5. Ceza Dairesi 2024/12170 E. , 2025/13575 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKİ SÜREÇ A.
İlk Derece İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2021/829 Esas, 2023/358 sayılı Kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereği beraat kararı verilmiştir. B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde 25.06.2024 tarihli ve 2023/1574 Esas, 2024/1191 sayılı Karar ile İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1 ve 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 12.000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi
İstinaf Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükmüne konu suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, maddi olayların kararda belirtildiği gibi olmadığına, eksik inceleme yapıldığına, teşdit gerekçelerinin ve hak yoksunluklarına ilişkin kararın da usul ve yasaya aykırı olduğuna, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ve sair hususlara yöneliktir.
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığına, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararına ek olarak taksirle organ kaybına neden olacak şekilde yaralama suçundan cezalandırılması için kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara yöneliktir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, "Davasız yargılama olmaz" ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Kamu davasına dayanak teşkil eden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2021 tarihli ve 2021/27919 sayılı İddianamesinde "Katılanın 26.09.2017 tarihinde ... Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde over kisti ve stres inkontinans teşhisleri ile ameliyat olduğu, ameliyat sonrası ağrılarının şiddetlenmesi üzerine bu kez ... ve Araştırma Hastanesine gittiği, bu hastanede yapılan muayene ve tetkikler sonucunda sol böbreğine giden kanalın daha önceki ameliyat sırasında dikilmesi sebebiyle sol böbreğin kullanılamaz hale gelip uzuv kaybı oluşması nedeniyle sanığın katılanın taksirle yaralanmasına neden olduğu" iddia edildiği halde istinaf mahkemesi tarafından; "... ameliyattan sonra uzun süre sol yan ve kasık ağrısı olduğu bildirilen katılandan üriner ultrasonografi veya diğer görüntüleme tekniklerinin istenmemesi şeklindeki eksik ve kusurlu eyleminin, değişen suç vasfına göre 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesindeki ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı kabul edilerek sanığın bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle iddianamenin dışına çıkılarak" 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın dava konusu edilen eylemin, katılanın mağduriyetine yol açtığı, giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararın belirlenmediği gözetilerek, aynı Kanun'un 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "sanığın mağdurun zararlarını karşılamadığı" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar aynı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine 53/1. maddesinde sayılan tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına hükmolunması ve yasaklılık süresinin "75 gün" yerine "2 ay 15 gün" olarak belirlenmesi, Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca gereği hükmü bozulan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.11.2025 tarihinde karar verildi.