşturduğu 2022/202862 ve 2022/202864 sayılı markaların tescili başvurularının Türkpatent tarafından kötü niyete dayalı olarak reddedilmesi üzerine davalının eldeki davayı açtığını, bu hususun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, müvekkilinin 2023/068023 sayılı markasının ticaret unvanının da unsurunu oluşturan "..." ibaresini yeni yatırımları kapsamında kullanmak için başka bir sınıfta tescil ettirdiğini ve diğer markaların kullanılmadığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı şirketin "..." markasını taşıyan, faturalarında ... model isimlerinin geçtiği ayakkabı ve spor ayakkabıları ithalatının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmişse de, uyuşmazlığın markanını kullanılmaması nedeni ile iptali davasına ilişkin olduğu, markaya tecavüze ilişkin bir iddianın bulunmadığı, davalının markasının halen tescilli olup ihtiyati tedbir kararının verilmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı ve ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının uzun süreden beri markayı kullanmadığının bilirkişi raporunda açıkça tespit edilmiş olduğunu, dolayısı ile davalı markaya ait ürünlerin toplatılmasına, satışın engellenmesine ve tecavüzün menine karar verilmesi gerektiğini, davalı markanın Türkiye'deki uzun süredir haksız kullanımı nedeni ile müvekkilin zarara uğradığını, hakimin taraflar arasındaki menfaat dengesini sağlamak zorunda olduğunu, SMK m.159 kapsamında belirtilen tedbirlere ilave olarak internet üzerinden yapılan ürün satışları ve ürün tanıtımlarının site içeriğinden çıkarılması, site içeriğinin tamamı ya da ilgili bölüme erişimin engellenmesine karar verilebildiğini, davalı tarafından yapılan satışların büyük çoğunluğunun internet sitesi üzerinden ve anlaşmalı kuruluşlar ile birlikte yapıldığını, satış yapılan tüm kuruluşların müvekkili tarafından tespiti mümkün olmadığından bu kuruluşların mahkemece tespiti ile söz konusu ürünlerin toplatılmasına, satışın durdurulmasına, yasaklanmasına ve ürünlerin satışının yapıldığı internet sitelerinin tespiti ile söz konusu sitelere erişimin engellenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tedbirin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda dosya kapsamında bulunan mevcut delillere göre ihtiyati tedbir talep eden davacının haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğinin anlaşılamadığı, durum ve koşulların değişmesi halinde davacı tarafça yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, ihtiyati tedbir isteyen tarafından istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3.İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.