T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalıların adi ortaklığı ... Girişimi ile 10.11.2020 tarihinden imzalanan satın alma sözleşmesi kapsamında müvekkili ortak girişime sözleşme kapsamında beton tedarik işini üstlendiğini, Kasım 2020 tarihinden Temmuz 2022 tarihine kadar müvekkili sözleşmesel tüm edimlerini süresinde ve eksiksiz şekilde, sözleşmede yazılı kriterlere uygun olarak yerine getirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 28. Ödeme Koşulları başlıklı maddesi ile davalıların ödemelerine ilişkin borcun ifa edileceği tarih, muacceliyet tarihi belirlendiğini, müvekkili sözleşme kapsamındaki tüm sorumluluklarını yerine tam ve zamanında getirmiş olmasına karşın sözleşmenin başından bu yana pek çok faturasının ödemesi muacceliyet tarihinden çok sonra yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalılar teslim edilmiş Teminat Mektubu müvekkiline iade edildiğini, Teminat Mektubunun teslimi ile müvekkilinin işi tam ve eksiksiz bitirmiş olduğu, sözleşme süresince tüm edimlerini eksiksiz şekilde yaptığı davalılarca da kabul edilmiş bulunduğunu, işlerin sona ermesine müteakip davalıların ortak girişimi adına kesilen temerrüt faizi faturası müvekkiline iade edildiğini, bu nedenle açık sözleşme hükmüne ve temel yasal düzenlemeler aykırı şekilde ödenmeyen temerrüt faizi tutarları için işbu davamızı ikame etmek gerektiğini beyan ederek, Davanın kabulünü, Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00TL Temerrüt Faizi alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesinin talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin taraflarca imzalanmasından sonra Davacı taraf beton tedarikine başlamış ve bu ticari ilişki kapsamındaki ilk faturasını da 17.11.2020 tarihinde tanzim ettiğini, işler yaklaşık 2 yıl boyunca devam etmiş olup davacı taraf bu kapsamda müvekkillerine yönelik olarak 100 adedin üzerinde fatura tanzim ettiğini, nihayet inşaat yapım işlerinin tamamlanmasıyla birlikte davacı son faturasını da 18.08.2022 tarihli olarak tanzim ettiğini, müvekkilleri , davacı tarafın tanzim etmiş olduğu faturalara istinaden tüm ödemeleri yapmış olup, taraflar arasındaki açık hesapta herhangi bir borç bakiyesi kalmadığını, zaten bu husus davacı tarafın da kabulünde olup, huzurdaki dava yalnızca temerrüt faizine ilişkin olarak ikame edilmiş bulunduğunu, temerrüt olgusunun her bir fatura yönünden ayrı ayrı ele alınması gerektiğini, taraflar arasında TTK m. 89 ve devamı hükümleri anlamında yazılı bir cari hesap anlaşması bulunduğunu; davacı taraf ile müvekkillerinin arasındaki ticari ilişki, açık hesap esası üzerinden yürütüldüğünü, buna göre tarafların karşılıklı olarak düzenlemiş oldukları faturalar, bu açık hesaba kaydedilerek takip edilmiş bulunduğunu, dolayısıyla her bir faturalı alacak, kendi özgün ve bağımsız niteliğini kaybetmeden hukuki varlığını sürdürdüğünü; bir başka deyişle her bir faturalı alacak tek tek ve ayrı ayrı talep edilebilecek alacaklar olma niteliğini kaybetmediğini, bu bakımdan Davacı tarafın faturalı alacaklarına yönelik temerrüt iddiaları, her bir faturaya ilişkin vade ve temerrüt şartları yönünden ayrı ayrı ele alınmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiğini, temerrüt şartlarının gerçekleşmediğini, temerrüt faizi talep etme hakkının, asıl alacağın ödenmesiyle birlikte sona erdiğini, davacının temerrüt faizi hesaplamalarının yanlış olduğunu beyan davanın reddini, yetki itirazının kabulü ile davanın Sayın Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmisini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. Huzurdaki somut uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ödemelerin zamanında yapılıp yapılmadığı, davacının davalılardan temerrüt faizi alacağının bulunup bulunmadığı,davallardan temerrüt faizi isteminde haklı olup olmadığı hususlarında toplanmıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine dosya mahkememiz işbu 2023/795 esas sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 06/09/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "..... Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Tarafların ibraz olunan ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, Davacının, dava konusu alacak talebinin taraflar arasında akdedilmiş olanS10.11.2020 tarihli “satınalma Sözleşmesi"nin “ödeme Koşulları” başlıklı 28. Maddesine istinaden sözleşmeden öngörülen süreden sonra yapılan ödemelere ilişkin temerrüt faizinden ibaret olduğu, Taraf ticari defterlerine göre 10.11.2020 tarihli “Satınalma Sözleşmesi” kapsamında davacının davalıya teslimini yaptığı hazır beton ürünü bedeli olarak bir alacağı olmadığı, Davacının ticari defterlerindeki kaydi alacağının 1.243,60TL'lik kısmının 18.08.2022 tarihli ... numaralı 7.406,43TL tutarlı (fiilen teslim edilmiş olan hazır beton faturası) e-faturanın bakiyesinden kalan 1.296.927,66TL'lik kısmının ise 12.12.2022 tarihli ... numaralı “temerrüt faizi” açıklamalı faturadan kaynaklandığı, Davalılardan müteşekkil ... Girişimi adi ortaklığının ticari defterleri incelendiğinde, davanın esasını teşkil eden 12.12.2022 tarihli ... numaralı “temerrüt faizi” açıklamalı 1.296.927,66TL tutarlı fatura dışında taraf defterlerinin birbiri ile mutabık oldukları görüldüğü, Davacının defterlerinde kayıtlı olan 12.12.2022 tarihli ... numaralı “temerrüt faizi” açıklamalı 1.296.927,66TL tutarlı fatura davalılardan müteşekkil adi ortaklığın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, Ancak taraflar arasında 10.11.2020 tarihli sözleşme kapsamındaki ticari ilişkinin sürdüğü 10.11.2020 - 07.12.2022 dönemi arasındaki 757 günlük sürede hiç temerrüt faizi ve/veya vade farkı faturası düzenlendiğine dair davacının ticari defterlerinde kayıt olmadığı, Sayın Mahkemece davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 28. Maddesi kapsamında temerrüt faizi talep edebileceği benimsenirse her bir faturanın 45 gün sonrası ödeme vadesi kabul edilerek vade tarihi ile ödeme tarihleri arasındaki gün sayısı esas alınarak 1.099.017,23TL avans faizi, 197.823,10TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 1.296.840,33TL alacak hesaplandığı, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 03.03.203 dava tarihi itibari ile avans faizi oranının 410,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına dava tarihinden itibaren 10,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. ...." Şeklinde rapor görüşü bildirmiştir.
Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından mahkememize sunulan 06.01.2027 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ..."Taraflar arasındaki sözleşmenin 28. Maddesindeki “...İşlerin bedeli, Satıcı tarafından ifa edilecek İşler'e karşılık haftalık olarak düzenlenecek faturaların Alıcı'ya tebliğ tarihinden itibaren 45 (kırkbeş) gün içinde varsa işbu Sözleşme kapsamında yapılacak kesintiler sonrası Satıcı'ya ödenecektir....." hükmünün açıkça bir ödeme vadesi mahiyetinde olduğu Davalının itirazlarına müteallik konulara, hukuki değerlendirme yapılmaksızın Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında kök raporda yeterince değinildiği, Ek rapor aşamasında dosyaya sunulu yeni bir bilgi ve belge olmadığından kök rapordaki görüşün özünün aynı perspektif ile muhafaza edildiği, ancak Sayın Mahkemenin HMK 282 gereği bilirkişi görüşü ile bağlı olmadığı gözetilerek, Sayın Mahkemenin davacı savları yönünde hüküm kurmakta muhtar olduğu mütalaa edilmiştir. Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Keyfiyeti, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifi 6100 sayılı HMK'nın md. 266/c.2 ve 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükümlerine dayalı olarak tamamen ve münhasıran muhterem Mahkemeye ait olmak kaydı ile sayın yargı makamının tetkik ve takdirlerine arz ederim...." Şeklinde rapor görüşü bildirmiştir.
Davacı vekilinin 19.11.2025 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; Dava tarihi itibariyle 50.000-TL olarak belirttiğimiz taleplerimizi dosyada bulunan bilirkişi raporları kapsamında 1.296.840,33 TL olarak ıslah ediyoruz. Gerekli peşin harç dilekçemiz ile birlikte Mahkeme veznesine yatırılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporu ile ıslah dilekçemizin davalı vekiline tebliğe çıkarılmasına müteakip; Islah talebimizin kabulüne ve ıslah yolu ile arttırdığımız kısım ile dava dilekçesinde talep ettiğimiz miktarların birleştirilmesiyle hesaplanan; 50.000- TL'den 1.246.840,33-TL artırılarak 1.296.840,33- TL olarak dava tarihinden İtibaren, ticari/avans faizi ile davalılardan alınıp müvekkile ödenmesini, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz..." şeklinde bedel artırım talebinde bulunmuştur.
Huzurdaki davada taraflar arasında mevcut 10.11.2020 tarihli beton tedarik sözleşmesine ilişkin ticari ilişki kapsamında davacı tarafça faturaların zamanında ödenmemesi nedeniyle davalıdan temerrüt faizinin tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Davalı taraf ise faturaların tamamının ödendiğinden bahisle davacının temerrüt faizine dayalı kendilerinden alacak talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından taraf defterleri incelenmiş tanzim edilen raporla taraflar arasında 10.11.2020 tarihli sözleşme kapsamındaki ticari ilişkinin sürdüğü 10.11.2020 - 07.12.2022 dönemi arasındaki 757 günlük sürede hiç temerrüt faizi ve/veya vade farkı faturası düzenlenmediği, davacının ticari defterlerinde kayıt olmadığı ticari ilişkinin bitiminden sonra davacının davalıdan temerrüt faizine ilişkin alacak talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmede faize ilişkin olarak hüküm bulunuyor ise de asıl alacağa ilişkin ödemeler yapılırken davacı tarafın ödemeleri herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden kabul ettiği, faize ilişkin haklarını saklı tutmadığı görülmüştür.
TBK'nın 131. Maddesinde ''Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.'' düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/4843 Esas 2020/5134 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ''faiz yan edim olup, hukuki niteliği itibariyle asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, herşeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa faiz borcu da doğmaz. Keza faiz borcu asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer. Alacaklı asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmak zorundadır. Gerçekten TBK 131/1. maddeye göre, daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizler istenemez.'' ifade edildiği üzere davacı tarafça faturaların tahsili sırasında temerrüde ilişkin hakları saklı tutulmamış, asıl borcun ifası ihtirazi kayıt olmaksızın kabul edilmiştir.
Davalı tarafça asıl borç ödenmekle feri niteliğindeki faize ilişkin talep hakkı da sona ermiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede faturaların ödenmesi hususunda 45 günlük vade öngörülmüş ise de faize ilişkin hakların saklı tutulduğu hususu sözleşmede kararlaştırılmamış, asıl borcun ifasının da çekincesiz, faiz ve ferilere ilişkin haklar saklı tutulmadan kabul edildiği görülmeklke; davacının sözleşme süresince itirazı kayıt ileri sürmeden asıl alacağa ilişkin ödemeleri kabul ettiği, sözleşme ilişkisi de sona erdiğine göre asıl alacağın feri olan faiz alacağının da sona erdiği, davacının dava konusu ettiği temerrüt faizi talebi yönünden, TBK.131.maddesindeki faiz hakkının saklı tutulması koşulu gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 21.621,38-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 199.558,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı ...Anonim Şirketi tarafından yapılan toplam 2.700,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6.Devletçe karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7.Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/02/2026 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA