Esas No
E. 2015/3125
Karar No
K. 2016/7498
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

13. Hukuk Dairesi         2015/3125 E.  ,  2016/7498 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, avukat olduğunu, davalı şirketin .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/164 Esas sayılı dosyası ve ... İcra Müdürlüğünün 2009/23876 sayılı icra takip dosyalarında vekilliğini yaptığını, bu dosyalardan kaynaklanan bakiye karşı yan vekalet ücreti ile akdi vekalet ücreti toplamı 137.145,73 TL'nin ödenmemesi üzerine, davalı hakkında başlattığı takibin davalının itirazı ile duruduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 131.563,69 TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına ve 52.625,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davacı avukatın takip ettiği icra dosyasında karşı yan vekalet ücreti, takibe konulan miktar ve takip edilen davada karşı yan vekalet ücreti belirli olup yargılamayı gerektirmediğinden; bunlar yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Ancak takip edilen dava dosyası ve icra dosyası nedeniyle nedeniyle davacı avukatın hakedeceği akdi vekalet ücreti miktarı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından, belli olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden likit değildir. Dolayısıyla bu kısım yönünden icra inkar tazminatına hükmedilemez. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin alacağın tümü üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 10/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk İİK md.67
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog