11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2015/3461 E. , 2015/12615 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28/06/2013 gün ve 2008/175 - 2013/181 sayılı kararı bozan Daire'nin 21/11/2014 gün ve 2013/16495 - 2014/18156 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'nin göndericisi, davalı ...'nin ilk, diğer davalının ise alt taşıyıcısı olduğu yükün ...'den ...'a taşınması konusunda müvekkili ile alt taşıyıcı arasında taşıma sözleşmesi düzenlendiğini, diğer davalıların da bu sözleşmeden haberdar olduklarını, taşıma sözleşmesine göre navlun ücretinin %80'inin peşin, %20'sinin ise varış yerinde ödeneceğini, ancak davalıların isteği ile taşımanın gecikmemesi için müvekkilinin navlun ücretini almadan yola çıktığını, gümrüğe ulaştıktan sonra yasal zorunluluklar nedeni ile müvekkilinin gümrük sahasında beklediğini, davalılarca taahhüt edilen navlun ücreti ile bekleme ücretinin ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin eşya üzerindeki hapis hakkını kullandığını, eşyanın araçtan boşaltılarak yediemine teslim edildiğini, daha sonra davalıların şikayet yoluyla bu eşyayı teslim aldıklarını, navlun ve beklem ücretleri ile hapis hakkının uygulanması için yapılan masrafların tahsili için bu davanın açılmasının zorunluluk oluşturduğunu ileri sürerek, 7.419 TL navlun alacağının yükleme tarihinden, bekleme ücretinin ihtarname tarihinden, sair alacakların ise dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.06.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile navlun ve bekleme ücreti olarak 33.237 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı .... vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacının, göndericisi davalı ... olan emtiayı, ...'den ...'a karayoluyla taşımak için alt taşıyıcı olan .... ile taşıma sözleşmesi düzenlediği, diğer davalının da ilk taşıyıcı olduğu, sözleşme gereğince emtianın 04.02.2008 tarihinde araca yüklendiği, 12.000 USD olarak belirlenen taşıma ücretinin %80'inin peşin, %20'sinin ise teslim yerinde ödenmesinin gerektiği halde davacının, navlun bedeli ödenmeksizin yola çıktığı ve 05.02.2008 tarihinde çıkış gümrüğü olan ...'a ulaştığı, navlun ücretinin ödenmemesi nedeniyle davacının gümrük kapısında uzun süre beklediği ve daha sonra emtia üzerinde hapis hakkını kullanarak tevdii mahalli tayini yoluna başvurduğu, davacının taşıyıcı olarak üzerine düşen yükümlülükleri yaptığından navlun bedeline ve bekleme ücretine hak kazandığı, her ne kadar alınan ilk bilirkişi raporunda bu miktarlardan yalnızca davacıyla sözleşme imzalayan davalı ....'nin sorumlu olduğu bildirilmiş ise de sonraki raporlarda açıklandığı üzere gönderen ile ilk taşıyıcının da davacıya karşı sorumluluklarının bulunduğu, zira navlun bedelinin gönderen tarafından ilk taşıyıcıya, onun tarafından da alt taşıyıcıya ödendiğinin ispat edilemediği, bununla birlikte davacının yalnızca navlun alacağı için harcını yatırarak usulünce dava açtığı, dava dilekçesinde belirtilen diğer talepleri ile ilgili usulünce açılmış bir davanın bulunmadığı, dolayısıyla diğer taleplerini ıslah yoluyla dahi dava konusu edemeyeceği, ayrıca ıslah dilekçesi artırılan navlun alacağı yönünden davalı ...nin zamanaşımı definin TTK'nın 767. maddesi uyarınca yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı .... 7.419 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla 18.387 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, bekleme ücreti konusunda usulünce açılmış bir dava bulunmadığından, diğer masraflara ilişkin talep ise atiye bırakıldığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davacı vekili ile davalı .... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.