3. Asliye Hukuk Mahkemesi
20. Hukuk Dairesi 2011/10631 E., 2011/14629 K.
20. Hukuk Dairesi 2011/10631 E., 2011/14629 K.
TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT
2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 90 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 23.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi Ali vekili Avukat Temel tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.06.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Ali vekil Avukat Temel ile, diğer taraftan Orman Yönetimi vekili Avukat Birsen ve Hazine vekili Avukat Gülderen geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı Ali 17.04.2009 günlü dilekçesiyle davalı sıfatıyla Hazine ve Orman Yönetimini göstererek, İnkılap mahallesi 1840 ada 65 sayılı parseli, 28.07.1981 tarihinde Ziya ve Sadullah'tan satın aldığı, satın aldığı tarihte tapu kaydında her hangi bir şerh bulunmadığı, satım tarihinden 14 yıl sonra tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi konulduğu, çekişmeli parselin Hekimbaşı mahallesi 8 sayılı parselin ifrazıyla oluştuğu, 8 sayılı parsel için Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/330 esasına kayıtlı dava dosyasında tapularının geçersiz olduğu hususunun kesinleştiği, tapuya güven ilkesi gereğince bu nedenle doğan zararından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.500,00.-TL tazminatın davalı yönetimlerden alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan yerde davacının tapusu oluşturulduğundan yolsuz tescil niteliğinde olduğu, bu nedenle değeri bulunmadığı, zararının tazmini için taşınmazı kendisine satanlar aleyhine dava açabileceği, bu nedenle davalılara yöneltilen husumetin hatalı olduğu gerekçesiyle, davanın HUSUMETTEN REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali üzerine tapuya güven ilkesi gereğince Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminat istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 25.02.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır
Çekişmeli Ümraniye İnkılap mahallesi 1840 ada 65 parsel sayılı 294 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapuya Ali adına 28.07.1981 tarihinde kayıt edilmiştir. Beyanlar hanesine 12.05.1995 tarih ve 801 yevmiye ile "6831 sayılı Yasanın 2/B Maddesi uyarınca orman sınrıları dışına çıkarılmıştır." şeklinde şerh yazılmıştır.
Davacı Ali tarafından çekişmeli Inkılap mahallesi 1840 ada 65 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine yazılan, 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerhin silinmesi istemiyle, Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine açılan davanın reddine ilişkin Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.04.2007 gün ve 2005/330-227 sayılı kararı ile Hazine tarafından Inkılap mahallesi 1840 ada 65 sayılı parselin, kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili iddiasıyla davalı sıfatıyla Ali aleyhine açtığı davanın kabulüne, parselin tapu kaydının iptaline ve 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırlar dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2009/476-768 sayılı kararı Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleşmiştir.
1.Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devlet sorumlu olup, davanın davalı sıfatıyla Hazine aleyhine açılması gereklidir. Orman Yönetiminin davalı sıfatı bulunmayıp, aleyhine açılan davanın husumetten reddi doğru olduğundan, davacı gerçek kişinin bu yöne temas eden temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davacı gerçek kişinin, Hazine aleyhine açılan davanın reddine yönündeki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, Ali aleyhine biten her iki davada Yargıtay 20. Hukuk Dairesince vurgulandığı gibi, bu yerin 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa gereği devletleştirildiği, Aralık 1947 tarih 59 sıra numarasında devlet ormanı olarak tapuya tescil edildiği, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ancak bu işlemin yasal dayanağının bulunmadığı, esasen davacı adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, böyle bir tapunun iptali nedeniyle devletin sorumluluğunun bulunmadığı, davacı tarafından sadece bu taşınmazı kendilerine satanlar aleyhine dava açılabileceği, husumetin hatalı olduğu gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ne varki; mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasayla değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının, 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Borçlar Yasasının 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Diğer taraftan, davanın niteliğine göre tazminat miktarının belirlenirken öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, arazi başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar içinde emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmelidir. Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumetten reddi yönündeki hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye ödenmesine 13/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.