T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket tarafından 03/10/2023-2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere dava dışı ... ... adına ... Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 11/10/2023 tarihinde sigortalı dairenin zemininden su gelmesi üzerine öncelikle bunun tesisat kaçağı olduğunun düşünülerek sigortalı tarafından usta çağrıldığını, arızanın bulunamadığını, sorunun devam ettiğini, sigortalı tarafından ... müracaat edildiğini, ... sokak üzeride kazı yaptığını ve kaçağı belirleyerek onarımı yaptırmasına müteakip ihbarda bulunulduğunu, eksper marifeti ile yapılan araştırma ve inceleme neticesinde işbu hasar dolayısıyla müvekkili şirket tarafından eksper marifetiyle yapılan inceleme neticesinden sigortalısına 22.999,70 TL tazminat ödemesinin yapıldığını, hasarın ...'nin ihmalinden kaynaklandığını, oluşan hasarda davalının %100 kusuru olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin sigortalısının haklarına halef olduğunu beyan ederek davalı kurum adına .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas numaralı icra takibine yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptalini, takibin devamını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, .... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı dosyasında icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir.
Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Somut olayda dava konusu takip alacağı, dava dışı sigortalıya ödenen sigorta tazminatının kusurlu olduğu iddia edilen rücu istemine dayandığı anlaşılmıştır. Davacının dava takip yetkisi halefiyet ilkesine dayanmaktadır. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Görevli mahkeme hususu da asıl hak sahibi dava dışı sigortalının hukukî durumuna göre çözülür.
Açıklanan yasa maddeleri ve içtihatlar uyarınca eldeki dava incelendiğinde, dava dışı sigortalının tacir olmadığı, poliçenin niteliğinin konut sigortası olduğu, sigortalı taşınmazın konut niteliğinde olduğu, bu haliyle davanın nispi ya da mutlak davalardan olmadığı ve mahkememizin görev alanına girmediği anlaşıldığından, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulen REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine,
2.Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3.6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4.6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2026 Katip ... Hakim ...