3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2015/4969 E. , 2016/5406 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; aboneliğin dava dışı kişi adına kayıtlı ve davalının malik olduğu meskende kullanılan su bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Ayrıca,
HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. ./.. -2-
Somut olaya gelince, davacı, davalının maliki, aboneliğin dava dışı kişi adına kayıtlı olduğu halde kullanılan su bedellerinin ödenmediğini, bu bedellerden davalının sorumlu olduğunu öne sürmüş, davalı ise dava konusu yerde su kullanmadığını, fiili kullanıcı olmadığını savunmuştur.
Yargılama sırasında dava konusu yerde davalının fiili kullanıcı olup olmadığı araştırılmamış, mahkemece zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilgisine başvurulan emekli icra müdürü bilirkişi tarafından düzenlenen rapor benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Rapor düzenleyen bilirkişinin davanın konusunu oluşturan su bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı, bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece tahakkuklara konu yerde davalının faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunuyor ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı, su kullanma fiilinin kim tarafından işlendiğinin ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispatlanarak duraksamasız belirlenmesi, öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra davanın esasına yönelik hüküm oluşturulması, dava dışı kişi tarafından su kullanıldığının belirlenmesi halinde davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi; su kullanma fiilinin davalı tarafından işlendiğinin tespiti halinde ise, mahkemece dava dosyasının su tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bilirkişiye verilerek, davalının ödenmesi gereken su bedelinin yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması hususunda rapor düzenlettirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve konusunda uzman olmayan bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.