15. Hukuk Dairesi
15. Hukuk Dairesi 2015/1984 E. , 2015/6426 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi :25.12.2014
Numarası :2014/959-2014/720
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından sonradan verilen 16.03.2015 tarihli dilekçe ile duruşma istemiş ise de duruşma talebi yasal temyiz süresi geçirildikten sonra verildiğinden reddedilmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R -
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmış olup, davada bakiye iş bedelinin tahsili istemi ile girişilen ilâmsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptâli ile takibin devamı ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsili istenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/II. maddesi uyarınca, icra takibine itiraz eden borçlunun icra inkâr tazminatına mahkum edilebilmesi için takibe itirazında haksız olması gerekir. Alacağın likid olmadığı, alacak miktarının yargılamada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği ve talep edilenden daha aza hüküm verildiği hallerde borçlunun takibe itirazında haksız olduğu kabul edilemez.
Somut olayda; davacı icra takibinde 12 adet faturaya dayanmış, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının 28.12.2012 tarihli 18.880,00 TL bedelli faturaya konu işi gerçekleştirdiğini ve teslim ettiğini kanıtlayamadığı kabul edilerek ve kanıtlanan ödemelerde mahsup edilerek davacının bakiye alacağı 25.400,00 TL olarak belirlenmiş ve bu miktar üzerinden dava kısmen kabul edilmiştir. Görüldüğü gibi alacak miktarı yargılamada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiğinden ve takip talebinde talep edilenden daha aza hüküm verildiğinden takip konusu alacağın likid olduğu ve davalı borçlunun takibe itirazında haksız bulunduğu kabul edilemez. Bu durumda mahkemece koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatının reddi gerekirken, takibin faturaya dayalı olduğundan ve alacağın likid bulunduğundan bahisle davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin yollaması ile uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.