3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2016/5919 E. , 2016/8111 K.
"İçtihat Metni"
Basit yaralama suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/3-a maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair... Sulh Ceza Mahkemesinin 05/05/2008 tarihli ve 2008/147 esas, 2008/233 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/3-a maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/1-d maddesi gereğince hapis cezasının 6 ay süre ile kahvehane ve eğlence türü olan mekanlara gitmekten yasaklanma tedbirine çevrilmesine ilişkin aynı Mahkemesinin 17/09/2010 tarihli ve 2008/147 esas, 2008/233 sayılı ek kararına karşı ... Bakanlığı'nın 16.02.2016 tarih ve 2015/5491 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04.03.2016 tarih ve 2016/77520 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede;
1.Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19/09/2008 tarihli ve 2008/12198 esas, 2008/9890 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılmasını müteakip, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde dosya üzerinden karar verilmesinde,
2.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşım doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırımlara çevrilirken, kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa aykırı olmayan, tarafları tatmin edici denetime elverişli bir seçenek yaptırıma hükmedilmesi gerektiği, kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan, sanığın kişiliğini ve suçun işlenmesindeki özellikleri değerlendirmeden ve infazının da denetlenme imkanı bulunmayacak biçimde, yükümlülük getirmek suretiyle karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: ... Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; ... Sulh Ceza Mahkemesinin 17/09/2010 tarihli ve 2008/147 esas, 2008/233 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 30.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.