8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/23231 E. , 2016/4546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
... ve ... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının karar verilmesine yer olmadığına kararına dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 05.06.2014 gün ve 30/387 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... vekili, boşanma dava dilekçesi ile, evlilik birliği içinde davalı adına satın alınan 1167 ada 24 parsel sayılı arsanın ve arsa üzerine inşa edilen binaya davacının uzun yıllar yurtdışında çalışması ve emeği karşılığında elde ettiği birikimleri ile katkıda bulunduğu iddiası ile 35.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, süresinde cevap dilekçesi vermemiş, sonradan tayin ettiği vekili tarafından verilen 24.05.2010 tarihli beyan dilekçesi ile, davacının iddiasını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, boşanma dava dilekçesinde taşınmaza yönelik bir alacak talebi bulunmadığı halde, olmayan alacak talebinin boşanma dava dosyasından tefrik edilmesi ve sonradan harcın tamamlatılmış olmasının, usulüne uygun açılmış bir dava olarak kabul edilmeyeceği gerekçesiyle talep hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş; hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi' nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM m.170). TKM' de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK m. 544, TBK m. 646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM m. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM m. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle(maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarı hesaplanmalıdır. Davacının katkısının varlığının kanıtlandığı, ancak tarafların gelir verilerinin yetersiz olması nedeniyle katkı oranı hesabından sonuç alınamaması durumunda ise; TMK. 4, TBK.
50.maddeleri uyarınca, hakim tarafından hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilerek sonuca gidileceği de göz önüne alınmalıdır. Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 29.07.1979 tarihinde evlenmiş, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2000 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve 26.06.2001 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Yabancı devlet mahkeme kararı .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.03.2003 tarih 2002/553 E. 2003/119 K. sayılı kararı ile tanınmıştır. Mal rejimi yabancı ülkede boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu 1167 ada 24 parsel sayılı taşınmaz, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 31.03.1988 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde boşanma talebi ile birlikte, 50.000 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu ve dayanağını gösterdiği, yerel mahkemece 11.11.2002 tarihli oturumda HUMK 74 ve devamı maddeleri uyarınca, talebini açıklaması için davacıya süre verildiği, davacı vekilinin süresinde 19.11.2002 tarihinde talebini '' Tarafların hatta müvekkilinin geliri ve birikimi ile satın alınıp yaptırılan ancak davalı adına kayıtlı taşınmaz için 35.000 TL ve boşanma sebebiyle uğradığı zararlardan dolayı 15.000 TL maddi tazminat talep etmekteyiz.'' şeklinde açıkladığı ve açıklama gereğince harcını da tamamladığı görülmektedir. Dava dilekçesi ile birlikte alınan başvurma harcı dilekçedeki bütün bağımsız talepleri kapsar. Davacı talep ettiği maddi tazminatın 35.000 TL sinin katkı payı alacağı olduğunu açıkladığına ve bu talebine ilişkin peşin harcı da tamamladığına göre; davacının usulünce açılmış bir katkı payı alacağı davası bulunduğu kabul edilmelidir. Mahkemece yapılacak iş; davacı katkı payı alacağını 1167 ada 24 parsel sayılı taşınmaza özgülediğine göre, davacının katkı payı alacağı olup olmadığının, yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca, gösterilen delillerin incelenmesi ve sonuca göre talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi olmalıdır. Durum böyleyken; mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.