Esas No
E. 2024/235
Karar No
K. 2026/68
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İSTANBUL

1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/235 Esas
KARAR NO: 2026/68
DAVA: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/12/2024
KARAR TARİHİ: 11/03/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ..., "..." ismiyle yaklaşık 26 yıldır müzik sektörünün içerisinde olan, toplumca tanınan sevilen, kamuya mal olmuş bir ses sanatçısı ve söz yazarı olduğunu, ilk şarkı kaydını 1998 yılında ...'nda "..." adlı parçayla yapmış olduğunu, kendisinin bugüne kadar 4'ü solo olmak üzere 10'u aşkın albümü ve ..., ... gibi müzik sektörünün nabzını tutan platformlarda milyonlarca dinleme sayısı alan eserleri mevcut olduğunu, Bununla birlikte, 2004 yılında ...'in ...adlı albümünde, "..." adlı parçada ...'e eşlik etmiş ve aynı yıl ... ile düet yaptıkları "..." ve "..." adlı 2 parçayı internet yoluyla yayınlanmış olduğunu, 2007 yılında yayımlanan "..." albümü, Türkiye'de bir kadın ve bir erkek rap sanatçısının birlikte çıkardığı ilk düet albüm olduğunu, Dahası, pek çok dizi ve filme de konuk oyuncu olarak katılmış olup, ... alanında namı dünyaya yayılmış olduğunu, Mesela, ...'de 2018 yılında yayınlanmış olan "..." adlı dizinin 1.bölümünde konuk oyuncu olarak yer alarak şarkı söylemiş ve dizinin online platformlarda 30 milyondan fazla izlenmesi olmuş olduğunu, Davacı, çok fazla emek ve çaba harcayarak ülkemizdeki müzik sektörüne büyük katkılar sunmuş ve sunmaya devam etmekte olduğunu, hatta, 2013 yılında ...'nde ”...” seçilerek de alanında en iyisi olduğunu ispatlamış olduğunu, Davacı ile davalı arasında 10.09.2005 tarihli prodüksiyon ve dağıtıma ilişkin Sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında, davacıya ait olan albüm/singleların prodüksiyon, çoğaltma, dağıtım, pazarlama ve satışı davalı şirket tarafından gerçekleştirileceği kararlaştırılmış olduğunu, Buna karşılık ise davacı elde edilen net telif gelirlerinin brüt %50'sini alacağı sözleşme ile hüküm altına alınmış olduğunu, Davacı hala satışı devam eden ''...'' isimli albümü 24.09.2005 tarihinde çıkarmış olduğunu, Anılan sözleşme uyarınca, davacı tarafından üretilen eserlerin mali hakları belirli bir süre için davalı şirkete devretmiş olduğunu, ancak, bu hakların devri, davalının davacıya belirli bir oranda telif ücreti ödemesi şartına bağlı olduğunu, Nitekim,

Mahkememizce ilgili sözleşme incelendiğinde de görüleceği üzere, yer alan şartlar davacı tüm haklarının geri dönüşü olmaksızın devri, hiçbir maddi alacağı olduğunu iddia edemeyeceği şeklinde tamamen davalı müzik şirketinin lehine olacak şekilde düzenlenmiş olduğunu, davacı lehine hiçbir madde hükmü bulunmamakla beraber davacının bilgisizliği ve deneyimsizliğinden faydalanarak ilgili sözleşmeler kendisine imzalatılmış olduğunu, Sözleşmeye göre, davalı müzik şirketi, davacıya her satış ve dağıtım işleminden elde edilen gelirlerin %50’i oranında telif ücreti ödemekle yükümlü olduğunu, davacı, söz konusu eserleri üretmiş ve davalı şirkete teslim etmiş olduğunu, davalı şirket, bu eserlerin satışını gerçekleştirmiş ancak davacıya ilk günden itibaren hiçbir ödeme yapmamış olduğunu, sözleşmenin devam etmesine rağmen, davalı müzik şirketi, davacıya ait olan albüm satışlarından ve dijital müzik platformlarından elde edilen gelirleri tahsil etmeye devam etmiş, davacıya ise bu gelirlerden de herhangi bir ödeme yapmamış olduğunu, Davalı müzik şirketi, sözleşme kapsamında belirlenen mali hakları ihlal ederek, davacıya ait olan eserleri izinsiz olarak kullanmış ve dağıtmış olduğunu, sözleşme gereği, davacıya her satış ve kullanım işleminden elde edilen gelirlerden belirli bir oranda telif ücreti ödenmesi gerekirken, davalı şirket bu ödemeleri yapmamış olduğunu, Davalı, davacıya ait eserleri dijital platformlarda ve fiziki satış noktalarında izinsiz şekilde kullanması sonucu davacının mali haklarını ciddi şekilde ihlal etmiş olduğunu, bu nedenle, sözleşmede belirtilen periyotlarda yapılan ödeme bildirimleri incelendiğinde, davalı şirketin davacıya karşı ne kadar borçlu olduğu tespit edilebilecek olduğunu, Davacı, sözleşme gereği hak ettiği bu alacağı tahsil etmek için defalarca davalı şirketle iletişime geçmiş, ancak davalı şirket ödemeyi yapmamakta ısrarcı olmuş olduğunu, davacı, bu süre zarfında maddi kazanç elde edememiş, ayrıca davalı şirketin tutumu nedeniyle sanatsal kariyerine ve itibarına da zarar gelmiş olduğunu, Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. ve devamı maddeleri uyarınca, davalı taraf sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 52. Ve 68. maddesi, eser sahiplerinin mali haklarının korunmasını öngörmekte olduğunu, buna göre, mali haklar eser sahibine ait ve bu haklar eser sahibinin izni olmadan kullanılamaz olduğunu, davalı müzik şirketi, davacının mali haklarını ihlal etmiş olup, hakların iadesi ve bu ihlalin doğurduğu zararın tazmin edilmesi gerektiği açık olduğunu, Bu nedenle, davalı şirketin sözleşmenin yapıldığı 10.09.2005 tarihinden itibaren günümüze kadar albümün satışından elde ettiği ve halen de elde etmekte olduğu geliri sözleşmede belirlenen %50 oranında davacıya ödemesi ve davacının mali haklarını kullanamaması nedeniyle uğramış olduğu maddi zararı tazmin etmesi gerekmekte olduğunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 81. maddesi uyarınca, Kültür ve Turizm Bakanlığının kontrolü dahilinde, fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmalarının ve taklit edilmelerinin önlenmesi amacıyla bandroller kullanılmaktadır. Nitekim, İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile davacıya ait kaç adet bandrol düzenlendiği tespit edilebilecek olduğunu, aynı zamanda, "..." adlı internet satış platformunda da davacının albümünün satıldığı görülmüş olduğunu, ilgili şirkete müzekkere yazılarak kaç adet albümün satıldığı da tespit edilebilecekt olduğunu, Görüldüğü üzere, dilekçede yer alan tüm mahkeme kararlarında sanatçının mali haklarının korunmuş ve müzik şirketlerinin eserlerin satımından elde ettiği gelirlerin sanatçıya ödenmesine karar verilmiş olduğunu, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, öncelikle HMK 389.md ve FSEK 56.md kapsamında haksız kazancı ve davacının uğradığı zararın artmasını önlemek adına ihtiyati tedbir konularak "..." isimli albümün satışlarının durdurulmasına,

TBK 26,27 ve 28.maddeler çerçevesinde davalı ile davacı arasındaki 10.09.2005 tarihli Sözleşmesi ve 28.12.2005 tarihli Edisyon Sözleşmesi'nin davacının iradesinin sakatlanarak ve gabin hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek geçersiz kılınmasına, İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının albümünün satış yapılan bandrollerin sayısının tespit edilmesine, "..." Şirketi'ne müzekkere yazılarak satılan albümlerin sayısının ve elde edilen gelirin tespiti, Sözleşme'nin yapıldığı 10.09.2005 tarihinden bu yana elde edilen gelirlerin sözleşme hükmü uyarınca %50'sinin davacıya iadesine, davacının maddi haklarının ihlali ve zararı uğraması nedeniyle tahkikat sonucunda tam kesin olarak zararın belirlenebilir olacağından Sayın Mahkemenizce yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde zararın tutarının tespiti ile fazlaya dair talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalı ödenmesine karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep etmekte olduğunu, şeklinde beyan ve talep edildiği görülmektedir.

SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, taraflar arasında 10.09.2005 tarihli sözleşme imzalanmış olup söz konusu sözleşme ile davacı kendisine ait sözleşmeye konu eserlerin çoğaltma, yayma, pazarlama, icra edilme, yayımlanma, ticaretini yapma, lisans hakları, telif ücretinin tahakkuku gibi çeşitli haklarını davalı şirkete devretmiş olduğunu, devir işleminin ayrıntısı ilgili sözleşmenin bilhassa Sözleşmenin Konusu başlıklı 2. Maddesinde ve "Yaratıcı'nın Devrettiği Haklar" başlıklı 3. Maddesinde belirtilmiş olduğunu, ayrıca sözleşmede yer alan diğer hükümler de devrin içeriğini, bağlantılarını ve özellikle de şartlarını açıkça düzenlemiş olup taraflar özgür istençleriyle sözleşmeyi imzalamayı kabul, beyan ve taahhüt etmişler ve neticeden 10 yıllık bir sözleşme süresini (süresinde yazılı ihbar olmadığı müddetçe 5 yıl süre ile yenilenecek) kapsayacak biçimde usul ve yasaya uygun olarak imzalanmış olduklarını, son derece açık ve net hükümler içeren 10.09.2005 tarihli sözleşmeden hareketle dava dilekçesinde yer alan iddiaya yanıt vermek gerekirse, Sayın Mahkeme, davacı vekili dilekçesinde her ne kadar "Anılan sözleşme uyarınca, davalı tarafından üretilen eserlerin mali hakları belirli bir süre için davalı şirkete devretmiş olduğunu, ancak, bu hakların devri, davalıya belirli bir oranda telif ücreti ödemesi şartına bağlı olduğunu” şeklinde bir şarta bağlılık ileri sürmüşse de sözleşme bağlamında böyle bir hüküm bulunmamakta olduğunu, Mali hakların devri hususu, davalı şirketin net gelir üzerinden brüt %50'sinin davacıya ait olacağı hükmüyle ilişkili olarak kararlaştırılmadığını, sözleşmenin "Yaratıcı'ya Ödenecek Royaltiler" başlıklı 4. Maddesinde açıkça hangi gelir üzerinden nasıl bir oranda davacıya ödeme yapılacağı belirtilmiş olup sözleşmenin "Değişik Hükümler" başlıklı 5. Maddesinde ise telif hesabının sunumunun ve incelemesinin hangi usullerde olacağı belirtilmiş olduğunu, davacıya ödenmesi kararlaştırılan brüt %50 oranın, yurt içi ve yurt dışından elde edilecek net telif geliri üzerinden hesaplanacağı da açık ve net olarak sözleşmede belirtilmiş olduğunu, öte yandan bu net telif gelirinin incelenmesi ve değerlendirilmesine dair usul sözleşmede "değişik hükümler" kapsamında ifade edilmiş olduğunu, bu durumda öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı yan mali hakların davalı şirkete devrinin şarta bağlandığı iddiasında haksız ve isabetsizdir. Sözleşmenin lafzi hükümlerinde ve ruhunda böyle bir şart bulunmamakta olduğunu, öte yandan dilekçenin alakalı bölümünde daha detaylıca temellendireceğimiz üzere, davacıya ödenmesi planlanan royaltiler, ilgili albümün, sektörde hakim olduğu üzere 50.000,00 adet satması sonrasında net olarak (yapımcının masraf ve harcamaları düşüldükten sonra) elde ettiği telif gelirinin brüt %50'si şeklinde olduğunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğünden gelen 13.12.2024 tarihli müzekkere yanıtlarının incelenmesi neticesinde toplam bandrol sayısının 4000 adeti geçmediği görülebilecek olduğunu, hal böyleyken net telif gelirinin ortaya çıktığı hususunda davacı yan yanılmış ve haksız bir şekilde ödeme talep etmiş olduğunu, Mahkeme, sizin de bildiğiniz üzere "Net gelir" "hasılat veya ciro; belirli bir dönemdeki ticari faaliyet neticesinde yapılan masraf ve giderlerin düşülmesi sonucu elde edilen gelirdir. Bu gelirden satışların maliyetinin ve giderlerin düşülmesiyle net kâr hesaplanır." şeklinde tanımlanabilecek olduğunu, yani sözleşmede belirtilen net gelir, davalı şirketçe albümün yapımı, dağıtımı ve satım faaliyetlerine yönelik yapılan harcamaların ve masrafların düşülmesi şeklindeki sektörel bazda teamül 50.000,00 (elli bin) adet albüm satışı sonrası ortaya çıkan gelir miktarı şeklinde hesaba katılmak üzere tanımlanan gelir olduğunu, kısaca ilk 50 bin albüm satışı müzik camiasında yapımcının giderlerini ve her türlü masrafı karşıladığı paydır, bu sayıya kadar sözleşmenin yaratıcı tarafındaki kişilere bir ödeme yapılması mümkün olmadığını, ancak albüm satışının 50 bin sayısını aşması sonrasında net gelir kavramı gündeme gelebilecek olduğunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve internet satış sitelerinden gelen müzekkereler bandrol sayısını ortaya koymakta olup net gelirin paylaşılmasını gerektirir satış sayısına ulaşılmadığı açıkça tespit edilmiş olduğunu, Davacının net gelirden brüt %50 almasını gerektirir koşulların oluştuğu iddiası isabetsiz olduğunu, Mahkeme, Telif Hakları Genel Müdürlüğünce yazılan 13.12.2024 tarihli müzekkere cevabından da görüleceği üzere "..." adlı albüme ilişkin kayıt tescil belgesi, dosya muhteviyatı ve bandrol tutanakları gönderilmiş olduğunu, söz konusu evraklar dahilinde ... tarih ... Yevmiye Numaralı ...

2.Noterliği'nce tanzim edilmiş davacının bizzat imzasının yer aldığı muvafakatname ve yetki belgesi bulunmakta olduğunu, yanı sıra 13.09.2005 tarihli müzik eserleri beyannamesi, ... tarih ... sayılı davalı şirketin eser sahibi olduğunu belirtir eser işletme belgesi de müzekkere yanıtı dahilinde olduğunu, Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğünce 22.09.2005 tarihinde 3000 adet, 30.12.2008 tarihinde 500 adet, 09.03.2015 tarihinde 500 adet olmak üzere toplam 4000 adet bandrolün teslim edildiğine dair bandrol teslim tutanakları da dosyaya girmiş olduğunu, Söz konusu belge ve evraklar, davacının eserlerinin izinsiz kullanıldığı, davacının mali haklarının ihlal edildiği iddialarını çürütür nitelikte olup dava dilekçesinde ileri sürülen beyanların hukuka ve hakkaniyete aykırı konumlandığını göstermekte olduğunu, davalı şirketin mali hakları kullanımı usule ve mevzuata uygun olarak hazırlanmış sözleşme ve muvafakatnameye dayanmakta olduğunu, yıllar boyunca taraflar arasında işler olan sözleşmenin bu aşamada davacı tarafça ileri sürülen geçersiz kılınması gerektiği savının hukuki bir dayanağı bulunmamakta olduğunu, dava dürüstlük kuralına aykırı olarak iyi niyet hükümleriyle çelişir biçimde sözleşmenin tanziminden yaklaşık 20 yıl sonra açılmış olup bu süre zarfında cayma hakkı kullanılmadığında sözleşme doğal olarak yürürlükte kalmaya dahi devam etmiş olduğunu, Mahkeme, yukarıda gerekçeleri tarafımızca açıklandığı üzere işbu dava dürüstlük/iyiniyet kuralına ve hukuka aykırı olarak açılmış olduğunu, taraflar arasında tanzim edilmiş olan sözleşme ve muvafakatnameler dengeli ve hakkaniyetli biçimde usul, TBK ve FSEK mevzuarına uygun olarak düzenlenmiş ve serbest istenç ile imzalanmış olduğunu, davacı, mevzuata uygun olarak davalı şirkete tam yetki devrinde bulunmuş olup bu husus sözleşmeler ve muvafakatnameler ile hüküm altına alınmış olduğunu, davalı şirketin, davacının mali haklarını ihlal ettiği, telif hakkı net geliri üzerinden brüt ödeme yapması gerektiği, davacının mali haklarını kullanamadığı gerekçesiyle maddi zarara uğradığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin TBK hükümlerine göre geçersiz kılınması gerektiği ve davalı şirketin haksız olarak elde ettiği iddia edilen maddi menfaatlerin davacıya iadesi gerektiği yönündeki beyanlar hukuki dayanaktan yoksun olup cevap dilekçemiz boyunca hukuki bir şekilde dayanaklarımız ileri sürülmüşt olduğunu, sözleşmeler kapsamında davalı şirketin davacıya ödemesi gereken gelir payı ve davacının mali haklarının ihlal edilmesinden doğan maddi tazminat borç ve ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, usul ve yasa dayanak olmak üzere davacı yanca ileri sürülen her nevi talebin reddini talep etmiştir.

Bilirkişiler ... ..., ... , ...ve ...24.11.2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Bilişim İnceleme ve değerlendirme neticesinde; İnceleme Konusu ve Kapsamı: Mahkemece tevdi edilen dosya kapsamında, dava konusu olan “...” isimli müzik eserinin veya albümün çevrim içi platform olan (...) satışının sürüp sürmediği hususunda bilişim incelemeleri gerçekleştirilmiş olup, incelemeler 22.10.2025 tarihinde, belirtilen internet siteleri üzerinde canlı erişim ve sayfa içeriği analizi yoluyla yapıldığı, Tespit Edilen Teknik Bulgular: İnceleme tarihinde Hepsiburada.com platformu üzerinde yapılan sorgulamada, “...” ifadesiyle eşleşen 1 adet ürün tespit edildiği, bu ürünün “...” başlığıyla aktif satışta bulunmakta ve sistem üzerinde yayında olduğu görüldüğü (Bknz: Resim-1 ve Resim-2 ekran görüntüleri), Satıcı Detayları:

Davacı tarafından belirtilen pazaryeri platformu olan “...” internet sitesinde yer alan ”...” adresindeki mağaza profil sayfasında, dava konusu ürün satışlarının gerçekleştirildiği “...” isimli mağaza hesabına ait satıcı bilgilerinin Satıcı Ünvanı: “...”, Şehir: “...” ve MERSİS Numarası: “...” şeklinde olduğu tespit edildiği Sektörel İnceleme ve değerlendirme neticesinde; Sektörel teamüller göz önünde bulundurularak ilk 50.000 adet albüm satışı müzik camiasında yapımcının giderlerini ve her türlü masraflarını karşıladığı ifadesi pay olarak düşünülemeyeceği bu nedenle, her bir Albümün yapım maliyetinin değişkenlik gösterebileceği, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden gelen 13.12.2024 tarihli müzekkere cevabının incelenmesi neticesinde, dava konusu müzik albümünde toplam bandrol sayısının 4000 adedi geçmediğinin ifade edildiği ,ancak, bu 4000 adet bandrol alınmasının da albümün 4000 adet satışı anlamına gelmediği, her türlü takdir ve değerlendirme sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre dava konusu müzik albümünün, ne kadar satış yaptığı hususunun beyana dayalı mali incelemeler neticesinde ortaya çıkacağının sektörel tespit olarak görüldüğü, Mali İnceleme ve değerlendirme neticesinde;

Davalı tarafın arşiv kayıtlarında ulaşılan 2015 sonrası fiziki ,2020 yılı sonrası E Arşiv faturalar, 2018 yılı sonrası ticari defterler inceleme sonucu davaya konu edilen "..." adlı albüme ait bir muhasebe gelir kaydına rastlanılmadığı, Davaya konu albüm için değişik tarihlerde alınan 4000 adet Bandrolün yapılan satışlara bağlı olarak alındığı ve son alınan bandrol hariç(2015 yılı ve sonrası fiziki fatura kontrollerinde bir satış kaydına rastlanılmadığından) 3500 adetinin satılmış olabileceği dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 28.880,00 TL toplam satış geliri %50 orandan davacı payı 14.440,00 TL, davacı talebi olan gecikme faizi için 14.440 ,00 TL ye yasal faiz oranından 20.700,18 TL gecikme faizi hesaplandığı, FSEK İnceleme ve Değerlendirme Neticesinde; Taraflar arasında imzalanmış sözleşmelerin kanunun aradığı koşulları taşıdığı, “...” isimli albümün fonogram yapımcısının davalı olduğu Sözleşme Hukuku İnceleme ve Değerlendirme Neticesinde; FSEK Madde 52 kapsamında davaya konu 10.09.2005 tarihli sözleşme ve 28.12.2005 tarihli edisyon sözleşmesi'nin davacı ile davalı arasında geçerli şekilde kurulduğu, Sözleşmelerde taraflar arasında aşırı yararlanma (gabin) şartlarının oluşmadığı, görüş ve kanaatine varmışlardır.

Davacı vekili 14.01.2026 tarihli ıslah dilekçesi ile; Mahkeme nezdinde görülen 07.01.2026 tarihli duruşmada taraflarına ıslah için 7 günlük kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla işbu dava kapsamındaki taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda 14.440 TL müvekkiline ait payı ve 20.700,18 TL olarak hesaplanan yasal faiz ile birlikte 34.140,18 TL arttırarak 35.140,18 TL'ye ıslah ettiklerini bu kapsamda davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalığın; maddi tazminat istemi ile davaya konu albüm üzerinden davacıya haklarının iadesi ve tedbir kapsamında açıldığı tespit edildi.

Tüm dosya içeriği incelendiğinde;

Davacı tarafından ..." isimli albümün satışlarının durdurulması,

TBK 26,27 ve 28.maddeler çerçevesinde davalı ile davacı arasındaki 10.09.2005 tarihli Sözleşmesi ve 28.12.2005 tarihli Edisyon Sözleşmesi'nin davacının iradesinin sakatlanarak ve gabin hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek geçersiz kılınmasını, Sözleşme'nin yapıldığı 10.09.2005 tarihinden bu yana elde edilen gelirlerin sözleşme hükmü uyarınca %50'sinin davacıya iadesine karar verilmesi talep edilmiştir. FSEK IV – Şekil: Madde 52 “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.”

10.09.2005 tarihli sözleşme incelendiğinde; Sözleşme Madde 3’te sözleşmeye konu haklar ayrı ayrı belirtilmiş ve Madde 4’te mali haklar belirtilmiştir.

28.12.2005 tarihli ek sözleşme ile 10.09.2005 tarihli sözleşmenin yürürlükte olduğu, 16 adet eserin mali haklarının devredildiği tespiti yapılmış olup, 28.12.2005 tarihli fesihname ile tarafların ibralaştığı ve dava konusu albüm üzerindeki hakların davalıda olduğu kararlaştırıldığı tespit edilmiştir.

Yapılan incelemede imzalanan sözleşmelerin FSEK Madde 52 kapsamında geçerli ve ifa edilebilir olduğu, yukarıda belirtili kanun maddesini uygun olarak yazılılık ve hakların ayrı ayrı gösterilmesi koşullarına riayet edildiği, kanuni olarak bir eksikliğin bulunmadığı mahkememizce tespit edilmiş olup, dosya kapsamına sunulu bilirkişi raporu ile de bu husus tevsik edilmiştir. Davacı yanın bir diğer iddiası olan Aşırı yararlanmanın (Gabin) tespiti hususunda ilk olarak objektif şart yönünden inceleme yapılması gerekmektedir. Objektif şartın değerlendirmesinde esas alınacak veri, edimler arası açık bir nispetsizliğin olması kabul edilmiştir. Karşılıklı edimleri kapsayan bir sözleşmede edimler arasında açık, derhal göze çarpan bir nispetsizlik olmalıdır.

Somut olay yönünden incelediğinde Sözleşmeler kurulduğunda davacı yanın yaşı itibari ile Türk Medeni Kanunu m. 8 vd. gereği hak ehliyeti, fiil ehliyeti ve ergin olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme m.4 göre brüt ücretin yarısı davalı tarafından davacıya ödeneceği düzenlendiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmede aşırı yararlanma şartlarının oluşmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmelerin geçerli olduğu husunun gerek TBK gerek FSEK gerekse de sektör bilirkişisinin de yer aldığı sektörel değerlendirmeleri ihtiva eden bilirkişi raporu ile de sabit olduğu,

TBK 26,27 VE 28 madde kapsamında davacı yanın iradesini sakatlayacak bir unsura rastlanılmadığı ve gabin şartlarının oluşmadığı, davacı yanın özellikle TBK 26,27 VE 28. Madde kapsamındaki ön önemli delillerden olan tanık delili kapsamında mahkememizce verilen kesin süreye rağmen tanık listesi de sunmadığı, iradesinin sakatlandığı ve gabin iddiası noktasında inceleme yapıldığında imzalanan sözleşme içeriklerine göre bir veri olmadığı gibi bunu ispatlamaya muktedir delil olmadığı anlaşılmakla, davacı yanın bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında FSEK Madde 52 kapsamında davaya konu 10.09.2005 tarihli sözleşme ve 28.12.2005 tarihli edisyon sözleşmesi'nin davacı ile davalı arasında geçerli şekilde kurulduğu, Sözleşmelerde taraflar arasında aşırı yararlanma (gabin) şartlarının ve davacı aleyhine iradesini sakatlayacak bir unsurun oluşmadığı değerlendirilmiştir.

FSEK m. 58/1 düzenlemesine göre mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir. Ancak dosya incelendiğinde davacının sözleşmeden caydığına dair bir beyana rastlanılmadığı gibi 10.09.2005 tarihli sözleşmenin 28.12.2005 tarihinde karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiği görülmüştür. Sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin belge incelendiğinde sona ermenin davacının ileride meydana getireceği eserlere ilişkin olduğu, “...” isimli albüm üzerindeki mali hakların davalı nezdinde bırakıldığı görülmüştür. Bu sebeple davacının FSEK m. 58/1 düzenlemesi kapsamında sözleşmeden cayma beyanı bulunmadığı dikkate alındığında bu sözleşmenin söz konusu albüm için yürürlükte olduğu değerlendirilmiştir.

Anılı sebeplerle davacı vekilinin dava dilekçesi sonuç ve istem bölümü 3. Maddesi kapsamında talep ettiği hakların iadesi talebinin yerinde olmadığı, anılı bilirkişi raporları ile usul ve yasaya uygun olarak yapılan tespitler ve yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında taraflarca imzalanan sözleşmelerin kanunda aranan şartları taşıdığı, geçerli ve ifa edilebilir olduğu, bu durumda davalı yanın albüm üzerindeki hakları usul ve yasaya uygun olarak aldığı, davacının FSEK m. 58/1 düzenlemesi kapsamında sözleşmeden cayma beyanı bulunmadığı dikkate alındığında bu sözleşmenin söz konusu albüm için yürürlükte olması sebebi ile hakların iadesi talebinin uygun olmadığı ve yine davalı yan albüm üzerindeki hakları sebebi ile albüm üzerindeki satıştan elde edilen gelirin durdurulması kapsamındaki tedbir isteminin yerinde olmadığı değerlendirilmiş anılı sebeple Davacıya hakların iadesi talebi ve ihtiyati tedbir istemlerinin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.

Davacı vekili tazminat isteminde bulunmuş, dava dilekçesi ile alacak istemini 1.000,00 TL olarak göstermiş, ıslah dilekçesi ile 35.140,18 TL'ye yükseltmiş olup, davacı vekili maddi tazminat isteminin dayanağını dava dilekçesi sonuç ve istem bölümü 2 ve 3. Maddelerde açıklamış, dayanağını 3. Madde kapsamında izinsiz kullanım sebebi ile maddi zarar 2. Madde kapsamında ise sözleşme gereği ödenmesi gereken elde edilen gelirin %50'si olarak göstermiş olup;

Mahkememizce yapılan incelemede yukarıda da değinildiği üzere usul ve yasaya uygun olarak taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ışığında davalı yan albüm üzerindeki hakları devraldığı, iş bu sebeple albüm üzerindeki kullanımlarının izinsiz olmadığı bu meyanda davacı yanın alacak isteminde bulunamayacağı ancak sözleşmenin açık hükmü gereği davacı yana elde edilen gelirin % 50'sinin ödenmesi gerekeceği, davacının ancak bu meyanda alacak isteminde bulunabileceği, davacı tarafın davalının elde ettiği gelirin neler olduğu, ne kadar gelir elde ettiğini ispat ile mükellef olduğu, bunun ispatı için ancak taraflarca süresi içeresinde dayanılan beyanlara ve sunulu delille göre değerlendirme yapılabileceği, davacı yanın davalının elde ettiği gelirin albüm satışları ve Hepsi Burada platformunda yapılan satışlara dayandırmış olup, dilekçeler teatisi içerisinde harici olarak davalının elde ettiği gelirin bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa neler olduğu noktasında bir somut açıklama yer almadığı gibi albüm satışlarının delili olan bandrol kayıtları ile ...platformu için müzekkere yazılması yönündeki delil haricinde davalının başkaca bir gelir elde ettiğini ispata matuf süresi içinde bir delile dayanmadığı ve bu yönde süresi içinde açık bir delil celbi talebinin bulunmadığı, nitekim cevaba cevap dilekçesinde "Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğünce 22.09.2005 tarihinde 3000 adet, 30.12.2008 tarihinde 500adet, 09.03.2015 tarihinde 500 adet olmak üzere toplam 4000 adet bandrolün teslim edildiğine dair bandrol teslim tutanakları da dosyaya girmiştir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelen 13.12.2024 tarihli müzekkere cevabında ve davalının da cevap dilekçesinde ikrar ettiği üzere; müvekkilimin "..." adlı albümüne ilişkin 4000 adet bandrol tespit edilmiştir. "..." unvanlı ...A.Ş.'den müzekkere cevabında da 37 adet albümün satıldığı görülmektedir. Davalı şirket tüm bu satışlardan gelir elde etmesine ve müvekkilime de elde edilen gelirin %50'sini ödeyeceği sözleşme ile kararlaştırılmasına rağmen müvekkilime 1 kuruş bile ödeme yapılmamıştır. Davalı yan, sözleşme hükümleri gereği müvekkilimin albümünün satışından elde ettiği gelirin yarısını müvekkilime faiziyle birlikte ödemekle yükümlüdür." şeklinde beyan var olup, bu beyanında davacı yanın gelir tespiti için albüm satışları ve Hepsi Burada kayıtlarına dayandığının göstergesi olduğu, yukarıda da değinildiği üzere davacı tarafın süresi içerisinde gelir tespiti kapsamında harici bir spesifik açıklama ile delil bildirimi olmadığından, mahkememizce gelirin tespiti amacı ile bandrol kayıtları ile aynı zamanda ... verileri incelenmiş ayrıca davalı yanın ticari defter kayıtları incelenmiş olup, dosya kapsamına alınan 24/11/2025 tarihli rapor ile usul ve yasaya uygun olarak hesaplama yapıldığı, ... platformunda yapılan incelemede davacının bahsini geçtiği albüm satışının satıcı bilgilerinin davalı ile uyuşmadığı gibi satıcının davalı ile bağının tespit edilemediği, dolayısı ile bahsi geçen platform üzerindeki satış işleminden kaynaklı davanın ilgili satıcıya yöneltilebileceği, Davaya konu albüm için değişik tarihlerde alınan 4000 adet Bandrolün yapılan satışlara bağlı olarak alındığı ve son alınan bandrol hariç(2015 yılı ve sonrası fiziki fatura kontrollerinde bir satış kaydına rastlanılmadığından) 3500 adetinin satılmış olabileceği dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 28.880,00 TL toplam satış geliri %50 orandan davacı payı 14.440,00 TL olarak belirlendiği, hesaplamanın yerinde olduğu, satışı yapılan 3.500 adedin 3.000 tanesinin 30.12.2008, 500 tanesinin ise 09.03.2015 tarihine kadar satışının yapıldığı, 3.000 adet bandrol yönünden satışların tamamlandığı tarih olan 30.12.2008 tarihine kadar yapılan satışlardan davacının payına düşen rakamın 12.330,00, 500 adet bandrol yönünden satışların tamamlandığı tarih olan 09/03/2015 tarihine kadar yapılan satışlardan davacının payına düşen rakamın 2.110,00 TL olduğu, faiz başlangıç tarihlerinin de ikili ayrıma gidilerek 3000 bandrol yönünden satışlarının tamamlandığı 30.12.2008, 500 Bandrol yönünden satışların tamamlandığı 09/03/2015 tarihinin baz alınmasının yerinde olduğu zira satışların yapıldığı dönem aralığına göre ortalama fiyat tespit edilerek o döneme ilişkin gelir tespit edildiğinden satışının tamamlandığı tarihin faiz başlangıcı olarak belirlenmesinin yerinde olduğu ancak tespiti yapılan 14.440,00 TL alacak üzerinden mahkememizce faiz başlangıçları belirterek hüküm kurulacak olmasına rağmen bilirkişilerin ayrıca faiz hesabı yapılmasının yerinde olmadığı, iş bu sebeple davacı yanın tespiti yapılan alacağa, dava tarihine kadar işleyecek faizi de eklemek suretiyle ıslah işlemi yapması yerinde olmayıp, anılı sebeplerle ıslah ile 35.140,18 TL olarak belirlenen tazminat davasının 14.440,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş kabule konu alacağa, davanın mutlak ticari dava olması, davalının tacir sıfatı ile dava konusu albüm üzerinden ticari faaliyeti kapsamında gelir elde etmesi sebebi ile talep gibi ticari faiz işletilmesine karar verilmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM

1.Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE -14.440,00 TL alacağın 12.330,00 TL olan kısmına 30.12.2008, 2.110,00 TL olan kısmına 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla alacak isteminin reddine, -Davacıya hakların iadesi talebi ve ihtiyati tedbir istemlerinin ayrı ayrı reddine,

2.Davanın kabulüne konu değer üzerinden davalı taraftan alınması gereken 986,39 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 427,60 TL peşin harç ile 2.500,00 TL ıslah harcının toplamı olan 2.927,60 TL harçtan mahsubu ile ile fazla yatan 1.941,21 TL harcın kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı yandan alınması gereken 986,39 TL harcın, davacı tarafça karşılanmış olması sebebi ile 986,39 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

3.Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 46.099,60 TL yargılama giderenin kabul ve ret oranları nazara alınarak 18.943,50 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 14.440,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

6.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan( tarifenin 13/3 maddesi de nazara alınarak) 14.440,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

7.Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokuluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.11/03/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog