4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2015/11110 E. , 2015/35592 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Anayasanın 40/2 ve 5271 sayılı CMK. nın 232/6 ve 34/2. maddeleri ve 1412 sayılı CMUK’nun 310.maddesine göre , kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, kararda kullanılan ifadeler nedeniyle yasa yoluna başvuru süresinin başlangıcı konusunda tereddüte yol açılması karşısında, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek hukuki dayanaktan yoksun olan 15.01.2013,13.02.2013,26.02.2013 ve 23.05.2014 tarihli red kararlarının kaldırılması suretiyle temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.TCK'nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir. Failin biliniyor olması halinde korkunun etkisinin artmıyacağı kabul edilmelidir.
Somut olayda, sanığın adliye personeli olarak çalışan katılanın kızı ...'i rahatsız etmesi nedeniyle hakkında sarkıntılık suçundan açılan dava sonucunda 2 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum olmasına kızarak , sabah saat 05.00 sıralarında katılanın kızı ile birlikte yaşadığı ikametine gidip, penceresinin önüne hakkında yağma suçundan düzenlenen “sanık takip karar formu” ile sallama olarak tabir edilen bıçağı bıraktığı kabul edilerek özel işaret ile tehdit suçundan cezalandırılmış ise de, hem sanık takip karar formunda sanığın adının yazması hem de mağdurun soruşturma aşamasında alınan beyanında, olay günü seslere uyandığı sırada sanığı görüp tanıdığını belirtmesi karşısında, sanığın eyleminin özel işaret ile tehdit suçunu oluşturmayacağı, ancak mağdurun gıyabında penceresine bıçak bırakması şeklinde gerçekleşen eylemin TCK'nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suçun vasıflandırılmasında hataya düşülerek eylemin özel işaretle tehdit suçu oluşturduğunun kabul edilmesi ve “suçun işleniş şekli, işlendiği yer, zararın niteliği, sanığın kişisel ve sosyal durumu, suçtan sonraki tutum ve davranışları nazara alınarak”şeklindeki, soyut, dosyadaki somut kanıtlar ve bilgilerle ilişkilendirilmeyen ve denetlenemeyen gerekçelerle sanık hakkında orantılılık ilkesine aykırı olarak teşdit uygulanması,
2.TCK'nın 53/1-(c) maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infaza tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ...'nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.