Esas No
E. 2023/35
Karar No
K. 2026/48
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/35 Esas
KARAR NO: 2026/48
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/01/2015
KARAR TARİHİ: 19/02/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili, müvekkili şirketin ... logosu ile yayın yapan televizyon kanalının yayın hakkı sahibi olduğunu, müvekkili şirketin kendi iç bünyesinde 2011 ile 2013 yılları arasında 362 bölüm halinde "..." isimli bir yarışma programı hazırladığını ve yayınladığını, programın yayınlandığı dönemde ...'in müvekkili şirket kanalının Genel Yayın Yönetmeni, ...'in ise ... Direktörü sıfatları ile müvekkili şirketin personeli olarak çalıştıklarını, programa televizyon izleyicilerinin yoğun ilgi göstermesi nedeni ile programın ana fikri ve işleyişi baz alınarak hazırlanan "..." isimli yanşma programının yapım ve yayını konusunda, müvekkil şirketin çalışanı iken şirketten ayrılarak davalı şirketi kurmuş olan ... ile anlaşmaya varıldığını ve bu kapsamda davalı ...Tic. A.Ş ile 15 Eylül 2014 tarihli Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalının üretilecek programın isim ve marka hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu ve isim ve markanın müvekkil adına tescili için TPE'ye başvuruda bulunulması halinde buna herhangi bir itirazının olmayacağını gayri kabili rücu kabul ve taahhüt etiğini, bu şekilde davalı şirketin "..." isimli yarışma programının yapımcılığını/prodüksiyonunu üstlendiğini, programın yapımı için gerekli stüdyo, kamera, ışık, ses v.s gibi tüm alt yapısının müvekkili şirket tarafından sağlandığını, davalının sözleşme ile yapımcılığını üstlendiği programın adı ve formatı üzerindeki Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan doğan çoğaltma, yayma, işleme, temsil, ses ışık ve görüntü nakline yarayan her türlü araçla umuma iletim ve yeniden iletim haklarını herhangi bir yer, sayı, muhteva ve süre ile sınırlı olmaksızın münhasıran müvekkili şirkete devrettiğini, bu şekilde yürürlüğe giren sözleşmeye uygun olarak dava konusu yarışma programının 15 Eylül 2014 tarihinden itibaren 21 Aralık 2014 tarihine kadar 14 haftalık bir periyodu kapsamak üzere hafta içi her gün ve Cumartesi günleri de final bölüm olarak müvekkili ... ekranlarında yayınlanmaya başlandığını, programın ilk sezon yayınları devam ederken müvekkili şirket tarafından davalı yapımcıya programın ikinci sezon bölümleri için sözleşmenin uzatılacağı hususunun bildirildiğini, tarafların buna uygun olarak yeni bölümlerin yapımı ve yayını hususunda mutabakata vardıklarını, bu kapsamda davalı tarafından yeni sezon bölümleri için yarışmacı seçmelerine başlanıldığını, ayrıca yeni bölümlerin yayınlarına 22 Aralık 2014 tarihinden itibaren devam edeceğinin bizzat davalı tarafından kamuoyuna ilan edildiğini, ayrıca ikinci sezona ilişkin olarak müvekkili şirketin yükümlülüğü olmamasına rağmen bölüm ücretlerine arttırım yaptığını, bu aşamalarda çeşitli medya organlarında programın bir başka yayın kuruluşuna transfer edildiği yönünde haberler çıkmaya başladığını, yapımcı firma yetkililerine bu haberler sorulduğunda konuyu yalanladıklarını, ek protokolün de imzada olduğunu bildirdiklerini, buna rağmen bu kez bazı reklam verenler ve ajansları tarafından "..." isimli yarışmanın yeni sezon bölümlerinin dava dışı ... logolu televizyon kanalında yayınlanacağı belirtilerek kendilerinden reklam vermeleri talebinde bulunulduğu haberini aldıklarını, reklam verenlerden alınan duyum üzerine ... tarihinde ...

25.Noterliği'nin ... Yevmiye nolu İhtarnamesi keşide edilerek davalı yandan bu haberleri tekzip etmesi ve ek protokolü imzalanarak gönderilmesinin istenildiğini ancak davalının tekzip etmediğini, ...

19.Noterliği'nin ...tarih ve ... Yevmiye sayılı ihtarnamesi ile tamamen gerçeğe aykırı olarak müvekkili şirketin "sürekli olarak sözleşmede belirlenen vadelerden sonra ve geç ödeme yaptığını, bu nedenle şirketlerinin ciddi derecede zarara uğradığını ve mağdur olduğunu, akdin bu nedenle kendileri için çekilmez olduğunu" ileri sürerek haksız ve hukuka aykırı olarak 21 Aralık 2014 tarihinden sonra yapım sözleşmesine devam etmeyeceklerini, sözleşmenin yenilenmeyeceğini ve uzatılmayacağını, sözleşmenin 21,12.2014 tarihi itibariyle fesih edildiğini, hali hazırda ödenmemiş alacaklarının da derhal ödenmesini ihtar ettiğini, olayda çekilmezlik halinin mevcut olmadığını, müvekkili şirket tarafından yasal ve sözleşmesel olarak hiçbir taahhüt olmamasına karşın programın ratingleri artmaya başladığında bölüm ücretlerine davalı yararına % 50 oranında zam yapıldığını, davalının sadece daha fazla para kazanmak hırsı ile sözleşmeyi feshettiğini, ileri sürdüğü fesih sebebinin gerçek dışı olduğunu, ilaveten davalının ilk sezonun final bölümünün canlı olarak yayınlayacağını duyurmuş iken final bölümü banttan yayınlandığını, sadece son beş-on dakikalık kısımda canlı yayına geçildiğini, programın jüri üyelerinden olan ... ve ...'in yayının yapıldığı saatlerde instagramdan fotoğraf yayınlayarak adeta başka yerde olduklarını gösterme gayreti içine girdiklerini, yaşanan tüm bu gelişmeler gerek izleyicilerin gerekse basının inanılmaz tepkisini çektiğini, hatta olayın basında hayal kırıklığı, fiyasko, skandal, rezalet v.s. gibi başlıklarla haberleştirildiğini, müvekkili şirketin ticari itibarının ağır zarara uğratıldığını, kamuoyu nezdinde küçük düşürüldüğünü, seyircinin finale jüri ve diğer yarışmacıların katılmamasını müvekkili şirkete mal ederek ağır eleştirilerde ve suçlamalarda bulunduğunu, bu olayın yarışmanın ... tarafından transfer edilmesinden kaynaklandığını bildirdiklerini, sonrasında davalının aynı isim ve format ile ... de yayınlanmak üzere program yapımına başladığını ve ilk bölüm yayınının 12 Ocak 2015 tarihinde gerçekleştirildiğini, sözleşmeyi haksız feshetmekle kalmayıp programın birinci sezon finalini açıkça sabote ettiğini ve müvekkili şirketi izleyici tepkilerine maruz bıraktığını, tüm bu eylemlerini müvekkili şirketin emek ve yatırımını bir başka televizyon kanalına taşımak amacıyla yaptığından bahisle davalının müvekkili ile akdettiği sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı olarak süresinden önce feshetmesi nedeniyle işbu feshin haksızlığının tespitine, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davanın kabulü ile bilirkişi marifeti ile zararın tespiti, akabinde müddeabihi arttırma hakkı saklı kalmak koşulu ile, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile uğradığı kâr mahrumiyetinden şimdilik 1.000.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine, yine davalı yanın haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeni ile 500.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, talep edilen alacaklara dava tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ettiği,

13.03.2019 tarihli dilekçesi ile de; tahsilde tekerrüre yol açmamak üzere ve fazlaya ilişkin her türlü haklarını saklı tutarak, asıl davada 1.000.000,00TL olan taleplerini 8.492.318,00 TL artırdıklarını, 15.09.2014 tarihli Sözleşmenin davalı ... A.Ş. tarafından haksız feshedildiğinin tespitine; müvekkilinin haksız fesih neticesinde mahrum kaldığı kârının 11.075.642,60 TL ve maddi zararının ise 353.304,52 TL olduğunun tespitine ve dava ikamesinde talep ettiğikleri 1.000.000,00TL tutarının 8.492.318,00TL arttırılması neticesinde ulaşılan 9.492.318,00TL'nin bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 500.000,00 TL manevi tazminatın bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, asıl dava ile birleşen davada da tüm talepler yönünden haklılıklarının sûbuta erdiğini, fazlaya ilişkin talep hakları ve programın aynı format ve değişen isimle ...televizyon kanalında davadan sonraki yayın dönemlerinde de devam ettirilen yayınlarına ilişkin dava ikame etme hakları saklı kalarak, "..." isimli programın format ve adı üzerindeki hakların müvekkiline ait olduğunun ve davalıların müvekkilinin program formatı ve adı üzerindeki haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, FSEK madde 68/1 uyarınca varsayımsal bedelin 370,583,5 TL olduğu ve müvekkilinin işbu bedelin 3 katı tutarında tazminat talep edebileceğinin tespitine, fazlaya ilişkin talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile tespit edilen işbu bedelden şimdilik 500.000 TL’nin bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davalıların müvekkilinin hak sahibi olduğu program adı veya benzer ad ve format ile program yapıp yayınlamalarının önlenmesine, davalıların tecavüzlerinin men ve refine, ... A.Ş., ... ve ... tarafından müvekkili aleyhine ikame edilen birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı vekili, 15.9.2014 tarihli sözleşmede taraflar arasında belirlenen süre olan 15.9.2014 - 21.12.2015 tarihleri arasında program yayınlandığını ve sezonun sona erdiğini, sözleşmede kararlaştırılan süre sonuna kadar yayın yapıldığını, ancak müvekkili şirketin ödemelerdeki aksaklıklar sebebiyle sözleşmeyi uzatmak istemediğini, zamanından önce fesih edilmiş bir sözleşmenin söz konusu olmadığını, müvekkilinin "..." programı için gereken her türlü özveride bulunduğunu, Türkiye'nin önde gelen sanatçılarına ilave ücretler vererek programa getirdiğini, yüksek izlenme sağlayarak davacı ...'ye çok büyük prestij ve gelir kazandırdığını, buna karşılık ...'nin ödemeleri zamanında yapmayarak müvekkilinin ciddi finansal sıkıntılar çekmesine neden olduğunu, müvekkilinin yeni sezonda aynı finansal sıkıntıları yaşamamak, iş kalitesini düşürmemek için sözleşmeyi uzatmayarak sona erdirdiğini, program çekimi ve jüriye ödenen ücretlerin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, yani ödemelerin müvekkili açısından hayati önem taşıdığını, müvekkili şirketin ortaklarından birinin masrafları ödeyebilmek için eşinin altınlarını sattığını davacıya söylemesine rağmen ödemelerin sürekli geciktirildiğini ve yapılmadığını, Yayıncının sözleşmenin başından itibaren tek bir ödemesini dahi süresinde yapmadığını, ödemeleri alamayan müvekkilinin tedarikçilerine, jüri üyelerine ve borçlu bulunduğu kişilere izah edemez hale geldiğini, müvekkilinin alacakların ödenmesini Noter vasıtası ile ihtar etmemesinin davacının ödeme yapmamasındaki kötü niyeti ve haksızlığı örtmeyeceğini, ...'nin ihtarnamelerle sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyduğunu, bu durumun l.FSHHM'nin tedbir kararı ile tespit edildiğini, ...’nin "..." ile "..."i ilişkilendirmeye çalıştığını ancak "..." programının dava ile ilgisi olmadığını, bu programın format haklarının da müvekkiline ait olduğunu, aralarındaki tek ortak noktanın "..." teması olduğunu, dava konusu 15.9.2014 tarihli Yapım Sözleşmesi içeriğinden anlaşıldığı üzere '...A.Ş’ ile format sahibi sıfatı ile imzalandığını, sözleşmenin içeriğinde format içeriğine katıldığına dair ...'ye ait hiçbir ifade olmadığını, yayınlanan tüm bölümlerde de "...A.Ş"nin ortakları ... ve ... "...: ... ve ..." şeklinde yer aldığını, Sözleşme ortadan kalktığı için isim ve marka hakkında ...'nin herhangi bir hakkı kalmadığını, ...'nin müvekkillerine alt adın kendisine ait olduğunu (sözleşme süresi içinde kullanabileceği ama kullanmadığı ve sözleşmenin sona ermesi ile de sona erdiği tartışmasız olan bir tescil olanağından hareketle) ileri sürdüğünü ve "program adı" için yeni talepte bulunduğunu, format haklarının değil, yarışmanın çekilen bölümlerinin yayın haklarının kendilerine tanındığını, format haklarının hiçbir şekilde -sözleşme süresi için dahi- devredilmediğini, sözleşmenin de ödemelerin sürekli geciktirilmesi ve çekilmez hal yaratmaları nedeni ile haklı nedenle feshedildiğinden bahisle, müvekkillerinin sözleşme sona ermeden ve hatta ihtiyati tedbir talebinin 06.01.2015 tarihinde reddi kararı verilmeden herhangi bir angajmana girmediklerini, 06.01.2015 tarihli red kararında açıkça sözleşmenin 4.3.maddesi kapsamında müvekkillerin yapıma devam edeceğinin dahi yer alması sonrasında, ...ile anlaşmış ve programın devam yapım ve yayınları 12 Ocak 2015 tarihi İtibarıyla ...'de başlandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Birleşen ...

1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacı vekili, ismi ve formatı müvekkiline ait olan "..." isimli yarışma programının aynı format ve aynı isim altında davalılardan ... San.Tic. A.Ş tarafından yapımının üstlenildiğini, diğer davalı ...A.Ş (...) tarafından ise yayınlandığını, müvekkilinin haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla, müvekkilinin programın format ve adı üzerinde hak sahibi olduğunun tespitini, format ve isme yönelik vaki ve muhtemel tecavüzün men'i ve ref'ini, program adının ve benzerlerinin davalılar tarafından kullanılmasının tedbiren önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla FSEK. ve TTK.'nın ilgili maddeleri gereğince alacağın tespitini akabinde arttırma hakkını saklı tutarak belirsiz alacaklarından şimdilik 500.000 TL maddi tazminatın ilk yayının yapıldığı 12/01/2015 tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen ...4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında;

Davacılar vekili; müvekkil şirketin aynı zamanda ortağı ve Yönetim Kurulu üyesi olan davacılardan ... ve ...'in “...." isimli televizyon programının eser/ format sahibi olduklarını, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 15-08.2014 tarihinde "..." isimli yarışma programının müvekkil şirket tarafından yapımının gerçekleştirilmesi ve çekilen bölümlerin davalı ...’ye teslimi ile bu bölümlerin davalı ... tarafından yayınlanmasına ilişkin bir “Yapım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin, davalı ...’nin ödemelerini sürekli geciktirmesi ve sözleşmenin devamlılığının müvekkili bakımından çekilmez hale gelmesi nedeni ile uzatma talebi kabul edilmeyerek esas sözleşme süresinin bitimi olan 21.12.2014 tarihi itibari ile müvekkili şirket tarafından uzatılmayarak feshedildiğini, fesih sonrasında davalı ...'nin müvekkili şirket ve dava dışı ... (.... A.Ş) hakkında ...

1.FSHHM nezdinde...D. İş dosyası ile mali haklarına sahip olduğu iddiası ile "..." ismi ve formatı ile ve/veya benzer bir isim ve format ile yarışma programının devamı niteliğinde program hazırlanarak ... logosu ile yayın yapan televizyon kanalında yayınlanmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını talep ettiğini, Mahkemenin bu talebi reddettiğini, bu karar rağmen davalının ...’nin dayanağını anlamaya imkan olmayan biçimde “isim hakkının kendilerinde kaldığından” bahisle, müvekkillerinin formatını gaspederek yeni jüri, yeni sunucu ve yeni yarışmacılarla, diğer davalı ...'la programı yapmaya devam edeceğini, ve "..." adıyla yeni sezon diyerek 19 Ocak 2015 tarihi itibariyle yayınlanmaya başlayacağını duyurduğunu, davalı ...'ye format/Eser haklarını kullanamayacağının ve yeni program yapamayacağının, bu girişimlerin yasaya aykırılık ve suç teşkil ettiğinin defalarca ihtar edildiğini, bu ihtarlara uyulmadığını , davalı ...'nin diğer davalı ...'ın hiçbir hakları bulunmadığı ve aleyhlerine Yargı Kararı olduğu halde yayına başlayacağını duyurduğunu, formatın bu şekilde izinsiz kullanımının müvekkillerinin lisanslama çalışmaları bakımından olumsuz etki yapacağını, davalıların dava konusu formatı kullanmaları ve yayınlamalarının müvekkilleri bakımından aynı zamanda haksız rekabet oluşturacağını, iki programın aynı anda yayınlanması ile birlikte programın sulanacağını, programların karışacağını, davalıların haksız kazanç elde edeceklerini, müvekkillerinin zarara uğrayacağından bahisle yasal mevzuat uyarınca her türlü talep, şikayet, maddi-manevi tazminat, kar kaybı ve davalıların elde edeceği menfaat karşılığı da dahil olmak üzere her türlü zarar ve ziyanın tazmini ile sair yasal haklarımız ve yapım gerçekleştiğinde tespit edecekleri sair hukuka aykırılıklar için her türlü talep ve dava hakları ile ihtiyati tedbir talebine ilişkin tüm haklar, şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıların hakları müvekkillere ait “...” adı televizyon programının hukuka aykırı olarak yeni bölümlerinin yapım ve yayınını sürdüreceğini ilan etmesi ve tanıtıcı yayınlara başlaması nedeni ile bu yapım/tespite, yayına, umuma iletimine ve diğer eser/format sahipliği haklarının kullanımına müvekkillerin izni bulunmadığından, davalılarca hukuka aykırı olarak gerçekleştirilecek tüm bu İzinsiz tespit, yapım, yayınların ve diğer her türlü kullanımların, FSEK m.66-69 başta olmak üzere tüm yasal düzenlemeler kapsamında, müvekkillere ait eser/foımala ilişkin işleme, yayma, çoğaltma, temsil, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın ve umuma iletim hakları ile marka, isim ve manevi haklarına tecavüzün men ve ref'i (önlenmesi ve kaldırılması), davalılarca bu format ve unsurları kullanılarak yapılacak yeni çekim/tespitlerin ve yayınların önlenmesi, engellenmesi, FSEK m, 67 kapsamında sahibinin rızası dışında yeni çekimlerle umuma arz keyfiyetinin ve eserde değişiklik yapılmasının ve eserin değiştirilmiş şekli ile yayını ve umuma iletiminin önlenmesi, BK m.57 ve TTK m.55 ve 56 kapsamında fiilin haksızlığının tespiti ile FSEK m.83 ve 84 de dahil olmak üzere tüm yasal düzenlemeler kapsamında haksız rekabetin engellenmesi, önlenmesi, haksız rekabette bulunulmaması ve bu davranışlara son verilmesi, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, yanlış ve yanıltıcı beyanlarla yapılan haksız rekabet söz konusu olduğundan TTK m,56/c kapsamında bu beyanların düzeltilmesi, FSEK m, 67 ve TTK m.59 kapsamında masrafı davalılara yükletilerek hükmün ülke çapında tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.

Davalı ..Şti vekili; Davacılar tarafından dosyaya sunulan 15.09.2014 tarihli Yapım Sözleşmesi'nde tarafların davacı ... San. Ve Tic. AŞ. İle diğer davalı ... Ltd.Şti. Olduğu, davacı gerçek kişilerin sözleşmede taraf olmadıklarını, aynı sözleşmede format olgusundan bahsedilmiş ise de, metne dökülmüş ve davacı gerçek kişiler tarafından üretildiği belli olan herhangi belli olan herhangi bir metin sunulmadığı gibi sözleşmede de bu yönde ibare olmadığını, davacılar ... ve ... tarafından ise format hakkının kendilerine ait olduğuna ve bu hakkın diğer davacıya devir edildiğine dair herhangi bir delil ibraz edilmediğini, salt program sonundaki jerenikte isimlerinin geçmesinin bu kişilerin hak sahibi olduklarının delili olamayacağını, dolayısıyla bu davacıların format üzerinde herhangi bir hakkı, tasarruf yetkilerinin bulunmadığını, bu nedenle davacılar ... ve ...'in ikame ettikleri davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin bir yapım şirketi olduğunu, diğer davalı ...(Yayıncı) ait ... logolu televizyon kanalında yayınlanan dava konusu yanşma programının yalnızca yapımcılığını üstlendiğini, dava konusu yarışma programının format ve isim hakkı yönünden hiçbir hak ve yetkisinin bulunmadığını, diğer davalı olan Yayıncı kuruluşunun dava konusu yanşmanın format ve isim haklarına münhasıran sahip olduğunu belirtmesi ve davacı yapım şirketi ile aralarındaki sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle, yarışmanın yapımcılığını üstlendiğini, bu kapsamda esasen ilk sezonu yayınlanmış olan yarışmanın sunucu ve jürileri değiştirilerek yeni kadro ve katılımcılarla, yayıncının talep ve direktifleri doğrultusunda yarışma bölümlerini çekmek ve yayına hazır olarak diğer davalı yayıncıya teslim etmek dışında bir eylemi bulunmadığını, yarışmanın isim ve formatı dahil, yayın günü, saati ve bunun gibi her türlü unsurunu tek taraflı belirleme hakkının diğer davalı yayıncı kuruluşa ait olduğunu, bu nedenle de müvekkili şirkete davacılar tarafından husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki; dava konusu uyuşmazlığın davalı yayıncı kuruluş ve davacı yapım şirketi arasındaki Yapım sözleşmesinden kaynaklandığını ve müvekkili şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığını, davacıların talepleri de dikkate alındığında, husumet yönetilmesi gereken tarafın yayın yapma hak ve yetkisine sahip diğer davalı olduğunu, müvekkil şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, 15.09.2014 tarihli Yapım sözleşmesi incelendiğinde sözleşmede yahut eklerinde programın formatına ilişkin herhangi bir tanımın yer almadığını, söz konusu "..." adlı yarışmanın ... tarafından bir içyapım olarak gerçekleştirildiğini, davacılardan ...'in o dönemde ...'nin Genel Yayın Yönetmeni, diğer davacı ...'in ise ...Direktörü ... personelleri olduklarını, bu yarışmanın izleyiciler tarafından beğenilmesi üzerine ise, programın ana teması ve İşleyişi baz alınarak hazırlanacak olan dava konusu "..." isimli yarışmanın yapımcılığı için, davacıların ...'deki işlerinden ayrılarak kurdukları, diğer davacı şirket ile 15.09.2014 tarihli yapım sözleşmesi imzalandığını, dolayısıyla davacıların iddiasının aksine formatın davacılara ait olmadığı gibi esasen sahibinin hususiyetinini de taşımadığını, dolayısıyla davacıların FSEK kapsamında eser olarak sayılabilecek ve koruma altına alınabilecek bir formata sahip olmadıklarını, 15.09.2014 tarihli yapım sözleşmesinin gerek madde madde, gerekse de bir bütün olarak amacı bakımından değerlendirildiğinde davacılar lehine bir koruma sağlamayacağı, aksine sözleşme gereği format ve isim hakkının diğer davalı yayıncı kuruluşa ait olduğunun anlaşıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı ...A.Ş. vekili; dava konusu aynı sözleşmeden kaynaklanan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeni ile ..

4.FSHHM'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesine, davacıların son derece kötüniyetle sanki dava konusu "..." adlı programın isim ve format hakkının kendilerine ait olduğu yönünde bir yargı kararı varmış gibi algı oluşturarak Mahkemeyi yanlış yönlendirmeye çalıştıklarını, oysa dava konusu format hakkının ve adının davacılara ait olduğu yönünde verilen hiçbir yargı kararı olmadığını, somut olayda karşı tarafın ...

19.Noterliği'nin ...tarih ve ... Yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "yapım sözleşmesine devam olunmayacağını, sözleşmenin yenilenmeyeceğini/uzatılmayacağını, 21.12.2014 tarihi itibariyle söz konusu sözleşmenin şirketlerince feshedildiğini" bildirdiğini, buna karşın anılan ihtarnamesinde hiçbir şekilde program adı ve format ile ilgili bir iddia veya talepte bulunmadığını, ... A.Ş, ile müvekkili şirket arasında dava konusu Sözleşmeden önce akdedilen "..." isimli TV programına ilişkin başka bir Sözleşme ile uyuşmazlık konusu Sözleşmenin 6.2. maddeleri karşılaştırıldığında, Mahkemenin Sözleşmenin yorumlanmasında hataya düştüğü, aynı şekilde karşı tarafın konu hakkında yarattığı muarazanın gerekçesinin de gerçeği yansıtmadığının anlaşılacağını, "..." isimli program ile ilgili yapılan Sözleşmede, program format ve adı ile ilgili müvekkilinin bir talebi ve/veya katkısı bulunmadığından "televizyon programı formatı ve program adı ile" şeklindeki ifadelere sözleşmede yer verilmediğini, buna karşılık uyuşmazlık konusu "..." adlı programın adı ve formatı doğrudan müvekkili şirketin talep ve katkıları ile oluştuğundan, müvekkili şirket ada ve formata ilişkin haklarının daha sözleşmenin kurulması aşamasında kendisine ait olması hususundaki iradesini açıkça ortaya koyduğunu ve bu iradesinin kabul görülerek aynen taraflar arasındaki sözleşmeye de yansıdığını, davacıların kötüniyetle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin programı sahiplenmeye çalıştıklarını, dava konusu yarışma programının yapımı ve yayınından önce müvekkili şirketin kendi iç bünyesinde 2011 ile 2013 yılları arasında 362 bölüm halinde "..."isimli bir yarışma programını hazırlayıp yayınladığını, bu programda biri hariç tüm jüri üyeleri ve koreografın aynı isimlerden oluştuğunu ve bu kişilerle müvekkili şirket arasında sözleşme yapıldığını, programın yayınlandığı dönemde davacı ...'in müvekkili şirket kanalının Genel Yayın Yönetmeni, davacı ...'in ise...Direktörü sıfatları ile müvekkili şirketin personeli olarak çalıştıklarını, mezkur programa televizyon izleyicilerinin yoğun ilgi göstermesi nedeni ile programın ana fikri ve işleyişi baz alınarak hazırlanan "..." isimli yarışma programının yapım ve yayını konusunda, müvekkili şirketin çalışanının şirketten ayrılarak davacı Şirketi kuran ... ile anlaşmaya varıldığını ve bu kapsamda davacı Şirket ... San. Tie. A.Ş. ile 15 Eylül 2014 tarihli Yapım Sözleşmesinin imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre davacı şirketin, üretilecek programın İsim ve marka hakkının müvekkil şirkete ait olduğunu ve isim ve markanın müvekkil adına tescili için TPE'ye başvuruda bulunulması halinde buna herhangi bir itirazının olmayacağını gayri kabili rücu kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin de TPE nezdinde ... numaralı marka başvurusu ile "... " ibaresinin... emtia gruplarında tescilini talep ettiğini, bu şekilde davacı şirketin "..." isimli yarışma programının yapımcılığı ve prodüksiyonunu üstlendiğini, ancak programın isim logo tasarımlarının müvekkil şirket tarafından yaratıldığını, programın yapımı için gerekli sahne ve dekor tasarımı, stüdyo, kamera, ışık, ses vs. gibi formatın oluşumuna etki eden tüm alt yapının müvekkili şirket tarafından sağlandığını, bu şekilde yürürlüğe giren sözleşmeye uygun olarak dava konusu yarışma programının 15 Eylül 2014 tarihinden itibaren 21 Aralık 2014 tarihine kadar 14 haftalık bir periyodu kapsamak üzere hafta içi her gün ve Cumartesi günleri de final bölüm olarak müvekkili ... ekranlarında yayınlanmaya başlandığını, dava konusu programın ilk sezon yayınları devam ederken, müvekkili şirket tarafından davacı yapımcıya programın ikinci sezon bölümleri için sözleşmenin uzatılacağı hususunda bildirimde bulunulduğunu, buna uygun olarak taraflar yeni bölümlerin yapımı ve yayını hususunda mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat kapsamında davacı tarafından yeni sezon bölümleri için yarışmacı seçmelerine başlandığını, ayrıca yeni bölümlerin yayınlarına 22 aralık 2014 tarihinden itibaren devam edileceğinin program içinde bizzat davacı yan tarafından tüm kamuoyuna ilan edildiğini, buna paralel olarak 30 Kasım 2014 tarihinden itibaren Pazar günleri programın yeni sezon bölümleri için belirlenen yarışmacı aday adaylarının elemelerini içeren bölümlerin çekimlerinin davacı yapımcı tarafından tamamlanarak müvekkili şirkete teslim edildiğini ve bu bölümlerin müvekkili şirkete ait kanalda yayınlanmaya başlandığını, bu şekilde yapıma ilişkin sözleşme süresinin yeni sezon yayını için uzamış ve programın yeni bölümlerinin yayınlarına müvekkiline ait kanalda başlandığını, yeni bölümlerde yarışacak 14 yarışmacı ... ekranlarında izleyici önünde belirlenmiş iken yapımcı şirketin bu kez müvekkil şirkete rakip olan başka bir yayın kuruluşu (...) ile görüşmelere başladığına dair basında haberler çıktığını, kendileri ile yapılan görüşmelerde ise bu durumun inkar edildiğini, bu haberlerin yoğunlaşması ve reklam verenlerden de söz konusu programın ... logolu kanalda yayınlanacağından bahisle reklam rezervasyonu için arandıkları bilgisinin gelmesi üzerine iş bu davacıya ...

25.NoterJiği'nın ...tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek akdi yükümlülükleri hatırlatılırken program adı ve formatının müvekkiline ait olduğunun ve başka bir kişi nam ve hesabına kullanılamayacağının ihtar edildiğini, buna karşı davacın şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini ifa etmek yerine suni gerekçelerle sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müteakiben de dava dışı ... kanalı ile sanki isim ve format hakkı kendisine aitmiş gibi "..." programının yapımı ve yayını hususunda anlaştıklarını, oysa davacı ... A.Ş'nin programın ad ve format hakkına sahip olmaması nedeni ile 3. Şahıslarla ayrı isim vc formatın yapımına dair sözleşme akdetmesi ve program üretmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddialarının aksine “..." Programının isim ve marka hakkının müvekkiline ait olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Mahkememizin 29/01/2020 Tarih, ...Esas ve ... sayılı kararıyla; "...dava konusu "..." isimli program formatının konusu hakkında salt biçimlendirme kuralları aracılığıyla şekillendirme niteliği taşıdığı, hususiyet özelliliğinin olmadığı ve Fsek m.1/B-a anlamında eser sayılamayacağı, program formatlarına istisnai olarak tanınan eser niteliğine sahip olmadığı sonucuna ulaşılarak:

1.Asıl dava yönünden; Sözleşmenin feshinin haklı olduğu anlaşıldığından asıl davanın REDDİNE, 2-Birleşen İstanbul 1.FSHHM 2015/7 Esas sayılı dosya yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile; Taraflar arasındaki 15/09/2014 tarihli sözleşmeye göre program adına birleşen dosyanın davacısında olduğu görülen program ismi olan "..." isimli davalılar tarafından kullanılmasının haksız rekabet yarattığı sonucuna varılarak program ismini kullanım süresi, genel olarak programdaki payı dikkate alınarak takdiren 20.000,00 TL maddi tazminatın program ismiyle ilk yayının yapıldığı 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine, 3-Birleşen ...

4.FSHHM'nin...Esas sayılı dosya yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile; Dava konusu "..." programın formatının birleşen dosyada davacılar ... ve ...'e ait olduğuna, program formatı hususiyet özelliği taşımadığından Fsek kapsamında eser olarak kabul edilmemesine ve Fsek'ten doğan eser haklarının ihlal edildiğine ilişkin taleplerin reddine, Program formatının haksız rekabet hükümlerine göre korunabileceği anlaşıldığından birleşen dosyada davalıların 15/09/2014 tarihli yapım sözleşmesi sona erdikten sonra aynı format kullanılarak yapım ve yayın yapmalarının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin engellenmesine, önlenmesine, sona erdirilmesine, buna ilişkin birleşen davalı tarafların beyanlarının düzeltilmesine ve maddi durumlarının ortadan kaldırılmasına..." karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizden verilen 29/01/2020 Tarih, ... Esas ve ...sayılı karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 29/12/2022 Tarih, ... Esas ve .... Karar Sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, İstinaf ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. İstinaf kaldırma ilamı sonrası bilirkişi raporu alınmıştır.

Mahkememizce alınan 16/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda;"...mali inceleme ve değerlendirme neticesinde elde edilen sonuçların “hesaplama özeti” bölümünde arz edildiği, "..." adlı yarışmanın ... tarafından bir ... olarak gerçekleştirildiğini, ...'in o dönemde ...'nin Genel Yayın Yönetmeni, ...'in ise ... Direktörü sıfatıyla ... personelleri olduklarının dosya kapsamından anlaşıldığını, bir diğer ifade ile titrleri ne olursa olsun isimleri geçen kişilerin, o dönem, ...'nin işçileri/çalışanları statüsünde oldukları, sektörel açıdan, SGK'lı olarak bir iş yerine bağlı çalışan bir elemanın çalıştığı şirket tarafından kendisinden talep edilen görevleri yerine getirmesi gerektiğinin ve bağlı olarak çalışılan şirket çatısı altında üretilmiş olan tüm içeriklerin aidiyetinin yayıncı kuruluşa ait olması gerektiğinin sektörel işleyişe göre uygun olduğu, Yine heyetimiz sektör bilirkişisinin görüşüne göre, “...” isimli programın jeneriğinde “...” yazdığının görüldüğü, Bu durum yayıncı kuruluş olan ...'nin de bilgisi dâhilinde olduğu izlenimi oluşturmakta ise de ...'nin özetle “yönetimsel boşluk esnasında program sonu jeneriğinde format sahibi olarak ... ve ...'in göründükleri” beyanının mevcut olduğunun da dikkate alınması gerektiği, “...” isimli programın, “...” isimli programın içeriğinin geliştirilmesi ile ortaya çıkmış olabileceği, zira ...'nin beyanlarının ve dosyada yer alan bilirkişi raporlarında programların içerikleri karşılaştırılması sonucu programların asli unsurlarının aynı olduğu değerlendirilmelerinin yapılmış olduğu, ayrıca ...'in göndermiş olduğu e-postada ...” isimli programın içeriğinin geliştirildiğinin beyan edilmiş olduğu, Programın ilk alenileştiği kanal ... olduğu, 14 hafta boyunca bu kanalda yayınlandığı ve izleyiciler nezdinde program ... ile bütünleştiği için, sözleşmenin ilgili maddelerinden ve TPMK tarafından tescil ettirildiği göz önünde bulundurulduğunda format hakkının yayıncı kuruluşta olması gerektiği, diğer taraftan formatın bazı unsurlarında ... isimli programdan esinlenildiğinin ... ve ... tarafından da kabul edildiğinin e-posta yazışmalarından anlaşıldığı, “...” ile “...” markasının 6769 smk md.7 kapsamınca tescil hak sahibinin ...ŞİRKETİ olduğu, “... markasının 6769 smk md.7 kapsamınca tescil hak sahibinin ... ŞİRKETİ olduğu, Taraflar arasında dava konusu markalar olan “...” ile “...” markalarının tescilde yer alan marka örnekleri bakımından 6769 smk kapsamınca benzer olmadıkları, ancak davalı karşı davacının tescilde kullanılan marka örneğinden bağımsız kullanmış oldukları “ ..." markası ile davacılara ait olan "... + şekil" markasının tertip ve logo bakımından ortalama tüketicide karıştırmaya mahal verecek şekilde kombine edilmesi ve bu hali ile yayıma sunulmasından kaynaklı 6769 smk kapsamınca İLTİBAS derecesi ile benzer sayılması gerektiği, Marka tercihi bakımından, birçok alternatif var iken markanın benzer seçilmesi ve aynı kombine edilmesi ve tarafların birbirinden haberdar olması sebebi ile ilgili markanın seçilmesinin kötü niyetli sayılması gerektiği, Heyetimiz uzmanlarından sayın ...'ın yaklaşımına göre, Davalı-karşı davacının sözleşme feshi konusunda hatasının olduğu, benzer formatta ve benzer logoda çok kısa sürede farklı kanalda yayıma çıkmış olması, davacının eski çalışanı olması vs. Gibi yukarıda detaylı değerlendirilen diğer hususlar dikkate alınacak olduğunda sorumlu sayılması gerektiği yönünde bir kanaatinin oluştuğu, bu noktada sayın Mahkemenin takdir hakkı yönünden ikili bir değerlendirme yapılmasının isabetli olacağı; birinci olasılık olarak; ödemelerin birden fazla kez geciktiği ve her gecikmeden sonra bir uyarıda bulunulmamasının ödemelerin gecikmeli yapılabileceği konusunda muhatapta güven uyandırdığı yönünde bir değerlendirme yapılabileceği, sektörel açıdan bakıldığında sektörde ödemelerin geriden gelebildiği ve somut olaydaki gibi gecikmelerin sözleşmenin sona erdirilmesini haklı göstermeyeceği yönünde sonuca varılabileceği, ne var ki buna karşılık, ikinci olasılık olaraksa, yukarıdaki güven teorisi eşliğindeki yaklaşım edilmeyecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede ödeme tarihinin belirli olduğu, böyle olunca da herhangi bir gecikmenin sözleşmenin feshi sonucunu doğuracağı yönünde bir neticeye varılabileceği, Heyetimiz marka uzmanınca yapılan değerlendirmeye göre, davalı- karşı davacının dosyada mübrez delillerde oluşan durumunun TTK 6102 sayılı haksız rekabet koşullarını da içerdiği görüşünün oluştuğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.

Mahkememizce alınan 23/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda;"...mali yönden; itiraz dilekçelerindeki mali hususları ilgilendiren sair itirazların hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilebileceği, Teknik bir hesaplama hatası yönünden itiraz görülmediği, Yoksun kalınan kazanç; soyut bir olgu olmakla birlikte, davacının yeni sezon bütçe ve raporlamasını yapar iken minimum eski sezon kadar 11.075.642,60 TL gelir elde etmesinin bekleneceği, Emsal sözleşme; ticari defter incelemesi ile emsal sözleşmeye ulaşılamayacağı, davacının elinde bulundurduğu mali hakkı hangi bedelden devir edeceğinin ancak davacının kendi tasarrufunda olabileceği veya sektörel teamüllere göre farazi olarak görüş verilebileceği, FSEK 70 kapsamında; hesaplamanın davalı (...) tarafça kesilen fatura gelirlerinin toplamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, buna göre kesilen fatura toplamı ile karlılık oranı çarpıldığında 850.000 x 0,497224 = 422.640,40 TL “davalının elde ettiği kazanç” olabileceği, ... yönünden; 850.000 TL - 422.640,40 TL = 427.360,00 TL “elde ettiği kazanç” olabileceği, Kök rapora yapılan itirazlar sonucu görüşte oluşacak bir değişilik olmadığı, "..." adlı yarışmanın ... tarafından bir ... olarak gerçekleştirildiğini, ...'in o dönemde ...'nin Genel Yayın Yönetmeni, ...'in ise ... Direktörü sıfatıyla ... personelleri olduklarının dosya kapsamından anlaşıldığını, bir diğer ifade ile titrleri ne olursa olsun isimleri geçen kişilerin, o dönem, ...'nin işçileri/çalışanları statüsünde oldukları, sektörel açıdan, SGK'lı olarak bir işyerine bağlı çalışan bir elemanın çalıştığı şirket tarafından kendisinden talep edilen görevleri yerine getirmesi gerektiğinin ve bağlı olarak çalışılan şirket çatısı altında üretilmiş olan tüm içeriklerin aidiyetinin yayıncı kuruluşa ait olması gerektiğinin sektörel işleyişe göre uygun olduğu, Yine heyetimiz sektör bilirkişisinin görüşüne göre, “...” isimli programın jeneriğinde “....” yazdığının görüldüğü, Bu durum yayıncı kuruluş olan ...'nin de bilgisi dâhilinde olduğu izlenimi oluşturmakta ise de ...'nin özetle “yönetimsel boşluk esnasında program sonu jeneriğinde format sahibi olarak ... ve ...'in göründükleri” beyanının mevcut olduğunun da dikkate alınması gerektiği, “...” isimli programın, “...” isimli programın içeriğinin geliştirilmesi ile ortaya çıkmış olabileceği, zira ...'nin beyanlarının ve dosyada yer alan bilirkişi raporlarında programların içerikleri karşılaştırılması sonucu programların asli unsurlarının aynı olduğu değerlendirilmelerinin yapılmış olduğu, ayrıca ...'in göndermiş olduğu e-postada ...” isimli programın içeriğinin geliştirildiğinin beyan edilmiş olduğu, ...” isimli programın da formatını oluşturan logo çalışmaları, stüdyo planı, grafik setleri, el kartı çalışmaları, jenerik gibi temel unsurların davacı bünyesinde oluşturulduğu, formatın kısmen “...” isimli programdan da etkiler taşıdığının görüldüğü, İlk sezon yayınların 14 hafta boyunca davacı yayın kuruluşunda yayınlandığı, sözleşme ile programın yayın hakkının ve isim hakkının davacı tarafta olduğu, Programın ilk alenileştiği kanal ... olduğu, 14 hafta boyunca bu kanalda yayınlandığı ve izleyiciler nezdinde program ... ile bütünleştiği için, sözleşmenin ilgili maddelerinden ve TPMK tarafından tescil ettirildiği göz önünde bulundurulduğunda format hakkının yayıncı kuruluşta olması gerektiği, Heyetimiz FSEK uzmanınca dikkat çekildiği üzere, Sözleşmenin 4.2 maddesinde; yayıncının yarışmanın içeriğine (formatına) yönelik her türlü müdahaleyi direkt olarak yapabileceğinin...”kararlaştırıldığı, diğer taraftan davacı ile imzalanmış sözleşmede ve dava dışı ise ... ŞTİ. ile imzalanmış olan Lisans Sözleşmesinde lisans sahibinin ve buna ek olarak programın kapanış jeneriğinde de “....” olarak göründüğü, Sözleşmenin 6.2 maddesindeki; “Yapımcı, televizyon programı formatı ve program adı ile işbu sözleşme kapsamında gerçekleştirilen/gerçekleştirilecek yarışmanın ve tüm bölümlerinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda belirtilen her türlü işleme, çoğaltma, yayma, temsil işaret ses ve/veya görüntü nakline Yarayan her türlü araçla (televizyon vb...) umuma iletim, yeniden iletim, başkalarına devir, kiralama, kullandırma satış vb. gibi hakları ve mali, manevi ve fikri hakları ile birlikte mülkiyetinin sayı, süre, muhteva ve yer sınırlaması olmaksızın, yurt içinde ve yurtdışında münhasıran yayıncıya ait olduğu/olacağını, işbu Sözleşme konusu yarışmanın gerek yapımcı sıfatı ile kendisine ait olan ve gerekse hak sahiplerine ait olup FSEK'den doğan bağlantılı (komşu) haklarını, hak sahiplerinden devralarak, ayrı bir bedel talebi olmaksızın yayıncıya devrettiğini/devredeceğini, yayıncının programın isim ve marka adına sahip olması nedeniyle istediği takdirde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde isim ve marka olarak yayıncı adına tescilini isteyebileceğini, buna herhangi bir surette kendisinin bir itirazı olmayacağını gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder” ifadelerinden program formatının, adının ve bölümlerinin davacı yayıncıya devredildiğinin anlaşıldığı, Diğer taraftan formatın bazı unsurlarında ... isimli programdan esinlenildiğinin ... ve ... tarafından da kabul edildiğinin e-posta yazışmalarından anlaşıldığı, “...” ile “...” markasının 6769 smk md.7 kapsamınca tescil hak sahibinin ... ŞİRKETİ olduğu, “... markasının 6769 Smk md.7 kapsamınca tescil hak sahibinin ... ŞİRKETİ olduğu, Taraflar arasında dava konusu markalar olan “...” ile “..." markalarının tescilde yer alan marka örnekleri bakımından 6769 smk kapsamınca benzer olmadıkları, ancak davalı karşı davacının tescilde kullanılan marka örneğinden bağımsız kullanmış oldukları “ ... ” markası ile davacılara ait olan “ ..." markası ile davacılara ait olan "... + şekil" markasının tertip ve logo bakımından ortalama tüketicide karıştırmaya mahal verecek şekilde kombine edilmesi ve bu hali ile yayıma sunulmasından kaynaklı 6769 smk kapsamınca İLTİBAS derecesi ile benzer sayılması gerektiği, Marka tercihi bakımından, birçok alternatif var iken markanın benzer seçilmesi ve aynı kombine edilmesi ve tarafların birbirinden haberdar olması sebebi ile ilgili markanın seçilmesinin kötü niyetli sayılması gerektiği, Heyetimiz uzmanlarından sayın ...'ın yaklaşımına göre, Davalı-karşı davacının sözleşme feshi konusunda hatasının olduğu, benzer formatta ve benzer logoda çok kısa sürede farklı kanalda yayıma çıkmış olması, davacının eski çalışanı olması vs. gibi yukarıda detaylı değerlendirilen diğer hususlar dikkate alınacak olduğunda sorumlu sayılması gerektiği yönünde bir kanaatinin oluştuğu, bu noktada sayın Mahkemenin takdir hakkı yönünden ikili bir değerlendirme yapılmasının isabetli olacağı; birinci olasılık olarak; ödemelerin birden fazla kez geciktiği ve her gecikmeden sonra bir uyarıda bulunulmamasının ödemelerin gecikmeli yapılabileceği konusunda muhatapta güven uyandırdığı yönünde bir değerlendirme yapılabileceği, sektörel açıdan bakıldığında sektörde ödemelerin geriden gelebildiği ve somut olaydaki gibi gecikmelerin sözleşmenin sona erdirilmesini haklı göstermeyeceği yönünde sonuca varılabileceği, ne var ki buna karşılık, ikinci olasılık olaraksa, yukarıdaki güven teorisi eşliğindeki yaklaşım edilmeyecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede ödeme tarihinin belirli olduğu, böyle olunca da herhangi bir gecikmenin sözleşmenin feshi sonucunu doğuracağı yönünde bir neticeye varılabileceği, kök raporda borçlar hukuku uzmanı tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmelerde değişikliği gerektirecek bir durum bulunmadığı, Heyetimiz marka uzmanınca yapılan değerlendirmeye göre, davalı- karşı davacının dosyada mübrez delillerde oluşan durumunun TTK 6102 sayılı haksız rekabet koşullarını da içerdiği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; Asıl dava, taraflar arasındaki 15/09/2014 tarihli sözleşmenin, davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin tespiti talebi ile haksız fesih iddiasına dayalı olarak maddi tazminat ve kar mahrumiyeti talebi ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki 15.9.2014 tarihli sözleşmede sözleşmenin süresinin 15.9.2014- 21.12.2014 tarihleri arası olarak belirlendiği, davalı tarafça yapılan 16.12.2024 tarihli fesih bildirimi ile davacının ödemeleri sürekli gecikmeli olarak yaptığı ve sözleşmenin kendileri açısından çekilmez hale geldiği gerekçesiyle feshedildiği ve 21.12.2014 tarihinden itibaren uzatılmayacağının davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.

Sözleşmenin mali hükümler başlıklı 7 maddesine göre, her bir bölüm başına ödenecek olan tutar açısından yapımcı haftalık fatura düzenleyecek, fatura bedeli, faturanın yayıncıya tesliminden itibaren 30 gün vadede ödenecektir. Dosya içerisindeki bilgi, belge ve faturalara göre davacının faturaları aldığı ve kayıtlarına işlediği, ödemelerin yapıldığı ve faturalarda mutabık kalındığı anlaşılmıştır. Ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre sözleşme ödeme tarihinin belirli olduğu, davacının süresinde ödemeleri yapmadığı, ödemelerin gecikmeli yapıldığı ve gerek bilirkişi raporlarında gerekse de davalının cevap dilekçesi ekinde mevcut yazışmalarda yapılmayan ödemelere ilişkin bildirimlerin davalı tarafça davacıya iletildiğinin tespit olunduğu, tarafların birbirine göre konumları, davaya konu programın niteliği ve sözleşme süresi gözetilmekle geciken tüm ödemeleri müteakip davalının ayrı ayrı yasal uyarıda ya da ihtarda bulunmasının uyuşmazlık konusu özelinde mümkün olamayacağı, şu halde ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmenin davalı açısından sürdürülemez hale geldiği ve işlem temelinin çöktüğü, her ne kadar yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda sektörel açıdan gecikmeli ödemelerin mümkün olduğu kanaatine varılmış ise de bu hususun somutlaştırılıp denetime uygun olarak detaylandırılmadığı,hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak asıl olanın sözleşmeyle bağlılık ilkesi olduğu, sözleşmeye dayanan hakların dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanıldığının ayrıca ispatının gerekli olmadığı, serbest iradeyle kurulan bir sözleşmesel ilişkide sözleşme hükümleri ile bağlı olunmadığının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, tacir olan tarafların basiretli iş adamı olarak hareket etmesi gerektiği, tarafların ,ticari hayatın sekteye uğramadan sürdürülebilmesi açısından gereklilikleri önceden hesap ederek ve öngörerek sözleşme hükümlerini müzakere etmesi gerektiği, böylece karşı tarafın da buna uygun olarak maaş ödemelerini ya da sair benzeri masrafları ve ödemeleri zamanında yerine getirmesinin mümkün olmasının sağlanacağı, böylelikle ticari hayatın zincirleme olarak aksatılmamış olacağı, bu hususların tacir olan tarafların öngörüsünde olduğunun kabulünün gerektiği, davacının ödemeleri sürekli olarak geç yaparak sözleşmenin -yükümlülüklerini yerine getiren davalı tarafça- belirli bir aşamadan sonra çekilemez hale gelebileceği ihtimalini de gözetmiş olduğunun kabulünün gerektiği, sözleşmeyle belirlenen 30 günlük ödeme vadesinden sonra sürekli olarak ödemelerin bu tarihten sonra yapılmasının ticari hayatın gerekliliklerine ya da taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve işin mahiyetine uygun düşmeyeceği, sözleşme süresi gözetilmekle bir dönem için masrafların davalı tarafça geç de olsa tolere edilebileceği ancak bu durumun yeni dönem için taraflar arasındaki güven ilişkisini onarılamaz şekilde zedeleyeceği, sözleşmede vadesi belirlenen ödemelerin vadeden sonra ne zaman yapılacağının her dönem için takibinin davalı taraf açısından sözleşmeyi çekilmez hale getireceği ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı, ayrıca gelinen aşamada bir an için davacı yeni dönem için borca uygun davransa dahi güven ilişkisinin halihazırda temelden zedelendiği, zira davacının asli ediminin ödeme yapmak olduğu ve yukarıda açıklandığı üzere asli edimin sözleşmeye uygun yerine getirilmediği, davalının tahammül edebileceği makul bekleme süresinin aşıldığı, akdi ilişkinin devamının çekilmez hale gelip gelmediğinin ölçüsünün objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde TMK m. 4 kapsamında hukuka ve hakkaniyete göre belirlenmesi gerektiği, davacı borçlunun temel edimini yerine getirmediği, bu haliyle davalı için sözleşmenin sürdürülemez hale geldiği ve feshin haklı olduğu anlaşılmakla davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir. ...

1.FSHHM'nin birleşen ...esas sayılı dosyası yönünden; ...1. FSHHM'nin birleşen ...esas sayılı davası, ... adıyla yayınlanan televizyon programının formatının haklarının davacıya ait olup olmadığı, davacının varsa format sahipliğinden ve program adından kaynaklanan hakların ihlal edilip edilmediği, ... adlı televizyon programının formatının ... adlı TV programının ana fikri ve işleyişi baz alınarak meydana getirilip getirilmediği, iddia olunan kullanımlara yönelik tecavüzün ref -i ve men- i talebi ile haksız rekabetin ref- i ve men-i talebinin yerinde olup olmadığı ve bu çerçevede talep olunan maddi tazminat istemine ilişkindir.

2011.2013 yılları arasında davacı kanalda ... isimli programın yayınlandığı, davaya konu ... isimli programın ... isimli programın ana fikri ve işleyişi doğrultusunda meydana getirildiği anlaşılmıştır.

Davacı şirkette Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışan ... ve kanalın ... Direktörü olan ...'in 2013 yılında kanaldan ayrılarak ... A.Ş.'yi kurdukları, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 15.09.2014 tarihinde davacı ...A.Ş ile davalı ... .. A.Ş arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin konusu davaya konu ... isimli programdır. Bu programı üretenlerin yani ürün sahiplerinin ... ve ... olduğu açıktır. Ancak sözleşme hükümleri çerçevesinde bu üründen kaynaklı hakların kime ait olacağı tartışmalıdır.

Sözleşme ... A.Ş. ile yapılmıştır ve ... ile ...'in format üzerindeki hakları ... A.Ş.'ye devrettiğine dair bir bilgi sözleşmede bulunmamaktadır.Ancak bir sözleşmede hak devreden kişilerin o hakkın varlığını taahhüt etmiş olacakları, taraflar arasında kurulmuş olan sözleşme ilişkisi ve sözleşmenin uygulanmış olması karşısında ürün sahibi ... ve ...'in haklarının ... ... A.Ş'ye ait olduğu anlaşılmıştır. Bir tüzel kişinin eser sahibi olamayacağı doğru olmakla, tüzel kişiler bir sözleşme ile hak devralarak yahut FSEK m.18/2 ya da m. 10/4 uyarınca hak sahibi olabilir. ... adlı programa ilişkin 15.09.2014 tarihli sözleşme içinde önce, madde 6.2'den format üzerinde hakların yurtiçi ve dışında münhasıran Yayıncı'ya ait olacağı, diğer bir ifadeyle format üzerindeki hakların Yayıncı'ya devredildiği düzenlenmiştir. Bunun ardından madde 6.5'te Yapımcı'nın yurtdışına lisanslama yetkisine sahip olduğuna işaret eden bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Bu hususta davacı ... A.Ş., formatın kendilerine devredildiğini ancak ... A.Ş.'ye formatı yurtdışında pazarlama hakkı tanındığını ve bundan kendilerine pay verilmesinin kararlaştırıldığını, bunun nedeninin formatın ... A.Ş.'nin katkılarıyla uzun ve yoğun çalışmalar sonucunda oluşturulması olduğu, ... A.Ş'nin kendilerine ait emek ve yatırımı başka bir TV kanalına taşımış bulunduğunu ifade etmiştir.

Davalı ... A.Ş. ise sözleşmenin 6.4. ve 6.5. maddelerinde sadece bölümlerin üçüncü kişilere kullandırılmayacağının taahhüt edildiğini, formatı lisanslama hakkının devam ettiği düşünüldüğünde 6.2.'de devredilen mali hakların sadece bölümlere ilişkin olduğunu, mali hakların hangi esere ilişkin olduğunun belirtilmesi gerekirken sözleşmede böyle bir açıklamanın bulunmadığını, devam eden maddelerle birlikte incelendiğinde tarafların amacının format üzerindeki hakları devretmek olmadığını, manevi haklar devredilemeyeceğinden bunlara ilişkin hükümlerin de geçersiz olduğunu iddia etmektedir. Sözleşme hükümleri incelendiğinde, sözleşmenin konusunun belirlendiği 3 üncü maddesinde, bu sözleşmenin “... isimli yarışma programının yapım ve yayınına, fikri ve mali hakların devrine ilişkin” olduğu ifade edilmiştir.

Bu sözleşme çerçevesinde, üzerindeki fikri hakların devri mümkün iki yapım mevcuttur. Bunlar, çekilen yarışma bölümleri ile yarışma programının formatıdır.

Sözleşmenin 6. maddesinde fikri haklar konusu düzenlenmiştir. Beş fıkrası bulunan bu hükmün ilk fıkrasında davalı Yapımcı, formatın kendisine ait ve özgün olduğunu beyan etmektedir. İkinci fıkrada ise davalı Yapımcı, program formatı, adı ve tüm bölümlerine ilişkin olarak FSEK'te sayılan tüm mali hakların, manevi haklar ve üçüncü kişilere devri yetkisini de kapsayacak şekilde süre, sayı, muhteva ve yer kısıtlaması olmaksızın yurtiçinde ve yurtdışında münhasıran davacı Yayıncı'ya ait olduğunu/olacağını gayri kabili rücu olarak kahul, beyan ve taahhüt etmiştir.

Sözleşmenin 6. maddesinin üçüncü fıkrasında, yarışmanın bölümleri bakımından Yayıncı'nın umuma iletim hakkı bağlamında sahip olduğu hak ve yetkilere, kullanım mecra ve araçları sayılarak açıklık getirilmiştir. Dördüncü fıkra da yarışma bölümlerine ilişkindir ve Yapımcı bir kez daha Yayıncı'nın bu bölümler üzerindeki münhasır hak sahipliğini teyit etmektedir.

Hükmün beşinci fikrasında Yapımcı'nın formatı yurtdışında lisanslaması ihtimali düzenlenmiş ve bu durumda Yayıncı'nın 7 gün içerisinde bilgilendirilmesi ve gelirin %30'luk kısmının Yayıncı'ya ödenmesi kararlaştırılmıştır. Burada ayrıca Yayıncı'ya sözleşmenin bir örneğini isleme ve ilgili evrakı inceleme yetkisi tanınmıştır. Sözleşmenin süresinin düzenlendiği 10 uncu maddesinde, Yarışma üzerinde edinilen haklar bakımından sözleşmenin süresiz olduğu belirtilmiştir. Nitekim, yukarıda belirtikliği üzere, Sözleşmenin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında hak devrinin süresiz olduğu belirtilmiştir.

Sözleşmenin yukarıda arz edilen içeriği gözetildiğinde format üzerindeki hakların Yayıncı ... A.Ş.'ye devredildiği konusunda bir tereddüt bulunmadığı, sözleşmenin 6 ncı maddesinin yapısına bakıldığında, hakların devrine ilişkin ana hükmün ikinci fıkra olduğu, bu fıkranın devamındaki hükümlerin isc bu hükmün içeriğine dair bazı hususlara netlik getirmek amacıyla düzenlendiği, dolayısıyla maddenin 3 ila 5 inci fıkralarının ana fıkra olan 2 nci fıkrasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği, formatın yurtdışında lisanslanmasıyla ilgili beşinci fıkra bu gözle çerçevede değerlendirildiğinde, bu hükmün ikinci fıkrada yapılan hak devrini ortadan kaldırdığının söylenemeyeceği, beşinci fikra ile yapılmak istenenin Yapımcı'yı formatın yurtdışında lisanslanması konusunda görevlendirmek olduğu, zira bu fikrada Yapımcı için getirilen, Yayıncı'yı bilgilendirme ve gelirin %30'unu Yayıncı'ya ödeme yükümlülüğünün de bu tespiti güçlendirdiği kanaatine varılmış, programın adı üzerindeki hakların da sözleşmenin 6. maddesinin 2. Fıkrası kapsamında davacıda olduğu ve ayrıca davacının programın adını sözleşme hükümleri çerçevesinde markalaştırdığı anlaşılmış, logo bakımından ise sözleşmede açık bir hüküm bulunmamakla, logonun kullanımı bakımından bir hak devri söz konusu olmasa dahi, formatın alameti olması nedeniyle, format üzerindeki hakların davacıya ait olduğu kabulüyle davacının programın logosunu FSEK m.83 uyarınca haksız rekabet hükümlerine göre korumasının mümkün olduğu değerlendirilmiş, diğer yandan yukarıda işaret edilen marka tescili davacıyı logonun markasal kullanımı konusunda hak sahibi kıldığı anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar çerçevesinde, davalıların yayıncı ve yapımcısı olduğu programa ilişkin, davacının, “...” isimli programın formatının ve adının davacıya ait olduğunun tespiti ile format ve isme yönelik mevcut ve muhtemel her türlü tecavüzün men ve ref'ine karar verilerek davalıların eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile eylemlerin men'i" şeklindeki talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Maddi tazminat yönünden ise; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları çerçevesinde sektörel uygulamaya bakıldığında, kaldırma ilamı sonrası alınan raporlarda farazi görüşte bulunulabileceğinin belirtildiği, 16/01/2019 tarihli raporda irdelendiği üzere program bütçesinin %5 ila %7'sinin eser üzerindeki hakların kullanılmasına karşılık gelen bedel olarak tespit edildiği, bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu, buradan hareketle yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde yapımın haklarının davacıda olduğu ve davalılarca bu hakların ihlal edildiği anlaşılmakla, FSEK 68/1 kapsamında yapımın toplam maliyeti olarak tespit edilen 5.294.050,00 TL'nin %5'ine denk gelen 264.702,5 TL ila %7'ine denk gelen 370,583,5 TL'nin FSEK m.68 uyarınca varsayımsal bedel olarak dikkate alınmasının uygun olacağı, bu miktarın 3 katı bedelinin davacı tarafça talep olunabileceği, bu noktada taleple bağlı kalınarak davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. ... (Kapatılan) 4. FSHHM'nin birleşen ... Esas sayılı dosyası yönünden; ... (Kapatılan) 4. FSHHM'nin birleşen ... Esas sayılı dava ise, ... adlı televizyon programı format sahipliğinin davacılar ... ve ...'e ait olup olmadığı, gerçek kişi davacıların ve davacı şirketin bu program ve/veya formatı üzerinde hak sahibi olup olmadığı, davalıların yapım ve yayınları nedeniyle davacıların FSEK'ten kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği ve ayrıca davalıların eylemlerinin haksız rekabet yaratıp yaratmadığı, bu kapsamda FSEK'ten kaynaklanan haklara, isim ve marka hakkına tecavüzün ref-i, men-i ile haksız rekabetin önlenmesi, davalıların dava konusu televizyon programını çekmelerinin, yayınlamalarının, önlenmesi, engellenmesi, iddia olunan eserde değişiklik yapılması ve değiştirilmiş haliyle yayınının önlenmesi istemlerine ilişkindir.

Yukarıda ...

1.FSHHM'nin birleşen ... Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, dava konusu programa ait FSEK ve TTK kapsamındaki hakların işbu davanın davalısına ( .... A.Ş.) ait olduğu ve davalı .... A.Ş.'nin yine işbu davanın davalısı ... ile anlaşma yaptığı, davalıların eylemlerinin hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, yukarıda ...

1.FSHHM'nin birleşen ...Esas sayılı dava dosyası başlığında yapılan değerlendirmeler ışığında varılan tespitler göz önünde bulundurularak, işbu davada davacıların tüm taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,

-Asıl dava yönünden;

1.Sözleşmenin feshinin haklı olduğu anlaşıldığından asıl davanın REDDİNE,

2.Alınması gereken 732,00 TL karar harçtan, peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 170.643,81 TL'nin mahsubu ile artan 169.911,81 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı ... San.Tic.A.Ş tarafından yapılan: 3.725,00 TL bilirkişi ücreti ve 305,50 TL posta giderleri olmak üzere toplam 4.030,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red olunan maddi tazminat talepleri yönünden AAÜT m. 13/4'e göre tespit olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacı...Tic. A.Ş'den alınarak davalı ... San. Tic. A.Ş 'ye verilmesine,

6.Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red olunan manevi tazminat talepleri yönünden AAÜT m. 10/3'e göre tespit olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacı ...Tic. A.Ş'den alınarak davalı ... San. Tic. A.Ş 'ye verilmesine,

7.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, -... 1. FSHHM'nin birleşen ...Esas sayılı dosyası yönünden;

1.Davanın kabulüne, “...” isimli programın formatı ve adının davacıya ait olduğunun tespiti ile format ve isme yönelik mevcut ve muhtemel her türlü tecavüzün men ve ref'ine;

2.Davalıların eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile eylemlerin men'ine,

3.500.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

4.Alınması gereken 34.155,00 TL karar harcının, peşin yatırılan 8.538,37 TL'den mahsubu ile eksik kalan 25.616,63 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,

5.Davacı tarafından peşin yatırılan 8.538,37 TL harç ile 27,70 TL başvuru harcının toplamında oluşan 8.566,07 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı ... Tic. A.Ş tarafından yapılan toplam 520,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden tecavüz davası yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 55.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat miktarı yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 80.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, -Birleşen .... 4.FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden ;

1.Davanın reddine,

2.Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile 704,3 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davalılar yargılamada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan talepler yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalılara ödenmesine,

5.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,

Dair .. vekili dışındaki taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026

Katip

¸

Hakim

¸

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog