Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2023/3062 E.  ,  2025/7482 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2023/1 E., 2023/3 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller Orman İdaresi vekili ve Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Dava konusu taşınmazların bulunduğu, Erzincan ili .... ilçesi .... köyünde 2008 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosu çalışması ile 2009 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışması bulunmakta olup, arazi kadastrosu sırasında 1 03... , 5 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar "...." vasfıyla, 1 03... parsel sayılı taşınmaz “Tarla” vasfıyla ve 1 02... parsel sayılı taşınmaz “..... Ev ....” vasfıyla, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 04.07.2014 tarihli ve 2009/218 Esas, 2014/65 Karar sayılı kararı ile; davacı ...'ün sübuta ermeyen davasının reddine, davacı ...'ün açmış olduğu davanın feragat sebebiyle reddine, dava konusu Erzincan ili ... ilçesi .... köyü 1 03... , 5, 9, 1 02... ve 13 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; karara karşı, asli müdahil davacı ... temsilcisi tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.06.2017 tarihli ve 2016/413 Esas, 2017/5902 Karar sayılı ilamı ile; Hazinenin müdahale talebinin kabulüne karar verilerek talep doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, Hazinenin tek başına yaptığı müdahale talebinin reddine karar verilerek davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur.

Bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2018 tarihli ve 2018/1 Esas, 2018/15 Karar sayılı kararı ile; davacı ...'ün sübuta ermeyen davasının reddine, davacı ...'ün açmış olduğu davanın feragat sebebiyle reddine, dava konusu 1 03... , 5, 9, 1 02... ve 14 parsel sayılı taşınmazların tespit malikleri adına tutanakta belirtilen hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş; karara karşı, asli müdahil Hazine temsilcisi tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 22.11.2022 tarihli ve 2021/8191 Esas, 2022/9331 Karar sayılı ilamı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi uyarınca, davanın taraflarının kararda doğru ve eksiksiz şekilde gösterilmeleri gerekirken, dosyanın taraflarının tamamının karar başlığında gösterilmediği, 17.05.2018 tarihli keşif esnasında Orman İdaresinin davaya müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen gerekçeli karar başlığında taraf olarak gösterilmediği, 30.03.2018 tarihli celsede davaya müdahale talebinin kabulüne karar verilen Hazine ile 17.05.2018 tarihli keşif esnasında müdahale talebinin kabulüne karar verilen Orman İdaresinin talebi hakkında da olumlu olumsuz karar verilmediği, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, açılan davaların tümü hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi ve tarafların da doğru ve eksiksiz şekilde gerekçeli karar başlığında gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle, hüküm yeniden bozulmuştur.

Bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın dava konusu yerlerden sadece 1 03... numaralı taşınmaz için 1936-1937 tarihli ve 22 tahrir numaralı vergi kaydı deliline dayandığı ve diğer taşınmazlar için zilyetlik iddiasına dayandığı, bilirkişilerce yapılan ölçümlerce davalının sunduğu vergi kaydının 1 03... numaralı taşınmaza uyduğunun görüldüğü, diğer taşınmazlar için ise mahalli bilirkişi beyanı ve tanık beyanlarının davalının iddialarını destekler nitelikte olduğu, ziraat bilirkişisi raporunda; dava konusu yerlerin tarımsal faaliyetlere uygun olduğu şeklinde beyanda bulunduğu, orman bilirkişi tarafından alınan raporda taşınmazların orman sayılan alanlardan olmadığının tespit edildiği, denetlemeye açık alınan bilirkişi raporlarına itibar edildiği gerekçesiyle, davalı ...'ün sübuta ermeyen davasının reddine, davacı ...’ün açmış olduğu davanın feragat sebebiyle reddine, müdahil davacılar Orman İdaresi ve Hazinenin dava konusu 1 03... , 5, 9, 1 02... ve 14 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahiller Orman İdaresi vekili ve Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Asli müdahil Orman İdaresi vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olan alanın eskiden beri ormanlık bir alan olduğunu ve orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Asli müdahil Hazine temsilcisi temyiz başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu alanlarda sadece çayır olarak üstündeki otları biçmek suretiyle zilyetliğin oluştuğu sonucunun doğmayacağını, söz konusu davalı yerler mera vasfında olduğundan sınırlarının daraltılmayacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu 1 03... , 5, 9, 1 02... ve 14 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırması ve mera araştırmasının yetersiz olduğu, incelenen hava fotoğrafı, memleket haritası ve amenajman planlarının tarihlerinin belli olmadığı, dava konusu 1 03... ve 1 02... parsel sayılı taşınmazların orman ve mera ile sınırı bulunmasına rağmen yeterli orman ve mera araştırması yapılmadığı, komşu köy mahalli bilirkişilerin dinlenmediği, yine dava konusu 1 02... , 1 03... ve 5 parsel sayılı taşınmazların mera ile sınırları bulunmasına rağmen yukarıda belirtildiği şekilde mera araştırması yapılmadığı, imar planı araştırması yapılmadığı, müteveffa davalı ... ve mirasçıları yönünden senetsiz araştırması yapılmadığı ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasında yapılan incelemede dava konusu yere ait 1974, 1983, 1989, 20 04... tarihli hava fotoğrafları bulunduğu anlaşılmakla Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle, taşınmazların bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğraflarının dosya arasına alınması, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların güncel tapu kayıtları ile ilk tesis tarihlerinden itibaren dayanağı tüm belgelerin (tapu kütük sayfası, tapulama tutanağı, tescil istem belgesi, hükmen tescil kararı vb. belgelerin) bulunduğu yerden temin edilip dosyaya eklenmesi, Özel İdare ve Tarım Müdürlüğünden dava konusu yerin tahsisli mera olup olmadığının sorulması, taşınmazların bulunduğu yerde imar planı olup olmadığının araştırılması ve buna dair evrakların getirtilmesi, taşınmazların Devlet tarafından sulanan arazilerden olup olmadığının araştırılıp dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak dava konusu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlendiği, taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.

Ayrıca mahalli bilirkişi, taraf tanıkları ve teknik bilirkişilerin katılımıyla yapılacak keşifte, ziraat mühendisi heyetine inceleme yaptırılıp, taşınmazların kısmen yahut tamamen zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, varsa içinde orman emvali bulunan kısımlar ayrı ayrı değerlendirilerek bu yolda rapor alınmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, fen bilirkişisi eliyle her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise keşif sırasında dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadıkları, toprak yapıları, eğimleri, bitki desenleri araştırılarak yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı ve taşınmazların mera olmadığının anlaşılması halinde zilyetlik araştırması yapılmalı, komşu taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtları dosya arasına alındıktan sonra yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; mahalli bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların davalılara hangi tarihte, ne şekilde ve hangi nedene dayalı olarak (taksim, satış, bağış vs.) intikal ettiği saptanmalı; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; komşu taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtlarında dava konusu taşınmazları ne okuduğu belirlenmeli, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, müteveffa davalı ... ve mirasçıları yönünden de Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog