Esas No
E. 2015/849
Karar No
K. 2016/5600
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Tüketici Hukuku

13. Hukuk Dairesi         2015/849 E.  ,  2016/5600 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R

Davacı, davalı şirketten devre mülk satın aldığını, tescil işleminin yapılmış olmasına rağmen devre mülk hakkını kullanmadığını, cayma hakkını kullanarak sbözleşmeden döndüğünü ancak ödediği 6.700.00 TL nin iade edilmediğini, tahsili için yaptığı icra takibine de davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile, bağımsız bölümün iptali ile davalı adına tesciline, alacağa vaki itirazın iptali ile takibin devamına, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yeni bir yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.

SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın hüküm fıkrasının dördüncü bendinde yazılan ( Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine ) ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine ( hükmedilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 343,23 TL kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan 114,45 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Tüketici Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.