T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine yürüttükleri ilamsız icra takibinde borca itiraz edilmiş olduğunu ve takip durdurulmuş olduğunu, borçlunun mezkûr itirazları haksız ve kötü niyetli olduğunu taraflarınca söz konusu itirazın iptaline ilişkin talepte bulunduklarını, müvekkili şirketi tarafından davalı Şirket'e taşıma hizmeti verilmiş olduğunu ve işbu ticari iş ilişkisi çerçevesinde faturalar düzenlenmiş olduğunu, davaya konu işbu fatura bedellerinin 20.01.2025 vade tarihinde müvekkiline ödenmesi gerekirken davalı Şirket tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, işbu konuya ilişkin fatura, davalı tarafından düzenlenen yükleme talimatı, deniz irsaliyeleri ve gümrük beyannamesi ekte de sunduklarını, ödeme yapılmaması üzerine, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla icra takibi yürütülmüş olduğunu, davalının yetki itirazı neticesinde işbu takip Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile devam ettirildiğini, taraflar arasında düzenlenen faturaya dayalı olarak 5.825,00 USD asıl alacağın tahsili amacıyla mezkûr takip yürütülmüş olup işbu takibe de yine davalı tarafından borca itiraz edilmiş olduğunu ve takibin durdurulmuş olduğunu, her ne kadar davalı taraf, taraflar arasında böyle bir borç ilişkisi bulunmadığını iddia ediyor olsa da bu iddia, dosya kapsamındaki belge ve kayıtlar karşısında dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasındaki hizmet ilişkisi ve bu ilişkiye dayalı alacak; fatura, deniz irsaliyeleri ve gümrük beyannamesi ile sabit olduğunu, işbu belgelerin yanı sıra, müvekkili şirket tarafından gerekli tüm dikkat ve özen gösterilmiş olduğunu, davaya konu yüklemenin tesliminin ardından da bilgilendirme e-postası gönderildiğini, tarafların aralarında anlaşmış olduğu şekilde müvekkili Şirketi tarafından gemi taşımacılığı hizmeti gerçekleştirilmesine rağmen, karşı tarafça müvekkiline ödenmesi gereken 5.825,00 USD (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) bedelin ödemesinin gerçekleştirilmediği sabit olduğunu, işbu faturalar davalı Şirket’e iletildikten sonra, müvekkili Şirketi tarafından ödeme hususunda da defaatle hatırlatmalarda bulunulduğunu, hukuki sürece başvurulmadan önce davalıya gerekli bilgilendirmeler yapıldığını ancak, buna karşın davalı Şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, müvekkili Şirket sürekli olarak oyalanmış olduğunu, davalı taraf, herhangi bir ödeme yapıldığını da ileri sürmemekte, doğrudan borcun varlığını inkâr ettiğini, işbu savunma, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi açıkça kötü niyetli ve Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davalarının kabulü ile borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptalini, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ...
E. Sayılı icra takibinin devamını, borçlunun takip konusu borcu, işlemiş ticari faiziyle ödemesine ve asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava gemi ve yük alacaklarından kaynaklandığını, deniz ticaretine ilişkin hukuk davalarında görevli mahkeme denizcilik ihtisas mahkemesi olarak belirlenmiş olup huzurdaki dava görevli ve yetkili mahkemede açılmadığından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin muaccel olmuş bir borcu bulunmadığını, icra takibinden önce davacı tarafından müvekkiline geçerli bir ihtar yapılmamış olduğunu müvekkili temerrüde düşürülmediğini, temerrüt faizi yasal sınırın üstünde olduğunu, takibe haksız olarak itiraz edilmediğinden icra inkar tazminatı talebi isabetsiz olduğunu belirterek öncelikle huzurdaki dava görevli mahkemede açılmadığından görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir.
TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.
TTK 5/2 maddesi "Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." hükmünü içermektedir.
Hakimler Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 06.10.2021 tarih ve 730 sayılı kararı ile "Türk Ticaret Kanunu’ndan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere görevlendirilen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin İstanbul ilinin mülki sınırları, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin İzmir ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesine ilişkin kararı" ilan edilmiştir.
Açıklanan kanun hükümleri doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, Davacının yerine getirdiği gemi taşımacılığı hizmeti sonucunda ödenmeyen navlun alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine yönelik açılan davada Deniz ticareti ile ilgili davalara Hakimler Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 06.10.2021 tarih ve 730 sayılı kararı ile görevlendirilen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1.Görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle açılmış olan davanın USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZ TİCARETİ) OLDUĞUNA,
2.Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZ TİCARETİ) gönderilmesine,
3.Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
4.HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026 Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪