11. Hukuk Dairesi 2025/2300 E. , 2025/7311 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;
Kanada uyruklu olan davacının altın ticareti yapan davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin sermayesinin 10.000.000,00 TL olup ...'nun 6.667.000,00 TL, ...'in 3.333.000,00 TL pay dağılımının bulunduğunu, davalı şirkette şu an münferit yetkili müdür olan ...'nun Türk vatandaşlığına 2020 yılı içerisinde geçmeden önce Irak vatandaşı olduğunu, davalı şirketin esasen davacının babası ... ile ... tarafından 2018'de iki ortaklı ve eşit paylı olarak kurulduğunu, ... hariç tüm ortakların sermaye taahhütlerini yerine getirdğini, ...'in borcunu inkar ettiğini, davalı şirketin adresinde ... ... Mücevherat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adıyla yeni bir şirket kurduğunu, davalı şirket ile bu yeni şirket arasında ne tür işlemlerin yapıldığının ortaya çıkarılmasının önem arz ettiğini, şirket hakkında hiçbir bilgisi olmayan davacının vekil sıfatıyla müracaatı üzerine yapılan araştırmalarda davalı şirketin usulsüz bir şekilde personel çalıştırdığının tespit edildiğini, davalı şirketin devamında davacının korunmaya değer menfaati bulunmadığı gibi her geçen gün zararının arttığını, şu an Türkiye ile tek bağı olarak şirketteki payının kaldığını ileri sürerek davacının, davalı şirketteki ortaklığının çekilmez hale gelmiş olması ve zarara uğraması sebebiyle davalı şirketin feshine ve tasfiyesine, bu süreçte davacının haklarının korunması amacıyla şirkete kayyım atanmasına ve gerekli diğer önlemlerin mahkemece alınmasına, müvekkilinin şirketteki alacağına ticari faiz uygulamasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız davasının öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının tüm alacağını fazlası ile davalıdan aldığı dikkate alınarak davanın esastan reddine, davacının haksız olması nedeniyle, davacının davalı şirketi uğrattığı zararlar da hesaplanacak ve tazmin edilecek şekilde, herhangi bir hak vermeksizin ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2021 yılı Haziran ayı sonrasında satış yapmaması, bünyesinde uzun süredir sadece 1 personel bulunması dikkate alındığında bu haliyle gayrifaal görünümünde olduğu, şirketin süreklilik arz eden ve artarak devam eden faaliyet zararları, 2021 Haziran ayından sonra hiç satış yapmaması, 2021 Nisan ayından itibaren tek bir personel ile faaliyetine devam etmesi, davacı şirket ortağının uzun süredir yurtdışında olması ve şirket faaliyetleri ile ilgilenmemesi, davalı şirket ortağının da faaliyetlerini ünvanı birbirine çok yakın aynı sektör ve faaliyet alanında ve aynı adreste olan farklı bir şirket üzerinden sürdürmesi, ortaklar arasındaki ilişkilerdeki ciddi anlaşmazlıklar da dikkate alındığında şirkette haklı fesih sebeplerinin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türkiye ile davacının vatandaşı olduğu Kanada ülkesi arasında muafiyet ve karşılıklılık bulunduğu, davacıdan teminat alınmamasının usul ve yasaya uygun görüldüğü, davalı şirketin iki ortaklı olduğu, ortakların aynı zamanda münferit yetkili şirket yetkilisi atandıkları, davalı şirketlerin hissedarları arasında güvenin zedelendiği, davanın devamı süresince davalı şirkete ait temsil ve ilzam yetkisinin tek başına kullanılmasının davacı ve dava dışı ortak açısından önemli zarara sebebiyet vereceği endişesi yaratması, tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin korunması ihtiyacı gözetildiğinde, davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir konulması koşullarının oluştuğu, kaldırma kararı sonrasında açılan ortaklıktan çıkma/çıkarılma davasının işbu dosya üzerinde birleştirilmesine karar verildikten sonra tefrikine karar verilmesi yönünden her davanın dava tarihindeki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, işbu davadan sonra açılan davanın birlikte görülmesi gerekmediğinden, mahkemece verilen tefrik kararının yerinde olduğu, kaldırma kararı öncesinde davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunda şirketin feshine yönelik verilen kararın yerinde olmadığına yönelik istinaf sebebi ileri sürülmediğinden bu yönde Dairece inceleme yapılmadığı ve şirketin feshine yönelik verilen kararın esası kesinleştiği dikkate alınarak, Dairenin kaldırma kararından sonra Mahkemece verilen karara yönelik davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunda davanın esasına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, işbu davanın limited şirketin feshi davası olduğu, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yasa gereği davalıya yükletilmesine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 hükmü uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.