T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/54 Esas - 2026/76
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
KATİP ...
Av. ...
BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DOSYASI
Av. ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZIM TARİHİ : 17/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında davalı şirkete ait fabrikalarda üretilen damacana su ve pet ürünlerinin nakliye ve dağıtımına ilişkin 06.08.2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede her ayın son günü itibariyle hak edişlerin hesaplanacağı ve müvekkilinin hesabına yatırılacağının düzenlendiğini, söz konusu sözleşme gereği müvekkilinin hakkettiği taşıma bedelini içerir ... numaralı 31.08.2020 tarihli faturanın davalı şirkete tebliğ edildiğini ve davalı şirket tarafından fatura içeriğine itiraz edilmediği gibi fatura bedelinin de davacıya ifa edilmemesi nedeniyle davalı hakkında ... Esas sayılı ile başlatılan takibin davalının itirazı ile durduğunun ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkili şirkete ait fabrikalarda üretilen ürünlerin nakliyesi ve dağıtımına ilişkin 06.08.2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından bir adet faturanın tahsili amacıyla icra takibine girişilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin "..." başlıklı maddesinde açıkça "Taraflar işbu sözleşmeden doğacak alacak-borçların idare nezdinde tutulacak bir cari hesapta takip edilmesini kabul etmişlerdir. Taraflar idarenin kayıtlarının muteber olduğunu peşinen kabul ederler." denilmekte olduğunu, bu hükme göre taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunduğunu, bu nedenle davacının münferit fatura bakımından takip yapmasının hukuken mümkün olmadığını ve davanın öncelikle bu yönden reddi gerektiğini, davacı cari hesabının incelenmesinde her ne kadar 01/01/2020 tarihi itibariyle davacının önceki yıldan devir eden 285.157,27 TL alacağı gözükmekte ise de, davacının cari hesap alacağını değil, belirli tarih ve tutardaki ve 2020 yılına ait fatura bedelinin tahsilini istediğini, dönem içinde davacıya cari hesabına mahsuben ödemeler yapıldığını, damga vergilerinin müvekkili şirketçe ödendiğini, cari hesapta çek-senet çıkışlarının gerçekleştiğini, davacının müvekkili şirketten satın aldığı ancak bedelini ödemediği ürünlerin mahsubunun dahi bu hesapta takip edildiğini, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davacının sevkiyatını yaptığı ürünlerin ahşap palet/ara seperatör/plastik palet/damacana vb. ekipmanlarını fabrikaya geri getirmekle yükümlü olmasına rağmen sevkiyatını yapmış olduğu ürünlerin palet ve damacanaları eksik teslim ettiğinden müvekkili şirketin davacıdan toplamda (6.966,57) TL alacaklı olduğunu, bu miktarın dahi davacı alacağından mahsubunun gerektiğini, öte yandan müvekkili şirketin de davacıdan satın alıp bedelini ödemediği 110.759,30 TL tutarındaki ürün bedeli borcunun davacı alacağından takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacı vekilince fatura konusu alacakların takip tarihinden itibaren % 13,75 oranında avans temerrüt faizi ile tahsili istenilmiş ise de, 12/06/2020 tarihinden itibaren avans faiz oranının % 10 olduğunu ve fahiş faiz miktarına da itiraz ettiklerini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; daraflar arasında müvekkili şirkete ait fabrikalarda üretilen ürünlerin nakliyesi ve dağıtımına ilişkin 06.08.2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede her ayın son günü itibariyle hak edişlerin hesaplanacağının ve müvekkilinin hesabına yatırılacağının düzenlendiğini, sözleşme gereği müvekkilinin hakettiği taşıma bedelini içerir faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve davalı şirket tarafından fatura içeriklerine itiraz edilmediği gibi fatura bedellerinin de ifa edilmemesi üzerine davalıya .... Noterliğinin 19/08/2020 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalının ihtarnameye rağmen borcu ödemediğini ve temerrüde düştüğünü, davalı hakkında ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkili şirkete ait fabrikalarda üretilen ürünlerin nakliyesi ve dağıtımına ilişkin 06.08.2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından toplam 436.253,46-TL'lik nakliye bedellerine ilişkin faturaların davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla müvekkili şirket aleyhine icra takibine girişildiği, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin ''..... '' başlıklı maddesinde açıkça ''Taraflar işbu sözleşmeden doğacak alacak-borçların idare nezdinde tutulacak bir cari hesapta takip edilmesini kabul etmişlerdir. Taraflar idarenin kayıtlarının muteber olduğunu peşinen kabul ederler.'' denildiği, bu hükme göre taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunduğunu ve davacının münferit faturalar bakımından takip yapmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, davacının cari hesabının incelenmesinde her ne kadar 01.01.2020 tarihi itibariyle davacının önceki yıldan devir eden 285.157,27-TL alacağı gözükse de; davacı cari hesap alacağını değil, belirli tarih ve tutardaki ve tümü 2020 yılına ait fatura bedellerinin tahsilini istediğini, davacının kendisince bir takım hesaplamalar yaparak, kendisine sanki hiç bir ödeme yapılmamışcasına doğrudan doğruya 10 adet faturadan doğan alacağının tahsilini talep ettiğini, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, dönem içerisinde davacıya cari hesabına mahsuben ödemeler yapıldığını, damga vergilerinin ödendiğini, cari hesapta çek-senet çıkışlarının gerçekleştiğini, davacının müvekkili şirketten satın aldığı ancak bedelini ödemediği ürünlerin mahsubunun dahi bu hesapta takip edildiğini, davacı cari hesabına yapılan (30.000) TL ödeme, toplam (237.017,13) TL çek-senet çıkışı, damga vergisi ödemeleri, davalının müvekkili şirketten satın alıp ödemediği (110.759,30) TL tutarındaki ürün bedelleri bu davaya konu edilen fatura tutarından mahsup edildiğinde davacının davaya konu ettiği miktarda bir alacağının bulunmadığını, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davacının sevkiyatını yaptığı ürünlerin ahşap palet/ara seperatör/plastik palet/damacana vb. ekipmanlarını fabrikaya geri getirmekle yükümlü olmasına rağmen sevkiyatını yapmış olduğu ürünlerin palet ve damacanaları eksik teslim ettiğinden müvekkili şirketin davacıdan toplamda (6.966,57) TL alacaklı olduğunu, bu miktarın dahi davacı alacağından mahsubunun gerektiğini, öte yandan müvekkili şirketin de davacıdan satın alıp bedelini ödemediği 110.759,30 TL tutarındaki ürün bedeli borcunun davacı alacağından takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacı vekilince fatura konusu alacakların takip tarihinden itibaren % 13,75 oranında avans temerrüt faizi ile tahsili istenilmiş ise de, 12/06/2020 tarihinden itibaren avans faiz oranının % 10 olduğunu ve fahiş faiz miktarına da itiraz ettiklerini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki nakliye sözleşmesi nedeniyle faturaya dayalı olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl davada davacı, birleşen davada davacı vekili 11/02/2026 tarihli feragat dilekçesi ile asıl ve birleşen davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Asıl davada davalı, birleşen davada davalı vekili mahkememizin 13/02/2026 tarihli duruşmasında davacı vekilinin feragatini kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir.
HMK.nın 311. maddesi gereğince davadan feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurmakta olup, davacı vekilinin davadan feragatinin, aynı Kanunun 309. maddesine uygun olduğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Asıl ve birleşen davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
-Asıl dava yönünden;
2.Harçlar Kanunu 22. maddesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın üçte iki tutarı olan 488,00 TL harcın peşin alınan 810,33 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 322,33 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip istek halinde davacıya iadesine ,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4.Talep olmadığından taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, -Birleşen ... Esas sayıl dosyası yönünden;
6.2-Harçlar Kanunu 22. maddesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın üçte iki tutarı olan 488,00 TL harcın peşin alınan 5.268,85 TL peşin harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, fazla yatırılan 4.780,85 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep olması halinde davacıya iadesine,
7.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8.Talep olmadığından taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9.-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)