T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.
.......
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
..... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :..../...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ...
NUMARASI : .../... Esas, .../.... Karar
DAVACI/BİRLEŞEN .../...E.DAVACI : ... ...
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacı müvekkilinin davalıya yapmış olduğu ödemelerin karşılığında bir hizmet alamamış olması sebebiyle, davalı aleyhine .... ... İcra Müdürlüğü'nün .../....Esas sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, davalıya ödeme emrinin 01/03/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın 01/03/2019 tarihli itiraz dilekçesi ile takibin durdurulduğunu, davalı taraf takibe konu borcun ödendiğine, ertelendiğine ya da başka bir nedenle ortadan kalktığına dair bir belge sunmaksızın afaki bir şekilde borca itiraz ettiğini, bu durumda davalı borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu, anılan bu sebeplerle; davalının itirazının iptaline, takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen %9 faizi ile ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekaleti ücretin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususlar, yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taraf, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli hiçbir delil sunulmadığını, davacı tarafın başlatmış olduğu haksız icra takibine, müvekkilin böyle bir borcu olmaması sebebiyle haklı olarak itiraz edildiğini, davacı taraf haksız kazanç elde etmek amacıyla, tamamen kötüniyetli olarak bu takibi başlatıldığını, davacı tarafın iddialarının aksine, müvekkilin davacı taraftan alacağı olduğunu, müvekkilin bu alacağına ilişkin olarak ... ....İcra Müdürlüğü .../... E.ve .../...
E. Sayılı dosyalardan davacı borçlu aleyhine icra takibine geçildiğini, takip sonrası davacı tarafın müvekkile olan borcu protokole bağlanmış olup davacı tarafla müvekkili arasında düzenlenen 15.01.2019, 27.08.2019 ve 10.01.2020 tarihli protokollerde, davacı taraf borçlarını kayıtsız şartsız kabul ettiğini, davacı taraf, aleyhine icra takibine geçildikten sonra işbu davaya konu takibi başlatarak borcunu ödemekten kurtulmak ve sürüncemede bırakmak gayesinde olup iddia ettiği alacağın hukuki dayanağı bulunmadığını, anılan bu sebeplerle; işbu davanın reddine, takibin iptaline, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada (../.... E sayılı dosyada) davacı vekilinin 03/08/2020 tarihli dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, var olan ticari ilişki gereğince taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi bulunduğunu, bu borç ilişkisinden kaynaklı davalı tarafça ... ....İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, bu dosyaya keşidecisi ......lehdarı ..... olan ......... ait ......çek numaralı ....... vade tarihli 40.000,00.-TL bedelli çek ile keşidecisi ....., lehdarı .........olan ...... Şubesine ait ......çek numaralı 31/12/2019 vade tarihli 50.000,00.-TL bedelli çekler verildiğini, davalı tarafa ... ...İcra Müdürlüğünün ../.... esas sayılı dosya borcunu nakit olarak ödeyip dosyayı kapattığını, ancak davalı tarafın kendisine teslim edilen çekleri davacıya teslim etmediğini, 40.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, davalı tarafça icra takiplerine devam edilmesi neticesinde taraflar arasında protokoller düzenlendiğini, yapılan protokollerle 90.000,00 TL bedelin ödendiğini ancak davalı tarafından ... .... İcra Müdürlüğü’ nün .../.... E dosyasına bildirilmediğini, anılan icra takip dosyasında dosya borcuna mahsuben 90.000,00 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 02/10/2020 tarihli cevap dilekçesinde, müvekkil ve davacı taraf arasındaki ticaretten kaynaklı borç ilişkisi neticesinde ... .... İcra Müdürlüğü'nün .../...E sayılı dosya ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibe başlandığını, taraflar arasında varılan anlaşma sonucu ...... tarihli protokol yapıldığını, bu protokole göre davacıdan 106.000,00 liralık mal ile 40.000,00 TL ve 50.000,00 TL 2 adet çek alındığını, ........şubesine ait ...... çek nolu ...... vade tarihli 40.000TL tutarlı çek ile .....çek nolu .... vade tarihli 50.000TL tutarlı ve ileri tarihli olarak düzenlenen iş bu çeklerin ödeme tarihi gelmeden davacı/borçlu çek bedelleri toplamı kadar olan 90.000 TLyi nakit olarak ödemiş ve ... .... İcra Müdürlüğünün .../... E sayılı dosya borcunu kapattığını, bu ödeme neticesinde 27/08/2019 tarihli protokol ile alınan yukarıdaki bilgileri verilen 40.000,00 TL ve 50.000,00 TL' lik 2 adet çekin bu dosya borcuna mahsuben ödendiği için, söz konusu 2 adet çek hakkında bu sefer 10/10/2019 tarihinde bir protokol daha yapıldığını, iş bu protokol gereği, mezkur çeklerin davacı/borçlunun borçlu olduğu diğer bir dosya olan ... .... İcra Müdürlüğünün .../...E.sayılı dosya borcundan mahsup edilmesi konusunda anlaşma yaptıklarını, iş bu dava konusu ... .... İcra Müdürlüğünün .../...
E. Sayılı dosyasının takip tarihi 06/09/2019 olup mezkur çekler hakkında yapılan ikinci protokol, takipten yaklaşık 1 ay sonra yapıldığını, hem çeklerin vadesi hem de çeklerin dosya borcuna mahsup edildiği yönündeki protokol tarihlerine bakıldığında da verilen bu çeklerin takipten sonra yapılan kısmi ödeme niteliğinde olduğunu, davacı taraf açıkça ve kayıtsız şartsız bir şekilde bu çeklerin dosya borcuna mahsuben alındığını kabul ettiğini, bu nedenle iş bu davanın hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı kısmi itfa iddialarına istinaden iş bu davayı ikamen ederek davayı menfi tespit davası olarak açtığını, yani davacı yanın amacı kısmi itfa sonucu takibi, ödenen miktar bakımından iptal etmek olduğunu, bu nedenle davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, aksi halde hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, asıl dosyada alınan bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defterlerindeki kayıtların birbirini doğruladığı, davalı tarafından davacıya verilen ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan senetler sebebiyle davacının davalıdan 195.653,80 TL alacaklı gözüktüğü, davalının söz konusu senetlerin karşılıksız çıkması sonucunda ilgili senetlerle ilgili takipler yaptığı,
TTK 91 inci maddesi uyarınca davalıya iade edilmediği, iade edilmeyip cari hesap sözleşmesinde silinmeyen senetler sebebiyle takiplerin yapıldığı bu takiplerin yenileme, ödeme, protokol ve yeni kambiyo senetleri verilmesi sebebiyle kapatıldığı göz önüne alındığında Mahkememizin 2019/352 esas sayılı asıl dava yönünden davanın kabulü ile ... ...İcra Müdürlüğü’nün .../.... esas sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile 195.653,80 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına alacağın likit olduğu değerlendirilmekle icra inkar tazminatına hükmedilmiş olup, birleşen 2020/608 esas sayılı dosyada davacı-borçlu tarafından ... ....İcra Müdürlüğü .../.... esas sayılı dosyada takipten sonra davacı tarafında 90.000 TL mahsuben ödeme yapıldığı göz önüne alınarak davanın kabulü ile ... ...İcra Müdürlüğü’nün .../....esas sayılı dosyasında protokol tarihi olan 10/01/2020 tarihi itibariyle 90.000 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olup, her ne kadar davacı vekili menfi tespit davası sebebiyle kötü niyet tazminatı talep etmişse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .../...-... esas .../...karar sayılı kararında belirtildiği üzere İİK 72/5 maddesinde "Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir." hükmü gereğince takibin yapıldığı takip tarihi itibariyle alacaklının haksız ve kötü niyetli olması gerekeceği, takip tarihi itibariyle davalı alacaklının haksız ve kötü niyetli olmadığı kanaatiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili, asıl davanın 50.000,00 TL bedel gösterilerek açıldığını, itirazın davacı- alacaklı tarafından öğrenilmesinden itibaren dava açmak için gerekli olan 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra kalan eksik harç davacı tarafından tamamlandığını, ancak bu hususun göz ardı edildiğini, 1.1) bilirkişinin ek raporda da (sonuç ve kanaat bölümünde) tespit ettiği üzere, müvekkil tarafından davacıya verilen hizmetlerin karşılığı olarak davacı adına toplam 278.696,00 TL tutarlı faturalar düzenlendiğini, ancak, müvekkil tarafından verilen hizmet işbu tutarın çok üzerinde olup, taraflar arasındaki uzun süredir devam eden ticari ilişkinin verdiği güven nedeniyle müvekkil tarafından anılan tutarın üzerinde gerçek hizmet bedeline ilişkin faturalar düzenlenmediğini, 1.2) davacı tarafından müvekkile anılan fatura bedelinin çok üstünde olan 474.350,00 TL tutarında çek düzenlenmiş ve müvekkile verildiğini, davalının gerçekte alacağının 474.350,00 TL olduğunu, her ne kadar; davacının düzenlenen ve anılan toplam çek tutarının müvekkile avans olarak verildiği öne sürülmüşse de, işbu beyana itibar edilmesi olanaksız olduğunu, çekin bir ödeme aracı olduğunu, çekin bir borcun ifası amacı ile düzenlendiği karine olarak kabul edildiğini, ayrıca iki tarafa borç yükleyen ilişkilerde (sözleşmelerde) kural, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri olduğunu, bu karinelerin aksini iddia eden tarafın bu iddiasını yazılı belge ile ispatlaması gerekeceğini, çeklerin avans olarak verildiğini ve hizmet/mal alınmadığı konusunda ispat yükü davacı taraf üzerinde olduğunu, 1.3) ayrıca davalının ticari defterlerinde davalı şirkete borçlu gözükmesinin davanın ispatı için yeterli olmadığını, 1.4) davalı tarafından hiçbir şekilde cari hesaptan kaynaklı olarak icra takibin girişilmemiş veya alacak davası açılmadığını, aksine, davacı borçlu ile müvekkil arasında yapılan birden fazla protokol ile davacı, müvekkile karşı borçlu olduğunu kabul ve ikrar etmiş borca karşı hiçbir itiraz veya dava açma işleminde bulunmadığını, müvekkilimizin kambiyo senetlerinin kaydı neticesinde alacaklı konumda olduğu ve yapılmış olan ticaret neticesinde alacaklı olduğu defter kayıtlarında sabit olduğunu, zira, işbu kambiyo senetleri daha önceki tarihli kayıtlarda da mevcut olup; müvekkil, dönem sonu hesabının sonunda anılan çekleri cari hesabına davacıdan olan alacağı olarak kaydettiğini, bu kambiyo senetleri için başlatılan icra takiplerine alacaklı tarafın itiraz etmediği gibi protokoller yaptığını, ödemelerde bulunduğunu, bu nedenle davalının borçlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, Bursa 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/417 Esas sayılı dosyası kapsamında davacı - borçlu tarafından düzenlenen iki adet çek işbu dosyaya yapılan ödeme nedeniyle açıkta kalmış; açıkta kalan çekler, yine davalının alacaklı olduğu ... .... İcra Müdürlüğü'nün .../...Esas sayılı dosya borcuna karşılık sayıldığını, anılan çeklerden biri karşılıksız çıkınca, bakiye hesap üzerinden davalı tarafça .... .... İcra Dairesi'nin .../...Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, mükerrer tahsilat yapılmadığını, davalı tarafından cari hesap alacağı için bir takip başlatılmadığını, davacının düzenlediği 474.350,00 TL'lik çeklerin, müvekkilin düzenlediği iddia olunan fatura bedellerinin çok üstünde olduğu, dolayısıyla aradaki fark olan ve bakiye kalan 195.653,80 TL yi hangi nedenle verildiğinin davacı tarafından açıklanmadığı ve buna ilişkin belge sunulmadığı, bu haliyle işbu çeklerin hayatın olağan akışına uygun şekilde düzenlendiği, salt cari hesap kaydının davalı şirketin borçlu olduğunu göstermeyeceğini beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Asıl dava, cari hesap bakiyesi alacağının tahsili için başlatılan vaki takibe yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili talebine ilişkin olup, birleşen dava ise davalı tarafından başlatılan icra takibinde 90.000,00 TL bedel yönünden borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı taraf, asıl davada davalı şirkete yapılan ödemeler karşılığında hizmet alamadığını bu nedenle ticari defterlerinde kayıtlı cari hesap alacağı nedeniyle Bursa 8. İcra Dairesi’ nin 2019/2525 E sayılı icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafın haksız olarak takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise ticari defterlerinde borçlu gözükmelerinin davanın ispatı için yeterli olmadığını, davacı tarafa daha fazla hizmet sunmuş olmalarına rağmen fatura kesmediklerini, davacı tarafın kendilerine 474.350,00 TL'lik çek verdiklerini ve neden bu kadar meblağlı çek verdiklerini davacı tarafın açıklayamadığını, çekin ödeme aracı olup asıl alacaklarının 474.350,00 TL olduğunu, davacı tarafa borçlu değil alacaklı olduklarını savunmuştur.
Davacı taraf birleşen davada davalı tarafa borçlu olduğu ... ...İcra Müdürlüğü'nün .../.... esas sayılı dosyasındaki borca mahsuben keşidecisi ......, lehdarı .......... olan ....... Şubesine ait ...... çek numaralı ...... vade tarihli 40.000,00.-TL bedelli çek ile keşidecisi ......, lehdarı ....... olan ...... Şubesine ait .......çek numaralı ......... vade tarihli 50.000,00.-TL bedelli çekler verildiğini, davalı tarafa davacı şirketin ... ...İcra Müdürlüğünün ../... esas sayılı dosya borcunun nakit olarak ödediğini ancak çeklerin kendilerine iade edilmediğini ve bu çeklerden 40.000,00 TL bedelli olanın davalı tarafından tahsil edildiğini, 50.000,00 TL olanın ise yapılan protokoller ile ödendiğini ancak davalının bu ödemeyi borçlu oldukları .... .... İcra Müdürlüğü’ nün .../.... E sayılı dosyasına bildirmediklerini iddia etmiş davalı ise davacının halen kendilerine alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesine göre, kural olarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Asıl dava yönünden taraflar arasında davacının verdiği kumaşlara boyama işlemi yapılmasına dayalı eser sözleşmesi bulunduğu, davacının iş sahibi, davalının yüklenici olduğu, ancak aralarında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, mahkeme ise taraflar arasında alım-satım temelli bir ilişki olduğu kanaatiyle asıl davanın kabulüne karar verdiği görülmüştür. Kural olarak eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlerin ispatı yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatı iş sahibine aittir. Yine kural olarak taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça işin bedelinin işin teslimi anında ödenmesi gerekir.
TBK 207 uyarınca mal satış ilişkisinde alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa ettikleri kabul edilir. Peşin satış karinesinin aksini iddia eden tarafın bu iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerekir. Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Davacının çeklerin avans olarak verildiğini, malların teslim alınmadığını kanıtlaması gerekir. Mevcut bu durum karşısında,
TBK’nın 207. maddesinin 2. fıkrasında yer alan karinenin aksi davacı tarafından davalının sunduğu kayıtlara göre ispatlanmıştır. Bir başka anlatımla davacı, çekin ödeme amacıyla değil avans olarak verildiğini ispatlamıştır. Nitekim, davaya konu ilk kesilen 3 çek davalının kayıtlarına göre ilk düzenlenen fatura tarihinden önce alınmıştır. Bu durumda davalı, artık fatura tutarı kadar davacıya boyama işlemi yaparak teslim ettiğini ispatlamalıdır. Yine davalı fazla aldığı çek bedeli kadar fatura düzenlemediği için fatura düzenlenmeyen meblağ kadar davacı tarafa hizmet verdiğini ispatlamalıdır.
Davalı tarafça, dayanılan bu faturalardan başka mal teslimine ilişkin yazılı bir belge de sunulmamıştır. ( Yargıtay HGK 2017/19-1639 E, 2019/170 K) Bunlara ek olarak, her iki tarafın da delil olarak dayandığı ticari defterlerde inceleme yapan ve hükme esas alınan ek ve kök raporda her iki taraf defterlerinde de davacının 195.653,80 TL borçlu gözüktüğünün tespit edildiği, davalının 2019 yılı defterine 07/01/2019 tarihli 8. Nolu fiş ile “dava konusu karşılıksız çekler” açıklaması ile davalı tarafa 233.000,00 TL borç kaydı işlediği, anılan ilk 4 çekin .... ... İcra Müdürlüğü’nün .../....E sayılı takip dosyası ile takibe konu edildiği, 5 nolu 108.000,00TL mablağlı çekin ise .... ... İcra Müdürlüğü’nün .../.... E sayılı icra takip dosyasında takibe konu edildiği, zaten anılan çeklerin 2018 ve 2017 yıllarında davalı defterlerine işlenmiş olduğu, taraf defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ve Vuk ilgili maddelerinde öngörülen yasal sürelerde yapıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı, davalı tarafın davacı tarafa 474.350,00 TL hizmet verdiğini iddia etse de anılan hususu bu meblağda hizmet verdiğini ispatlayamadığı, davalı tarafın kestiği ve her iki tarafın da defterlerine işlediği fatura bedelleri dikkate alındığında davacı tarafından davalıya 195.653,80 TL fazla ödeme yaptığı sabit olduğundan, mahkemece asıl davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bununla beraber asıl dava itirazın iptali davası olup niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olmayıp, alacak miktarı cari hesaptan kaynaklandığından bilinebilir niteliktedir. Başlangıçta kısmi dava olarak açılan asıl dava 07/09/2020 tarihinde miktar artırımı yapılmak sureti ile ıslah edilmiş ve eksik harç tamamlanmıştır. Mahkemece ıslah talebi davalı tarafa 22/09/2020 tarihli duruşmada okunduğu, ıslah dilekçesine bir itirazda bulunmadığı, ve icra takip dosyasında borçlunun itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemesi karşısında davalı tarafın eksik harcın 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra yatırıldığı yönündeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. ( Yargıtay 19. Hd 2016/13890 E 2017/1959 K)
Birleşen dava yönünden ise; davalı tarafın davacı aleyhine 2017 ticari defterine kayıtlı 108.000,00 TL bedelli ve 40.000,00TL bedelli çeklerin karşılıksız çıkması üzerine ... ... İcra Müdürlüğü’ nün .../... E sayılı icra takip dosyasında 144.000,00 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, tarafların 15/01/2019 tarihli düzenledikleri protokol ile anılan dosya borcunun 106.680,00 TL kısmının davacı tarafından davalıya kumaş verilerek ödendiği, bakiye kısım için davalı tarafa birleşen davaya konu 20/10/2019 tanzim tarihli 40.000,00 TL tutarlı ve 31/12/2019 tanzim tarihli 50.000,00 TL meblağlı çeklerin borca mahsuben cirolanarak davalı tarafa teslim edildiği, taraflar arasında düzenlenen 02/09/2019 tarihli ibraname ile çek olarak ödenen bakiye 90.000,00 TL bedelin davacı tarafından nakit olarak elden ödenerek borcun kapandığı, davalı-alacaklı vekilince de .../.... sayılı icra dosyasına dilekçe verilerek dosyanın haricen tahsil edildiğini bildirdiği, dosyanın işlemden kaldırıldığı görülmüştür. Daha sonra davalıda kalan 90.000,00 TL tutarlı dava konusu çeklerin davacının borçlu davalının alacaklı olduğu .... .... İcra Müdürlüğü’ nün .../....sayılı icra dosyasındaki borca mahsup edildiğine dair taraflar arasında bu kez 10/10/2019 tarihli protokolün düzenlendiği, anılan çeklerden 40.000,00TL bedelli olanın davalı şirket yetkilisi İsmail Aktaş tarafından 21/10/2019 tarihinde tahsil edildiği, 50.000,00TL bedelli çekin ödenmemesi nedeniyle bu kez anılan çek için .... ... İcra Müdürlüğü’nün .../.... E sayal dosyası ile davacı alehine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatıldığı, takibin 50.000,00 TL ana para ve masraflar ile faiz olmak üzere toplam 55.879,90 TL üzerinden yapıldığı, bu kez taraflar arasında 10/01/2020 tarihli protokol düzenlenerek borçlu vekili tarafından alacaklı vekiline 15.000,00 TL havale edildiği, kalan kısım için elden 28.000,00TL nakit para ve 20.000,00TL bedelli ve 5.000,00 TL bedelli iki adet çekin davalı tarafa verildiği, anılan dosyanın haricen tahsil beyanı ve tahsil harcı ödenmesi üzerine kapandığı, davacı tarafın ödenmeyen 50.000,00TL mablağlı çeki yapılan son 10/01/2020 tarihli son protokol ile yapılan nakit ödemeleri ve çek teslimleri ile ödendiği, ancak davalı tarafın .... ... .../....E sayılı icra takip dosyasına anılan protokol ile yapılan tahsilatları bildirmediği, davalının davaya konu 20/10/2019 tanzim tarihli 40.000,00 TL tutarlı ve 31/12/2019 tanzim tarihli 50.000,00 TL meblağlı çekleri anılan protokol silsilesi ile ... ... .../.... E sayılı dosyasına mahsuben verdiği, 40.000,00 TL bedelli olanın davalı tarafından tahsil edildiği, 50.000,00TL bedelli olanın da 10/01/2020 tarihli son protokol ile ödenmiş olması neticesinde davacının .... .... .../....E sayılı icra takip dosyasında 90.000,00 TL kadar borçluolmadığı yönünde verilen ilk derece mahkemesi kararının doğru olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen dosya yönünden alınması gereken 13.365,11TL harçtan, peşin alınan 4.878,25 TL’nin mahsubu ile bakiye 8.486,86 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana iadesine,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Karar tebliğ, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 362/1-a maddesine göre KESİN olmak üzere 25/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)