Esas No
E. 2016/8419
Karar No
K. 2016/9361
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2016/8419 E.  ,  2016/9361 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına, yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davalı SGK tarafından dava dışı . Şti.'nin prim ve diğer borçları nedeniyle şirketin ortağı olan davacıya yapılan icra takibi sonucu davacının emekli maaşına konan haczin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece, 7 günlük hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının, dava dışı (borçlu) de 30/12/1996 tarihinden itibaren % 20 oranında hissedar olduğu, 27/05/1998 tarihinden itibaren de hisse oranının % 0,5'e düştüğü, Kurum'un borcun tahsili ile ilgili olarak davacıya başlattığı 05/12/2011 tarih sayılı tevhitli muhtelif dosya takip numaralı 479.092,50 TL bedelli ödeme emrinin bizzat davacıya 12/12/2011 tarihinde tebliğ edildiği, mezkur ödeme emri tebliğ edilmeden Kurum'un 06/12/2011 tarih sayılı haciz bildirisiyle davacının yaşlılık aylığı üzerine haciz konulduğu, bilahare, Kurum tarafından borcun davacının daha sonraki hissesi olan % 0,5 oranında sorumluluğa indirililerek davacıya 21/12/2011 tarih sayı takip dosya numaralı toplam 2.435,67 TL bedelli ödeme emri gönderildiği ve davacının mezkur ödeme emrini 09/01/2011 tarihinde tebellüğ ettiği, bu son ödeme emrinden sonra da, Kurum'un 30/03/2012 tarih sayılı yazısıyla, davacının 30/12/1996 ila 20/05/1998 tarihleri arasında % 20 hisse oranında şirket ortağı olduğu, 20/05/1998 tarihinden sonra ise % 0,5 oranında hisse sahibi olduğu, davacıya ikinci olarak çıkartılan 21/12/2011 tarih sayı takip dosya numaralı toplam 2.435,67 TL bedelli ödeme emrinin hükümsüz olduğu, 27/03/2012 tarihi itibariyle davacının toplam 27.451,97 TL borcunun olduğunun ve yaşlılık aylığının 1/3'ü oranında kesinti yapılmaya devam edilceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesi hükmü gereğince, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Anılan yasa maddesi gereğince, prim borçlarından ötürü borçlu şirketin üst düzey yöneticileri hakkında da aynı borç nedeniyle ödeme emri çıkartılması bu yasa gereğidir.

Öte yandan, 6183 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde de, ( Değişik madde: 22.07.1998 - 4369/21. m. ) limited şirket ortakları ( Değişik ibare: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m. ) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. 506 sayılı Yasa'nın 121. maddesinin 1. fıkrası hükmü " bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez" şeklinde iken 6.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasanın 17. maddesi ile " nafaka borçları " ibaresinden sonra gelmek üzere " ... ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar "ibaresi eklenerek yapılan değişiklikle prim borçlarından dolayı da yaşlılık aylığına haciz konulacağı öngörülmüştür. Kurumun prim alacakları Amme Alacağı niteliğinde olup prim alacakları yönünden yapılan yasal düzenlemelerin kamu düzeniyle ilgili olduğundan 506 sayılı Kanunun 121. maddesinde 5198 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin görülmekte olan davalarda ve giderek dava konusu uyuşmazlıkta da uygulanması gerekir. Haciz işleminin yapılabilmesi için 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülen bir takip ve usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bir başka ifade ile davacı hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır.

Somut olayda, Kurum'un tarih ve sayılı yazısıyla, bu yazıdan önce çıkartılan, 05/12/2011 tarih sayılı tevhitli muhtelif dosya takip numaralı 479.092,50 TL bedelli ve 21/12/2011 tarih sayı takip dosya numaralı toplam 2.435,67 TL bedelli ödeme emirlerinin iptal edildiği, öte yandan, davacıya takibin 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülerek, usulünce tebliğ edilip kesinleştirilmeyen bir ödeme emri bulunmadığı halde, Kurum'un 06/12/2011 tarih sayılı haciz bildirisiyle davacının yaşlılık aylığının 1/3'ü üzerine haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın ödeme emrinin iptali davası gibi ele alınarak davanın 7 günlük hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Yapılacak iş; işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

C.C

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.