11. Ceza Dairesi 2025/2393 E. , 2025/16137 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanığın temyiz iradesinin, hakkında sahte kredi kartı üretme ve kullanma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Resmi
Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemlerin, 17.063.2015 tarihli sorgu olduğu, zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde, bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, katılan Banka vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
II. Sahte
Kredi Kartı Üretme ve Kullanma Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Karşı Katılan Banka Vekili ve Sanığın Temyiz Nedenleri ile Banka veya Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Krediyi Sağlamak Maksadıyla, Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükme Karşı Katılan Banka Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
1.Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak maksadıyla, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçları yönünden; sanığın önceden tanıdığı ve bir kaç kez diş tedavisi yaptırmak için muaynehanesine gittiği diş hekimi ...'in vergi levhasından T.C. kimlik numarasını öğrenip bu numaradan ... adına yaptığı araştırmada tüm kimlik bilgilerini tespitle adı geçen kişiye ait ... seri nolu 29.06.2010 veriliş tarihli ... kayıt numaralı nüfus cüzdanını sahte olarak temin edip üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak katılan ... A.Ş.’den kredi kartı başvurusu yaptığı, kurye aracılığıyla gönderilen kredi kartını teslim alıp bir marketten düşük tutarlı bir alışveriş yaparak cep telefonuna gelen şifreyle kredi kartı şifresi oluşturduğu, ... isimli iş yerinden herhangi bir alış veriş yapmadan %5 komisyon karşılığında 19.878.25 TL'lik birden fazla çekim yaptırdığı, iş yerine 1.000,00 TL komisyon verip kalan parayı alarak kullandığı, gerçek kimlik sahibi katılan ...'in harcamaya itirazı üzerine banka tarafından zararının giderildiği ancak bankanın uğradığı zararın sanık tarafından giderilmediği anlaşılan olayda; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 245/2 ve 245/3 maddeleri kapsamında yer alan sahte kredi kartı üretme ve kullanma suçlarının yasal unsurlarını taşıdığı, inceleme konusu banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak maksadıyla, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(f),(j) maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasından beraat kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde fikrî içtima koşullarının oluştuğundan bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
2.Sahte kredi kartı üretme ve kullanma suçları yönünden; sahte kredi kartı üretme ve kullanma eylemlerinde suçtan zarar görenin sahte oluşturulmuş kredi kartıyla ilişkilendirilen banka veya finans kuruluşu olduğu, aynı bankanın birden fazla kartının değişik zamanlarda basılması ve kullanılması hâlinde 5237 sayılı TCK'nın 245/2 ve 43 maddeleri ile aynı Kanun'un 245/3 ve 43 maddelerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması gerektiği cihetle; sanığın UYAP ortamından temin olunan güncel adli sicil kaydının incelenmesi neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.04.2012 tarihli ve 2012/6542 Esas sayılı İddianame ile açılan kamu davası neticesinde, ...
10.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/238 Esas, 2015/336 Karar sayılı kararı ile başkasının kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle katılan ...'a ait kredi kartını sahte olarak üretme ve kullanma şeklinde gerçekleştirdiği 09.12.2011 - 27.01.2012 tarihli eylemlerinden yargılandığı ve sahte kredi kartı üretme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 245/2 maddesi; sahte kredi kartını kullanma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nın 245/3 ve 43/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, bahse konu kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2015/12714 Esas, 2015/24708 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bahse konu kesinleşmiş hükümlere dayanak olan iddianamenin inceleme konusu hükümlere ilişkin suç tarihlerini de kapsadığı anlaşılmakla, mükerrir cezalandırmayı önlemek amacıyla, mezkûr ilâmın ve iddianamenin onaylı birer suretinin dava dosyasına celbi ile inceleme konusu kamu davasından önce açıldığı, hüküm kurulduğu ve kesinleştiği belirlenen kamu davasıyla sanık hakkında sahte kredi kartı üretme eyleminden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı; sahte kredi kartı kullanma eyleminden kurulan hükümde ise 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca (1/4) oranında artırım uygulandığı, zincirleme suç hükmünün tatbikinde artırım oranının en fazla (3/4) oranında uygulanabileceği de gözetilmek suretiyle, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere sanık hakkında inceleme konusu hükümler yönünden 5237 sayılı TCK'nın 245/2 ve 43/1 maddeleri ve 245/3 ve 43/1 maddeleri uyarınca tayin olunacak cezalardan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi suretiyle yeni hükümler kurulması gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini,
3.Kabul ve uygulamaya göre;
a)Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak maksadıyla, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından verilen karar yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.02.2019 tarihli ve 2018/1-310 Esas, 2019/62 Karar; 18.10.2018 tarihli ve 2015/1-158 Esas, 2018/444 Karar; 28.01.2020 tarihli ve 2015/1-350 Esas, 2020/30 Karar sayılı ve benzer yöndeki diğer kararları uyarınca, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikrî içtima koşullarının oluştuğu durumlarda, sanık hakkında daha az cezayı gerektiren suç yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekirken, inceleme konusu hükümde, uygulama alanı bulunmayan 5271 sayılı CMK'nın 223/4 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
b)Sahte kredi kartı üretme ve kullanma suçları yönünden; sanık hakkında kasıtlı suçlardan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibareleri yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.12.2025 tarihinde karar verildi.