Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/2306 E.  ,  2025/7309 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1123 Esas, 2024/1837 Karar
HÜKÜM: Yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların davacı bankada genel müdür, yönetim kurulu üyesi, koordinatör ve diğer üst düzey yönetimde bulundukları tarihte, bankaca gerçekleştirilen ... 2. Etap İnşaatları projesinde, yasaların ve yönetmeliklerin kendilerine yükledikleri sorumlulukları görevleri gereği yerine getirmediklerini, müddebir bir tacir gibi davranmayarak 24.01.2000 tarihi itibariyle 25.648.385,00 TL banka zararına yol açtıklarını ileri sürerek bu zararın 24.01.2000 tarihinden itibaren ... Bankası reeskont faiz haddi oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu inşaat projesi nedeniyle davacının bankanın zarara uğramadığını, aksine kâr ettiğini, Genel Muhasebe Müdürlüğünün yaptığı kâr-zarar çalışmalarında satışların tamamlandığı 21.12.2017 tarihi itibariyle 792.610.912.690,00 TL kâr olduğunun tespit edildiğini, davacının bilanço kayıtlarında yer almayan kâr ve zarar hesaplamalarına değer verilemeyeceğini, fiyat analiz müdürlüğünün bilanço çıkarmak, kâr zarar hesaplama gibi bir görevinin olmadığını, inşaatın kâr zarar durumunun işin bitim tarihi olarak geçici kabul tutanağının düzenlendiği tarihte hesaplanacağını, bu tarihten sonrası için yapılan hesaplamaların kâr ve zarar hesabında nazara alınamayacağını, projenin verilmesi ve uygulanması aşamasında herhangi bir kusurlu davranış olmadığını, davacı bankanın Yüksek Denetleme Kurulu (YDK) denetimine tabi olduğunu, ilgili yılda verilmiş YDK ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) komisyonu raporlarında davacının dava ettiği projeden bahsedilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacıya zarar verdiği iddia edilen olay arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin davacı nezdinde grup müdürü olduğunu, yalnızca teklif edilen proje ile ilgili yönergeyi yönetim kuruluna sunmak üzere banka koordinatörüne verdiğini, davacının bizzat kendisinin projenin iş ve satış işlemlerini gerçekleştirdiğini, zarar tespitine dayanak belgelerin delil niteliği taşımadığını, davacının bizzat kendisinin projenin kâr elde ettiğini kabul ettiğini, projenin her aşamasının usule uygun olduğunu, 1997 yılı hesapları ile birlikte ibranın gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde müvekkillerinin hangi eylemleri nedeniyle zarara sebep olduklarının açıklanmadığını, davacı bankanın dava konusu projenin uygulanması sebebiyle zararının söz konusu olmadığını, aksine kâr ettiğini, uygulamaya konu projenin İhale Yönetmeliği kapsamında kalmadığını, müvekkillerinin proje ile ilgili aldıkları tek kararın 19.04.1990 tarihli ve 9 no.lu karar olduğunu, bu karar nedeniyle ibra edildiklerini, bundan sonra alınmış kararlar ile ilgili sorumlu tutulamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 01.07.1999 tarih ve 14/99-150/31 (16) sayılı Başbakanlık Teftiş Kurulu raporuna dayandırıldığı, davalıların bankada görevli oldukları sürede anılan projede mevzuatın yüklediği sorumlulukları, görevleri gereği gibi yerine getirmedikleri iddiası ile 24.01.2000 tarihi itibariyle 25.648.385,00 TL zarara yol açtıklarının ileri sürüldüğü, davacı bankanın genel muhasebe kayıtlarına göre anılan projeden zarar değil kâr edildiği, dava konusu olayda yapılan tercihlerin bankayı zarara uğratmadığı, kasıt, ihmal veya ağır kusurları ile davalıların bankanın zararına sebebiyet vermedikleri, konutlar satılıncaya kadar geçecek sürede kârın tamamen yok olacağı ve zarara dönüşeceği şeklinde iddiada bulunulmuş ise de bunun davalıların eylemi ile bağlantısının bulunmadığı, davacı bankanın tüm faaliyetlerinin YDK, TBMM, Kamu İktisadi Komisyonunun denetimine tabi olduğu, söz konusu proje ile ilgili faaliyetlerin bu denetimden geçtiği, 1997 yılı hesaplamaları ile birlikte ibranın gerçekleştiği, davacı bankanın ... İnşaatları Projesi işinden dolayı zararın ve davalıların ağır kusur, ihmal, kasıtları ile banka zararına yol açtıkları iddiasının kanıtlanamadığı, kaldı ki banka zararının tüm konutların satışından sonra belirlenebileceği, konutların pazarlanması aşamasında meydana gelebilecek zararlara davalıların etkisinden söz edilemeyeceği, davalı ... mirasçısı ... ve ...'ün zaman aşımı def'inin kabul edildiği gerekçesiyle bu kişiler haklarında açılan davanın zaman aşımı nedeni ile reddine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların davacı nezdinde yönetim kurulu üyesi, genel müdür, koordinatör ve üst düzey çalışan oldukları nazara alındığında davada, bir kısım davalılar hakkında dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin 336 vd. maddelerinin, bir kısım davalılar hakkında ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin 41 vd. maddelerinin nazara alınması gerektiği, davada, yalnızca inşaat projesinin gerçekleştirilmesine dair alınan yönetim kurulu kararına dayanılmadığı, projenin karar ve uygulama aşamasındaki bir kısım eylemlerin dava konusu edildiği, buna göre Mahkemenin davanın dayanağını 19.04.1990 tarihli yönetim kurulu kararının oluşturduğuna dair kabulünün hatalı olduğu, davacı tarafından zararın ve zarar sorumlularının 01.07.1999 tarihli Teftiş Kurulu raporu ile öğrenildiği, davanın 01.02.2000 tarihinde açıldığı, rapor ile dava tarihi arasında yedi aylık bir sürenin geçtiği, dolayısıyla davalılar ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararda isabet görülmediği, davacının bu yöndeki istinaf sebebinin haklı olduğu, davacının Teftiş Kurulu raporu, bünyesindeki Fiyat Analiz Müdürlüğünün yaptığı maliyet analizine dayandığı, Fiyat Analiz Müdürlüğünün kâr-zarar hesabı yapma yetkisi bulunmadığı, bu yetkinin Genel Muhasebe Müdürlüğüne ait olduğu, öte yandan Teftiş Kurulu raporunda; “Fiyat Analiz Müdürlüğü tarafından yapılan maliyet analizinde 3.484.083 TL zararın tespit edildiği ancak Genel Muhasabe Müdürlüğü tarafından yapılan kâr-zarar çalışmasında satışların tamamlandığı 31.12.1997 tarihi itibariyle 792.610.912 TL kâr bulunduğunun tespit edildiği, bankanın iki biriminin aynı proje için verdiği rakamlarda bu boyutta farklılık bulunmasının sebebinin, Fiyat Analiz Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda projeye ait son konutun satışına dek ilgili rakamsal değerlere Banka kaynak maliyetine esas faiz oranının uygulanması olduğu, Genel Muhasebe Müdürlüğünce sürdürülen çalışmada ise bu faizlendirmenin geçici kabul tarihine dek yapıldığı, bu tarihten sonra herhangi bir faiz uygulamasına gidilmemesinden kaynaklandığı” hususlarının açıklandığı, bu minvalde gerek Teftiş Kurulu raporunda, gerekse dava dilekçesinde Genel Muhasebe Müdürlüğü tarafından davacının ticari defter ve kayıtları ve buna göre şirket bilançosu üzerinden yapılan kâr-zarar hesabının yanlış olduğuna dair bir iddia ve tespitin bulunmadığı, sonuç olarak davacının söz konusu proje nedeniyle zarar değil kâr ettiği, Mahkemece tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, faaliyet izni kaldırılarak Fona devredilmiş bir banka ve davanın da Fon tarafından açılmış bir dava olmadığı, dolayısıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 133. maddesinin iş bu davada uygulanamayacağı, bununla birlikte karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/4 hükmü uyarınca, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretine, aynı Tarife’nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedileceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı bankanın yönetim kurulu üyesi, genel müdürü, koordinatörü ve sair üst düzey görevlisi olan davalıların, görevde bulundukları tarihte gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle davacının zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 04.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog