13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2014/46227 E. , 2016/11945 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı imalat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar,davalı ile yapılan taşınmaz satış sözleşmesine göre villa vasfında taşınmazı satın aldıklarını binada ve ortak alanlarda ayıplı imalat olması nedeniyle taşınmazın %40-50 oranında değer kaybına uğradığını ileri sürerek; ağır kusur ve hile ile gizlenen ayıp ve eksik ifa nedeniyle doğan değer kaybı zararı olarak şimdilik 5.000 TL ‘nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 29.05.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını: 21.227 TL çıkarmıştır. Davalı,ayıp ihbarının yasal sürede yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile,5.000 TL’nin dava tarihinden,16.227 TL nin ıslah tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.4077 sayılı Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi uygulanacaktır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacılar,davalı şirket tarafından kendilerine satışı yapılan taşınmazın gizli ayıplı olarak teslim edildiğini,taşınmazın 09.03.2007 tarihinde tesliminden sonra ortaya çıkan ayıpların kendileri adına site yönetimi tarafından gerekli harcamalar yapılarak tamir ettirildiğini ileri sürerek bu tamiratlara esas faturalara dayanmıştır. Davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen ayıplı imalatların düzeltilmesine ilişkin faturaların 2008 ila 2011 dönemine ait muhtelif faturalar olduğu ve en son yapılan işe ait fatura tarihinin 14.10.2011 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından ibraz edilen tamirat faturalarına konu imalatlara ilişkin eldeki davanın açıldığı,bu itibarla dosyadaki en son imalatın yapıldığı 14.10.2011 tarihli faturaya ilişkin işin yapıldığı tarih itibariyle davacıların ayıbı öğrendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davacıların söz konusu imalata konu hususun açık ayıp olması halinde 30 gün içinde gizli ayıp olması halinde derhal davalı tarafa bildirim yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Dosyada davacının en son ayıplı imalatın yapıldığı 14.10.2011 tarihinden sonra davacı tarafından davalıya yasal sürede ayıp ihbarı yapıldığına dair herhangi bir yazılı delil sunulmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece davacıların süresinde ayıp ihbarında bulunmaması nedeniyle satılanı ayıplı hali ile kabul ettiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
2.Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.