8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/22650 E. , 2016/9555 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ziynet ve Katılma Alacağı
... ile ... aralarındaki ziynet ve katılma alacağı davasının reddine dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı taşınmazlar yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı ve katılma alacağı olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 4.000,00 TL alacağın ve davalı tarafından kendisinden alınıp iade edilmeyen ziynet eşyalarının aynen mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 4.000,00 TL alacağın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların miras yolu ile müvekkiline intikal ettiği ve kişisel malı olduğunu, ziynetlerin ise dava dilekçesinde iddia edilen miktarda olmayıp evden ayrılırken davacı tarafından beraberinde götürüldüğünü ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin ziynetler yönünden temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, davacının altınlarını bozdurarak davalıya ait malların edinilmesine katkıda bulunulduğu iddia edilmiş ancak taşınmazların evlilik öncesi edinilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dava dilekçesi ve yargılama devamındaki beyanlardan talep ile gerekçenin örtüşmediği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, dava dilekçesinde ziynetlere ilişkin talepte bulunurken; ziynetlerin davalının kuyumcu olması ve daha önce evlerine iki kez hırsız girmesi nedenleriyle davalının dükkanındaki kasada saklandığını, yine kolundaki bileziklerin hamile iken ellerinin aşırı şişmesi nedeniyle sezaryen öncesi kesilerek çıkartıldığı ve yine davalının dükkanına gönderildiğini belirtmiş; devamında ise bu ziynetlerin kendisine iade edilmediğini iddia etmiştir. Talep kısmında ise ziynetlerin aynen mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuturak 4 bin TL bedeli istemiştir. ./. Davacının talebinin hatalı şekilde değerlendirilmesi HMK'nun 26. (HUMK 74) maddesi hükmüne aykırı olup, mahkemece dava dilekçesindeki ziynetlere ilişkin talep hakkında dosya kapsamında toplanan tüm deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Davacı vekilinin 359 ada 2 parsel üzerindeki binaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Tasfiyeye konu taşınmazın, evlilik birliği içerisinde devam eden inşaat süreci sonunda tamamlanarak edinilmesi halinde, inşaat aşamalarından ve isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. İnşaata, 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde başlanıp-bitirilmesi durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 sayılı TMK'nun yürürlükte olduğu edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinde sonraki dönemde başlanıp-bitirilmesinde ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Binanın bir kısmının mal ayrılığı rejiminin, bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde inşa edilmesi durumunda; öncelikle, mal ayrılığı rejiminin sona erdiği 01.01.2002 tarihi itibarıyla gelinen inşaat seviyesi oran olarak belirlendikten sonra, Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak her bir eşin gerçekleştirdiği katkı oranları ayrı ayrı tespit edilmelidir. Eşlerin mal ayrılığı rejimi dönemi için tespit edilen bu katkı oranları, 01.01.2002 tarihinde başlayacak olan edinilmiş mallara katılma rejimi dönemine, o eşin kişisel malı olarak geçirilerek, 4721 sayılı TMK'na göre belirlenecek olan değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak miktarlarının tespitinde gözetilecektir. Buna göre, iddia ve savunma doğrultusunda eşlerin tasfiyeye konu taşınmazın edinilmesinde ve inşaatında kullandıkları gelirlerine, mal ayrılığı rejiminin sona erdiği 01.01.2002 tarihi itibarıyla inşaatın geldiği seviyeye ilişkin gösterilen deliller toplanıp incelenmelidir. Gerek görülmesi durumunda, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 03.06.2000 tarihinde evlenmiş, 15.06.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 22.10.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). Mahkemece, davaya konu arsa üzerindeki yapının ruhsat tarihinin 1999 yılı olduğu ve aynı yıl yapının tamamlandığı dolayısıyla davalının kişisel malı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki dosya içinde yer alan evraklara göre tasfiyeye konu arsa 31.12.1997 tarihinde satış yolu ile davalı adına tescil edilmiş, yapı ruhsatı ile inşaata 31.03.1998 tarihinde başlanmış olup, yapı kullanma izin belgesi ise 17.01.2003 tarihinde düzenlenmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde katılma alacağı talebinde de bulunmuş olup, arsa üzerindeki yapının TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra inşa edilen bölümünün olup olmadığının belirlenmesi davacı lehine katılma alacağı hususunda önem arzetmektedir. Mahkemece, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar gözetilerek inşaatın yapılışı ve bitiriliş tarihlerinin tespit edilmesi, anılan binanın 01.01.2002 tarihinde inşa edilen bölümünün araştırılması ve gerekirse bu konuda HMK'nun 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde açıklama istenilmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi de yaptırıldıktan sonra gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. ../.