1. Asliye Hukuk Mahkemesi
14. Hukuk Dairesi 2008/9841 E., 2008/11131 K.
14. Hukuk Dairesi 2008/9841 E., 2008/11131 K.
İSPAT YÜKÜ
MUVAZAALI SATIŞ
SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 186 ]
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 409 ]
"İçtihat Metni"
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının iptali ile eski malik adına tescili istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 20.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalı N...... D.... ve D.... D....vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.06.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.S… …. H… …. U… …. ile karşı taraftan davalılar N...... D.... ve D.... D....vekili Av.K… ……. D… ….. ile davalı şirket vekili A.. A… …. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki eksiklik nedeniyle dosya geri çevrilip, eksikliğin ikmalinden sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Borçlar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı ile davalılar N...... D.... ve D.... D.... temyiz etmişlerdir.
1.N...... D.... ve D.... D....temyiz harcını yatırarak dilekçelerini temyiz defterine kayıt ettirmediklerinden temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacının temyiz itirazlarına gelince: Davacı H… …… Y… …… daha önce Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde N...... D.... aleyhine açmış olduğu dava ile 2183 ( ifrazen 436 ada 1 ve 437 ada 1 ) parsel sayılı taşınmazı noterde biçimine uygun olarak düzenlenen 24.06.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiş, birleştirilen davada ise N...... D.... satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı düzenlendiğini ileri sürerek iptalini istemiştir.
Mahkemenin asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen kararı Dairemizce 28.01.2003 tarihinde özetle "....Davalı tarafın muvazaa savunmasını doğrulayan kanıtlamaya elverişli, karşı taraftan sadır olmuş yazılı bir kanıtı yoktur. Ancak, muvazaa iddiasının tamamen ispatına yetmemekle beraber, bunun vukuuna delalet eden ve karşı taraftan sadır olmuş yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeler bulunduğu gibi muvazaa iddiasının doğruluğunun kabulünü gerektiren eylemli karineler bulunmaktadır. Söyle ki; davalı satıcının kocası tarafından keşide edilip davacı tarafından tahsile ve takibe konu edilen çekler, davacı tarafından davalının kocasına muhtelif tarihlerde yapılan havaleler, Kartal Rahmanlar'daki taşınmazlar dışında Gebze, Yalova, Eskişehir, Bursa, Orhangazi gibi değişik yerlerdeki pek çok taşınmazın davalı veya kocası tarafından ya tapudan ya da satış vaadi sözleşmeleri ile davalıya satılmış bulunması, bunların bir kısmının muhtemelen ödeme sonucu feshedilmesi veya tapudan satışı suretiyle iade edilmesi, hatta bir kısım taşınmazların davalının kocası S.... D....'a iade edileceğine dair davacı tarafından 6 Mayıs 1998 ve 13 Mayıs 1998 tarihli belgeler verilmesi muvazaanın mevcudiyeti yönünde fiili bir karine oluşturmaktadır. Artık muvazaa bulunmadığını ispat yükü davacıya düşer. Davacı yan ise bunu kanıtlayamamıştır. Bu itibarla cebri tescil isteğinin reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir ..." gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemenin direnme kararının da Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2004 tarih 2004/14-464 Esas 2004/588 Karar sayılı ilamı ile bozulmasından sonra mahkemece davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmiştir.
Bu hüküm de Dairemizin 27.04.2006 tarihli kararı ile özetle ".... Dava konusu taşınmazı N...... D.... tapudan dava dışı üçüncü kişiye temlik etmiştir. Davacı davasını takip etmemiş, davalı davayı takip edeceğini bildirmiş ise de, temlik eden davalının davayı takip yetkisi yoktur. Bu durumda, mahkemenin H.U.M.K.nun 186. maddesi uyarınca davacı tarafa seçimlik hakkını sorması gerekir. Yanıt verilmesi halinde sorun yoktur. Tercih hakkının kullanılmaması ya da davayı takipsiz bırakması durumunda, davanın davacı tarafından takip etmek istenmediği sonucuna varılarak HUMK.nun 409. maddesi uyarınca işlem yapılmalıdır..." gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulmuş ve davacı davasını takip etmediğinden HUMK.nun 409/son maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. ( Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2006 tarih 2006/326 Esas 2006/381 Karar ) Bu karar derecattan da geçmek suretiyle 20.06.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Şimdi davacı, Dairemizin 27.04.2006 tarihli bozma ilamı uyarınca 24.06.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak N… …… D… …. aleyhine tazminat davası açtığını, ancak, dava konusu 2183 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 436 ada 1 ve 437ada 1 parsel sayılı taşınmazların yukarıda açıklanan dava devam ederken 30.03.2005 tarihinde N...... D.... tarafından kızı D… …. D… ….'a tapudan devredildiği yine Deniz Doğan'ın danışıklı olarak Y… …. İnşaat Ltd. Şti.nin yöneticisi A… …. A.. Y… …….'a borçlanması nedeniyle 436 ada 1 parsel sayılı taşınmazın İcra marifetiyle Y… …. İnşaat Ltd. Şti.ne satıldığını, Y… …. İnşaat Ltd. Şti.nin de bu taşınmazı noterde 20.07.2006 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile D… …. D… ….'a satışını vaad ettiğini, tüm bu işlemlerin Borçlar Kanunun 18. maddesinde açıklandığı şekilde muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptali ile dava konusu 2183 ( ifrazen 436 ada 1 ve 436 ada 1 ) parsel sayılı taşınmazın eski maliki N...... D.... adına tescilini istemektedir. Gerçekten, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/287 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinden, davacı H… …… Y… …….'ın 24.06.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak N...... D.... aleyhine 20.12.2006 tarihinde tazminat davası açtığı anlaşılmıştır. Bu davanın neticesinde, tazminat istemi kabul edildiği taktirde davacı H… …… Y… ……. N… …… D… ….'ın mal varlığına yönelecektir. N… …… D… ….'ın dava konusu taşınmazdan başka taşınmazı da bulunmadığı ileri sürüldüğünden davacının yukarıda açıkladığı ve muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü ilişkilerin mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/287 Esas sayılı davanın neticesi beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden ve davanın yanlış vasıflandırılması sonucu yazılı gerekçe ile reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.