Esas No
E. 2024/689
Karar No
K. 2026/188
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/689 Esas
KARAR NO: 2026/188
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/07/2024
KARAR TARİHİ: 19/02/2026
YAZIM TARİHİ: 13/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin, davalı borçluya verdiği danışmanlık hizmeti sonucunda, davacı müvekkili lehine 30.04.2024 Tarihli, ...... Nolu, 40,805,09.-TL Miktarlı 1 adet satış faturasından kaynaklanan asıl alacak ile, TTK ilgili maddesi gereği uygulanan 98,94.-TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 40.904,03.-TL miktarında alacağı doğduğunu, alacak bakiyesinin uzun süre ödenmemesi üzerine, davalı borçlu şirket aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapılarak, borçlu şirkete ödeme emrinin 09.05.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak borçlu şirket tarafından 09.05.2024 tarihinde, hiçbir borçlarının bulunmadığı belirtilerek, “borca ve borcun tüm fer’ilerine itiraz ediyoruz.” şeklinde, alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan bir itirazda bulunulduğunu, taraflarınca arabuluculuk başvuru şartı yerine getirilmiş ise de, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında anlaşma sağlanamadığını beyan ederek borçlunun Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ......

E. Sayılı İcra takibine karşı yaptığı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, alacağın tahsilini engellemeye ya da geciktirmeye matuf borca, işlemiş faize, faiz oranına ve diğer fer’i taleplere dair itirazın iptaline, lehlerine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek Ticari Avans Faiziyle birlikte takibin devamına, masraf ve vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ne kesilen faturanın hangi ticari ilişkiye ne de hangi hizmete ilişkin kesildiği, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunup bulunmadığı dahi belirtilmediğini, davalı şirketin davacı şirketten faturaya dayanak olarak almış olduğu herhangi bir hizmet olmamakla birlikte müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu da bulunmadığını, işbu durum tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de görülebileceğini, faturanın varlığı tek başına alacağı ispata yetmemekte olup davacı tarafından alacağın ispatlanması gerektiği açık olduğunu, faturayı düzenleyen ve aleyhine fatura düzenlenen kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki sonuç doğurmayacağının açık olduğunu, bu nedenle faturada yazılı bedel taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı sürece borç olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı tarafın davayı hak düşürücü süre içerisinde açmadığını belirterek davalı vekili davanın reddini, davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. ARAŞTIRMA;

1.Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı .... Otomotiv ve Yönetim Danışmanlığı Limited Şirketi tarafından, davalı ...... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, 40.805,09-TL asıl alacak, 98,94-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.904,03-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 09/05/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.

2.İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 14.08.2024 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın 04-05/2024 dönemlerine ait Ba-Bs formları getirtilmiştir.

3.Çorlu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08.08.2024 Tarih ve ...... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 04-05-2024 dönemlerine ait Ba-Bs formları getirtilmiştir.

4.Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası'nın 22.11.2024 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin firma detay bilgileri getirtilmiştir.

5.Başakşehir Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 22.11.2024 Tarih ve ....... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin çalışan listesi getirtilmiştir.

6.Çerkezköy Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 14.04.2025 Tarih ve ...... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin çalışan listesi getirtilmiştir.

Mahkememizce SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 04/08/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; I.TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ:

a)Davacı ...... Otomotiv ve Yönetim Danışmanlığı Ltd. Şti.’nin, 2024 yılı defterlerinin noter tasdikine tabi defterler olduğu, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür.

b)Davalı ..... San. ve Tic. A.Ş. tarafından, incelemeye sunulan 2024 yılında

e)defter mükellefi olduğu, ilgili defterlerin GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI e.defter beratlarının alındığı, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları defterlerininbu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, görülmüştür.

II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE TARAFLARIN BA-BS BEYANLARI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER:

a)Davacı şirket kayıtlarına göre, davalıdan toplam 81.610,18-TL alacak kaydı varken,

davalı tarafından düzenlenen 26/04/2024 tarih ve ..... no’ lu 40.805,12-TL tutarlı iade faturasının kabul edilerek DAVALININ kalan alacak bakiyesinin 40.805,12-TL olduğunun kayıt altına alındığı tespit edilmiştir.

b)Davacı tarafından, dava dilekçesinde; 30/04/2024 tarihli ...... no’ lu fatura tutarı 40.805,06-TL’den kaynaklanan alacağın olduğu belirtilmişse de, ticari defterlerindeki son kaydın,

Davalı tarafından düzenlenene ve davacı tarafından kabul edilerek kayıtlara intikal ettirilen iade faturası olduğu, bu iade faturasına kadar Davalının borcu 81.610,18-TL iken, iade faturası nedeniyle DAVACININ , DAVALIDAN alacak bakiyesinin 40.805,12-TL olduğu,

c)Davalı şirketin ticari defterlerinde, davacı şirketin, 320-Satıcılar Hesabının, ... OTOMOTİV VE YÖNETİM DANIŞMANLIĞI LTD.ŞTİ./satıcılar alt hesabında kayıt altına alındığı, Kayıtlarda yapılan incelemede; -Davalı şirketin, Davacı tarafından düzenlenmiş 12/03/2024 tarihli .... no’lu 40.805,09-TL tutarlı faturayı alış faturası olarak kabul edip kayıtlarına geçirmesini takiben 26/04/2024 tarihinde, ...... no’lu 40.805,09-TL iade faturası düzenleyerek Davacı lehine oluşmuş olan alacak bakiyesini sıfırladığı,(bu fatura Davacı tarafından da iade faturası olarak kabul edilmiştir. -Ancak, yukarıda da ayrıntısı açıklandığı üzere, DAVACI tarafından, DAVALIYA hitaben düzenlenerek DAVALI aleyhine borçlandırması yapılan ve TARAFLARIN, BA-BS beyanlarının karşılaştırmalı incelemesinde de, DAVALI tarafından kabul edilerek BA(alınan faturalar) Beyanı olarak alış beyanında bulunulan faturanın, DAVALI şirket kayıtlarına girilmesi gerektiği halde girilmediği, başka bir deyişle DAVALININ BA beyanları ile ticari defter kayıtları arasında tutarsızlık olduğu, -İşbu tespit dikkate alındığında, DAVALININ, gerek icra takibinde borca itirazında, gerekse davaya cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu; “…Dava konusu icra takibine dayanak olarak sunulan 30.04.2024 tarihli ..... Nolu fatura içeriğine bakıldığında müvekkile haksız bir şekilde "Danışmanlık Bedeli" adı altında Miktar "2" gösterilerek KDV dahil toplam 40.805,09 TL bedelden fatura kesildiği görülmektedir. Taraflar arasında herhangi bir danışmanlık ilişkisi bulunmaksızın müvekkile karşı dava konusu fatura düzenlendiğinden tarafımızca müvekkilin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı belirtilerek icra takibine, ödeme emrine, borca, faiz oranına, işlemiş faize, borcun tüm ferilerine açıkça itiraz edilmiştir.” Beyanının gerçeği yansıtmadığı, DAVALI ŞİRKETİN, BA(alış faturaları) Beyanında açıkça alınan fatura olarak olarak alış beyanı bulunan fatura ile ilgili DAVALI tarafından herhangi bir iade faturası olamadığı, itiraz ve iptal işlemi olmadığı, faturanın açıkça kabul edildiği, ticari defter kayıtlarına işlenmemiş olmasının ise kaydi bir çelişki olduğu, DAVACI tarafından düzenlenen faturanın, DAVALI tarafından alındığı, kabul edildiği ve ticari defterlerine DAVACI ŞİRKET lehine borç olarak kaydedilmesi gerektiği, -Tarafların BA-BS beyanlarının karşılıklı incelemesinde, DAVALI tarafından 30/04/2024 tarihli faturaya karşı iade fatura düzenlenmemiş olduğu, düzenlenmiş olması durumunda aynı dönemin BS Beyanlarında iade faturasının görünmesi gerektiği, başka bir deyişle 30/04/2024 tarihli ..... no’ lu fatura tutarı 40.805,06-TL’lik faturaya karşılık iade faturası düzenlenmemiş olduğu, dava konusu fatura nedeniyle DAVALININ KDV dahil 40.805,06-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. DAVACI şirketin, DAVALI ŞİRKETTEN asıl alacak tutarı olmak üzere 40.805,06-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve kanaatine varılmıştır. 10/12/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda;

I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ:

a)DAVACI ..... OTOMOTİV VE YÖNETİM DANIŞMANLIĞI LTD.ŞTİ.’nin, 2024 yılı defterlerinin noter tasdikine tabi defterler olduğu, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür.

b)DAVALI ...... SAN. VE TİC.A.Ş. tarafından, incelemeye sunulan 2024 yılında

e)defter mükellefi olduğu, ilgili defterlerin GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI e.defter beratlarının alındığı, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları defterlerinin bu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, görülmüştür.

II. BİLİRKİŞİNİN, DAVALININ BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZLARINA KARŞI CEVAPLARI:

Vergi Usul Kanunu’na göre e-fatura da kağıt fatura gibi bir ticari belgedir ve alıcı, fatura içeriğine itiraz edebilir. E-Fatura İptal ve İtiraz Portalı üzerinden 8 gün içerisinde karşı tarafın onayı ile iptal işlemi gerçekleştirilebilir. DAVACI ŞİRKET tarafından, DAVALI ŞİRKETE hitaben düzenlenen fatura ticari

e)faturadır. Ticari e-faturalar ise, 'Ret Uygulama Yanıtı' aracılığıyla 8 gün içerisinde reddedilebilir. 8 günlük sürenin aşılmasının ardından Ret Uygulama Yanıtı üzerinden işlem yapılması mümkün.değildir. DAVALI şirkete hitaben düzenlenen TİCARİ e.FATURAYA süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi, BA BİLDİRİMİ ile de alış faturası olarak beyan edilmiştir. DAVALIYA hitaben düzenlenen fatura, özellikle

e)ticari fatura olması sebebi ile faturaya sistem üzerinden itiraz etme imkanı vardır. Gelir İdaresi Başkanlığının sistemi üzerinden otomatik olarak sisteme eklenmesi gibi bir şey söz konusu olmayıp, DAVALININ faturaya itirazının söz konusu olması durumunda İTİRAZ/İPTAL butonu üzerinden yapılacak işlem ile fatura BA BİLDİRİMİNE dahil olmayacaktı. Ticari e-faturalarda, itiraz anlamına gelen mali mühür ile imzalı elektronik belge üreten ret butonu bulunmaktadır. Dolayısıyla, ticari e-faturaya ret butonu kullanılarak veya diğer harici yöntemlerle (noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzayla) itiraz edilebilmektedir. Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında,

DAVACI tarafından düzenlenen ilk faturaya DAVALI tarafından itiraz edilmiş ve DAVACIYA iadesi yapılan fatura,

DAVACI tarafından iade kabul edilerek kayıtlara “iade faturası” olarak girilmesini takiben aynı tutarda(40.805,06-TL) yeni bir fatura düzenlenerek tekrar ticari e-fatura olarak DAVALIYA tebliğ edilmiş ve DAVALI tarafından itiraz edilmeyen fatura BA Bildirimi ile alınan fatura olarak beyan edilmiştir. Davalının, yukarıda açıklandığı üzere, itiraz ve iade ettiği ilk fatura ticari e.faturadır. Taraflar arasındaki sistem uyumluluğu ya da entegrasyonu buna uygun olduğu için DAVALI ilk faturaya itiraz ve iade yapmış,

DAVACI tarafından düzenlenen ikinci faturaya itiraz ve iade yapmayarak “kabul edere” BA BİLDİRİMİ düzenlemiştir. Bu senaryoda alıcı • “Kabul” veya "Ret” butonuyla sistem üzerinden cevap verebilecekken DAVALI tarafından bu işlem RET yönünde yapılmamış, dava konusu fatura kabul edilmiş ve BA BEYANI verilmiştir.

2.DAVA KONUSU FATURA İÇERİĞİ HİZMETİN İFA EDİLİP EDİLMEDİĞİNE İLİŞKİN İNCELEME VE TESPİTLER: Dava dosyası içeriğinde yapılan incelemede, Davalı şirket yetkilisi .....’in ad-soyad ve imzası ile DAVACI şirket yetkilisinin ise şirket kaşesi üzerine imzası ile 15/02/2024, 20/02/2024, 23/02/2024, 27/02/2024, 28/02/2024, 06/03/2024, 20/03/2024, 26/04/2024ve 29/04/2024 tarihlerinde işe görüşmesi yapılan/işe başlatılan kişilerin isim ve soy isimleri yer alacak şekilde TUTANAK düzenlenerek,

DAVACI tarafından hizmetin verildiğinin belgelendiği tespit edilmiştir. Kök Raporda, iş bu ek rapor kapsamında yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere, DAVACI şirketin, DAVALI ŞİRKETTEN asıl alacak tutarı olmak üzere 40.805,06-TL alacaklı olduğu tespit edildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

İşbu dava, Küçükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...... Esas - ..... Karar sayılı gönderme kararı ile Mahkememize gelmiştir. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.

Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, taraflar arasında ticari bir ilişkin bulunup bulunmadığı, bu kapsamda faturaya konu işin yapılıp yapılmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.

Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ..... Otomotiv ve Yönetim Danışmanlığı Limited Şirketi tarafından, davalı ...... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, 40.805,09-TL asıl alacak, 98,94-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.904,03-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 09/05/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.

İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı taraf, davalıya danışmanlık hizmeti verdiğini, bu kapsamda fatura düzenlediğini, ancak, davalının fatura bedelini ödemediğini, iddia etmektedir. Davalı ise, davacıyla arasında herhangi bir danışmanlık hizmeti ilişkisi bulunmadığını, hizmet almadıklarını savunmuştur.

Davacı delil olarak hizmet sözleşmesi kapsamında tutulduğu iddia edilen tutanakları ve sözleşme örneğini dosyaya sunmuştur. Söz konusu sözleşme ve tutanaklar incelendiğinde, taraflar arasında davacının, davalıya personel bulması hususunda danışmanlık anlaşması olduğu, bu kapsamda bulunan personel adaylarıyla davalı şirketin iş görüşmesi yaptığına dair tutanaklar tutulduğu, sözleşme ve tutanaklarda davalı şirketin kaşesinin bulunduğu görülmüştür. Davalı, söz konusu sözleşmeyi ve tutanakları davalı şirket yetkilisinin imzalamadığını ileri sürmüştür.

Mahkememizce SGK'ya yazılan yazıya verilen yanıtta, davacı tarafından sunulan tutanaklarda davalı şirket ile iş görüşmesi yaptırıldığı yazılan ....... gibi isimlerin, davalı şirketin çalışanı olarak göründüğü ve tutanaklarda bu kişiler hakkında tutulan tutaklarda "işe alındı" şeklinde yazılı olduğu görülmüştür.

Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.

Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).

Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).

Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).

Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, yukarıda özetlerine yer verildiği üzere, bilirkişi kök ve ek raporunu dosyaya sunmuştur.

Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.

Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.

Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiş, ayrıca davacı taraf faturaya konu hizmeti verdiğine dair delillerini dosyaya sunmuştur.

Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu görülmüştür. Buna göre davacının defter kayıtlarına göre davacı, davalıdan 81.610,18-TL alacaklı iken, davalının 26/04/2024 tarihinde düzenlediği 40.805,12-TL bedelli iade faturası sonucu kalan alacak tutarının 40.805,12-TL olduğu, davalı ticari defter kayıtlarına göre ise, davalının 26/04/2024 tarihli 40.805,12-TL tutarlı iade faturası düzenlemesi sonucu hesap bakiyesinin sıfırlandığı anlaşılmaktadır. Ancak, tarafların bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüklerinden karşılıklı BA/BS bildirimleri dosya kapsamına getirtilmiş olup, buna göre davacının takibe konu ettiği 30/04/2024 tarihli 40.805,12-TL bedelli faturanın, davacının BS ve davalının BA bildiriminde kayıtlı olduğu, davalı tarafından bu faturaya karşı herhangi bir iade faturası düzenlenmediği anlaşılmıştır. Buna göre, tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların birbirini doğruladığı takdirde esas alınabileceği, ancak, davacının takibe ve davaya konu ettiği faturanın, davalının BS bildirimi ile vergi dairesine bildirilmiş olduğu, davalının bu faturaya iade faturası düzenlediğini veya itiraz ettiğini ortaya koyan bir delil sunmadığı, bu nedenle, bu faturaya konu hizmetin davalıya verildiğini davalının kabul etmiş sayılması gerektiği, kaldı ki, davalı her ne kadar davacı ile arasında ilişki olmadığını ileri sürmüş ise de, ticari defter kayıtlarına ve vergi dairesi kayıtlarına göre aralarındaki ticari ilişkinin sabit olduğu, davacının dosyaya sunduğu sözleşme ve tutanaklar, söz konusu tutanaklarda işe alındı bilgisi yazılan kişilerin, davalı şirketin SGK tarafından gönderilen çalışan kayıtlarına göre davalı şirketin çalışanı olduklarının tespit edilmesi karşısında, davalının sözleşmedeki ve tutanaklardaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı savunmasına itibar edilemeyeceği, gerek vergi dairesinin BA/BS kayıtları, gerekse de belirtilen SGK kayıtları ile faturaya konu hizmetin davalıya verildiğinin ispatlandığı, davalının ise söz konusu fatura bedelini ödediğini ispat edemediği anlaşılmakla, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 40.805,09-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmiştir.

Davacının takip talebindeki 98,94-TL takip öncesi işlemiş faiz talebi yönünden ise, davacının takip öncesi davalıyı temerrüte düşürdüğünü ispat eden herhangi bir belge sunmadığı, takip öncesi temerrütün oluşmadığı, bu nedenle işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla, işlemiş faiz talebi yönünden dava reddedilmiştir.

Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.

Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜNE,

Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 40.805,09-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,

2.Alınması gereken 2.787,40-TL harçtan, peşin alınan 494,02-TL harcın indirilmesi ile kalan 2.293,38-TL eksik harcın, davalıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 494,02-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 921,62-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan 8.129,50-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 8.109,99-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

5.7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 8,64-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 3.591,36-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

6.Davacı kendisini vekii ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 40.805,09-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 98,94-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8.Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı 13/03/2026 Katip .....

(e-imzalıdır)

Hakim .....

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog