T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; bayilik sözleşmelerinin imzalandığını, müvekkil firma daha önce tamamı kendine ait ... firması olarak 11 mağaza halinde çalışırken 2011 yılından itibaren Türkcelle 11 mağaza halinde de ... ya geçmiş ve .. ile 2014 yılında Yeni Kurduğu ... A.Ş isimli firması ile Bayilik Sözleşmesi imzaladığını, 2015-2016 yıllarında ... yönetimi mağaza sayısının 3 esas mağazaya indirilmesini, geride kalan üç mağazanın mevcut demirbaş fiyatlarıyla gösterilecekleri kişi veya kişilere devredilmesini ve geride kalan üç mağazanın da alt mağaza olarak devam edilmesini, çalışmaların bu şekilde olması halinde sözleşmenin devamının sağlanacağını ileri sürdüklerini, müvekkil firma davalı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak bayilik sözleşmesini fesih etmesi üzerine ciddi bir kar kaybına uğradığını, aynı zamanda sözleşme devam etmiş olsa idi (5 yıl olarak sınırlandırılmış) gelecek bu 5 yılda elde edeceği karları da kaybettiği, yani müvekkil ciddi bir şekilde müspet ve menfi zarara uğramış durumda olduğunu, şimdilik müspet ve menfi zararlara karşılık 30.000,00-TL tazminatın davalının fesih ihbarı tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan eşit ve müştereken tahsili talebi olduğunun tespitini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçelerinde; hem menfi hem müspet zararlar bir arada talep edilemeyeceğinden mahkemenin kanalıyla davacı şirketin talep sonucunun netleştirilmesi gerektiğini, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesi ve eki niteliğinde olan ceza sistematiği uyarınca bayilik sözleşmesi davacının bayilik faaliyetlerini sözleşmede yer alan yükümlülüklerine yasal düzenlemelere ve basiretli bir tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne riayet etmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, müvekkil şirketler bayisi olarak müşterilerden abonelik başvurularının alınmasından aktivasyon işleminin yapılmasına kadar tüm süreçleri bizahiti ve davacıya ait işyerinde yürütme yükümlülüğü bulunduğunu, davacının bayilik faaliyetlerini sözleşmesel yükümlülüklerine uygun olarak yürütmesi her türlü sözleşmeye aykırı faaliyetine derhal son vermesi tekrarına mahal verilmemesi aksi takdirde sözleşmenin haklı sebeple ve tazminatsız olarak feshedileceği kendisine ihtar ve ihbar edildiğini, hiçbir şekilde feshin haksız olarak gerçekleştiğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket ile davacı şirket arasında izmalanan bayilik sözleşmesi uyarınca davacı şirketin fesih nedeniyle hak, tazminat, zarar vb. Talep edebilmesinin mümkün olmadığını, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın konusu taraflara arasında yapılan bayilik sözleşmesinin davalılarca haksız olarak feshedildiği iddiasıyla davacı bayinin uğramış olduğu maddi zararların (müspet ve menfi zararın) davalılardan tahsili davasıdır.
Talimat yolu ile dilenen tanıklar beyanlarında davalı tarafın önceleri uyumlu bir şekilde çalıştığını, ancak daha sonra 3'ten fazla mağazası olmama kararını aldığını, fazla mağazası olan kişilerin bunları kapatmak zorunda kaldığını, fesihe gerekçe yapılan aynı kişinin bayileri arasında hat kaydırmanını herkesçe yapılan olağan bir işlem olduğunu, bu şekilde satışların desteklendiğini beyan etmişlerdir. Davacının sunmuş olduğu uzman görüşe göre davacının zararının toplamı 53.631.762,24-TL'dir. Taraflar arasında yapılan Bayilik Sözleşmesi ve diğer ekler dosyaya celbedilmiş, talimat yolu ile davacının ticari defter ve belgeleri incelenmiş olup, bu belgelere göre 31/12/2016 tarihine göre davacının davalıdan 126.716,21-TL alacaklı olduğu tespiti yapılmıştır.
Dosyada konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturulmuş ve rapor alınmıştır. Bu rapora göre davacının davalı ile yaptığı bayilik sözleşmesini ihlal ettiğine dair delil elde edilemediğini tespiti yapılmıştır.
29/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişiler; "Tafsilen arz edilen hususlar nedeniyle, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, somut uyuşmazlıkta heyetimizdeki teknik bilirkişi davacının abonelik taleplerini işyeri dışında aldığına; ancak işyerinde aktive ettiği hususunun tespit edilmediği kanaatine varıldığından ve davalı haklı fesih ihtarnamesinde başkaca bir sebebe dayanmadığından dolayı davalının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini sözleşmenin feshini haklı gösterecek bir sebebe dayanmadan feshettiğinin kabul edilebileceği, dosyaya mübrez 07.02.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda da Sayın Bilirkişi Heyeti de davalının ihtarnamede belirttiği sözleşme ihlallerinin tespit edilmediği sonucuna vardığı; bu nedenle sözleşmenin sona ermesine ilişkin vardığımız sonucun bir önceki raporla aynı olduğu, TBK m. 126 ve genel borçlar hukuku i lkeler i uyarınca davacının sözleşmenin feshedi lmesinden dolayı müsbet zarar larını talep edebi leceğinin kabul edi lebi leceği, Sözleşmenin 4. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca sözleşme süresi 2 yı l olduğundan olağan sözleşme dönemi 03.08.2016 i la 03.08.2018 tar ihler i arasında olduğu; sözleşme 03.10.2016 tar ihinde davalı tarafından feshedi ldiğinden 03.10.2016-.03.08.2018 tar ihler i arasında davacının uğradığı müsbet zarar ları talep edebi leceğinin kabul edi lebi leceği görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Davacı hem müspet zarar hem de menfi zarar talep etmiş ise de daha sonra sunduğu bedel artırım davasında talebini somutlaştırmış, her ikisini birde isteyemeyeceğinden müspet zarar talep etmiştir.
Bilirkişilerin sunduğu 10/01/2025 tarihli rapora göre davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 03/10/2016 - 03/08/2018 tarihleri arası kâr mahrumiyetinin 2.338.288,33-TL olduğu bu zararın yanında dosyadaki diğer delillerle tespit edilen zararının toplamının 938.315,72-TL olduğu tespiti yapılmıştır. Bu iki zarar toplandığında davacının toplam zararın 3.259.604,05-TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı belirsiz alacak davası olarak açtığı davasında bu miktarda bedel artırım yoluna gitmiştir.
Sonuç olarak davalıların yaptığı sözleşmenin feshinin haksız bir fesih olduğu, davacının menfi veya müspet zarar talep etme hakkının olduğu, davacının başta ikisini talep ederken sonradan yaptığı bedel artırım dilekçesi ile müspet zararını talep ettiğini, davacının toplam zararının 3.256.604,05-TL olduğu, bedel artırım dilekçesi ile bunun tümünü talep ettiğini, uzman görüşündeki zarar miktarının fahiş olduğu, bilirkişi heyetinin belirlediği zarar miktarının hukuka uygun olduğu, eksik harcın tamamlandığı anlaşıldığından davanın kabulü yoluna gidilmiştir. Belirsiz alacak davası olduğu için artırılan kısım için de dava dilekçesindeki asıl alacak için hükmedilen faiz tarihine göre karar verilmelidir.
Davacı taraf fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi talep etmiştir. Her iki taraf tacir olup alacak konusu ticari işletmeleri ile ilgili olup davacı avans faizi talep edebilir. Davacı en yüksek mevduat faizi talep ettiğinden avans faizine karar verilmiştir. Davacı her ne kadar fesih tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda sözleşmede bu konuda hüküm yok ise faize temerrüt tarihinden itibaren istenebilir. Dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada delil olmadığından faize dava tarihinden itibaren hükmedilmiştir. Davalılar birlikte sorumlu olup (bayilik sözleşmesi gereği) 3.256.604,05-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1.Davacının davasının Kısmen Kabulü ile,
a)3.256.604,05-TL'nin müspet zararın dava tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
b)Davacının menfi zarar talebinin Reddine,
2.Kabul edilen dava değeri (3.256.604,05-TL) üzerinden alınması gereken 222.458,62-TL harçtan başlangıçta yatırılan 512,33-TL peşin harç ve 55.700,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 56.212,33-TL harcın mahsubu ile eksik 166.246,29-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yatırılan 56.212,33-TL toplam harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.262,50-TL posta ve tebligat masrafı ve 13.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.762,50-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 14.627,74-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davcıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan 182,00-TL posta ve tebligat masrafı ve 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.182,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 29,04-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6.Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 465.358,53-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7.Davalılar yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalılar vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip