2. Ceza Dairesi 2025/14349 E. , 2025/23084 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin ''sanığın, suça konu olan 13.000 TL tutarındaki zararı müştekiye eksiksiz olarak ödeyerek mağduriyetinin giderilmesini sağladığına, şikâyetçi tarafın sanığın uhdesine geçirdiğini belirttiği eşyalar dışında, toplam 40.000 TL değerinde başka eşyaların da çalındığını iddia ettiğine, ancak bu iddianin hiçbir somut delile dayanmadığına, yalnızca soyut bir beyan niteliğinde olduğuna, ceza yargılamasında mahkûmiyetin ancak şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle mümkün olduğu gözetildiğinde, bu tür delilden yoksun iddiaların hükme esas alınmasının hukuka açıkça aykırı olduğuna, etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasının gerekçelendirilmediğine, sanığın duruşmalardaki tavrı, suçun kabulü, pişmanlığı ve zararın giderilmesinin göz önüne almadığına ve TCK m.61 kapsamında takdiri indirim nedenlerinin dikkate alınmamasının kanuni hata oluşturduğuna'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2021 tarihli ve 2021/493 Esas ve 2021/541 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.11.2021 tarihli ve 2021/3080 Esas, 2021/3698 Karar sayılı kararı ile ''Katılanın çalındığını belirttiği mallar ile sanığın çaldığını kabul ettiği mallar arasında esaslı farkların bulunması, mağdurun suça konu malların çalındığını 27/05/2021 tarihinde işine son verdiği sanığın evden ayrılmasından sonra 19/06/2021 tarihinde yaptığı kontroller sırasında fark ettiği ve katılanın çalındığını bildirdiği malların liste halinde sunulmasından önce sanığın kollukta 20/06/2021 tarihinde çaldığı malları adet, sınıf ve nitelik olarak belirttiği gözetilerek, katılanın ayrıntılı olarak beyanı alınarak suça konu malların sanık işe alındığında var olup olmadığı, sanığın işten ayrıldığı tarihten olayın katılan tarafından tespit edildiği tarihe kadar geçen süre içerisinde bir başkası tarafından çalınmış olmadığından emin olup olmadığı hususları sorularak belirlendikten sonra katılan tarafından belirtilen zararın giderilip giderilmediği ve kısmi ödemeye muvafakati olup olmadığı sorularak sonucuna göre sanık hakkında TCK.nun 168. maddesinin tatbiki şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda hukuki durumunun tayini gerektiğinin düşünülmediğinden'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 25.11.2021 tarihli ve 2021/3080 Esas, 2021/3698 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2022/5 Esas, 2022/562 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.