Esas No
E. 2016/202
Karar No
K. 2016/10960
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2016/202 E.  ,  2016/10960 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Davacı-karşı davalı ......ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 09.10.2015 gün ve 649/873 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı ......vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.06.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili bizzat ve Av. ..., karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı-davalı ......vekili, boşanma dava dilekçesi ile birlikte HMK 107. maddesi uyarınca evlilik birliği içerisinde 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen davalıya ait şirketlerin sermaye, mal varlığı, kar payı gibi tüm edinilmiş mal sayılan hakların tasfiyesi ve 1/2 katılma alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, dava değerini asgari 10.000,00 TL olarak belirtilmiştir. Mahkeme tarafından verilen süre içerisinde yeni rapor alınmasına ilişkin itirazlarını yineleyerek 08.07.2015 tarihili bilirkişi raporunda tespit edilen 8.224.245,91 TL üzerinden harcı tamamlamıştır.

Birleşen davaya ilişkin cevaplarında dava konusu edilen taşınmazların kişisel mal olduğunu, 19 nolu meskenin doğum günü hediyesi olarak, 3 nolu meskenin ise yine davalı-davacı eş tarafından süpriz yapılarak müvekkilin anne ve babasının oturması amacıyla hediye olarak alındığını, 23 nolu meskenin satımından davalı-davacının haberdar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı-davacı ... vekili, birleşen davalarında davacı-davalı kadının evlilik birliği boyunca hiç çalışmadığını, davalı-davacının kişisel kazançları ile alınan tüm taşınmazları şirketlerin ileride yaşayabileceği ekonomik krizleri düşünerek davalı-davacı adına tescil edildiğini belirterek, davacı-davalı adına kayıtlı üç adet taşınmazın değerlerinin, müvekilin katılma alacağının ve 23 nolu mesken için çekilen ve boşanma dava tarihinden sonra ödenen kredi tutarlarının tespit edilerek faiziyle davacı-davalıdan tahsilini talep etmiş ve harca esas değer olarak 250.000,00 TL olarak bildirilmiştir. 22.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporunda tespit edilen değer uyarınca 4.755.558,40 TL olarak talep miktarını arttırmışlardır. Asıl davaya yönelik savunmalarında davacı-davalının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; asıl davanın kabulü ile evlilik birliği içinde kurulan tüm şirketlerdeki davalı ...'e ait hisse oranlarına göre toplam 16.448.491,82 TL olan hisse değerinin evlilik birliği içinde edilen mal kabulü ile TMK'nın 236. maddesi gereğince 1/2 sine karşılık gelen 8.224.245,91 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir.

Birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 5365 ada, 8 parsel 3 numaralı bağımsız bölümün bedeli olan 1.200.000,00 TL'nin; 5365 ada, 8 parsel 19 numaralı bağımsız bölümün bedeli olan 1.600.000,00 TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacı ... ...'e verilmesine; davacı ... tarafından dava konusu 1 sayılı parselde bulunan kat mülkiyetli dubleks villa niteliğinde olan 23 nolu bağımsız bölümün satın alınması nedeniyle davacı ... adına kullanılan banka kredisi için mal rejiminin sona erme tarihi olan boşanma davasının açıldığı 04/10/2011 tarihinden taşınmazın satış tarihi olan temmuz 2014 tarihine kadar bankaya davacı ... adına alınan taşınmaz kredisi nedeniyle yapılan ödemelerin davacının kişisel malı niteliğinde olan 17.603 USD x 33 ay karşılığı olan 580.899 doların taşınmaz satış tarihindeki TL karşılı olarak (580.899 USD x 2,118 TL=1.230.344,08 TL )1.230.344,08 TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacı ...'e verilmesine; 23 nolu bağımsız bölümün satış tarihi itibariyle davacı ...'ün kişisel malı niteliğinde olan alacak miktarı, taşınmazın bakiye kredi borcunun mahsubu sonrasında kalan 684.810,51 USD / 1/2 =342.405,25 USD'nin taşınmazın satış tarihindeki TL karşılığı olarak (342.405,25 x 2,118 TL= 725.214,32 TL ) 725.214,32 TL katılma payının davalı ...'den tahsili ile davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir.

Hüküm, süresi içerisinde davacı-davalı ... vekili tarafından asıl dava ve birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir.

1.Davacı-davalı ......vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları incelendiğinde: Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Taraflar, 17.02.1990 tarihinde evlenmiş, 04.10.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 05.09.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).

Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun 235/1. m). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına(nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK 235/1. m), sürüm (rayiç) değerleri (TMK’nun 232, 239/1. m) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.

Somut uyuşmazlıkta davaya konu edilen şirketler ... Otelcilik Yatırım Turizm Seyahat İnşaat Nakliyat Ticaret A.Ş,....A.Ş, ... Ticaret LTD. ŞTİ, .......A.Ş olup şirketler sırasıyla davalı adına 90 paya karşılığı 25.11.2005, 91 paya karşılık 03.01.2005, 80 paya karşılık 20.08.2009 ve 95 paya karşılık 10.08.2006 tarihlerinde tescil edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece, adı geçen şirketler yönünden katılma alacağının hesaplanmasında 08.07.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınmış ise de dosya kapsamından yapılan araştırma, inceleme ve alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.

Bilirkişi raporlarının incelenmesinden, katılma alacağının hesaplanmasında vergi usul kanununca hazırlanan mizana dayalı bilançolar esas alınarak yapılan değerler gözetilmiştir. Ne varki bu tespit edilen değerler tasfiyeye konu şirketlerin sürüm (rayiç) değerini karşılamamaktadır. Ayrıca yukarıda belirtildiği gibi mal rejiminin sona erdiği tarihteki niteliği, seviyesi, ekonomik durumu göz önünde bulundurularak şirketlerin tasfiye tarihindeki değerinin esas alınması gerekirken mal rejiminin sona erdiği andaki durumu göz ardı edilerek raporun düzenlendiği tarih itibariyle şirketlerin değerlerinin esas alınması doğru olmamıştır.

Mahkemece öncelikle yapılması gereken seçilecek şirket değerleme konusunda uzman mali müşavir, iktisatçı, şirketler hukuku uzmanı hesap bilirkişilerinden oluşacak bilirkişi heyetinde şirketin mal rejiminin sona erdiği tarihteki yani boşanma davasının açıldığı tarihteki şirketin bilanço, bilgi, belge ve verilerine; şirketin içinde bulunduğu sektörün durumu, tasfiyeye konu şirketin sermaye durumu, varlık yapısı, likitide durumu, gelecekte yaratacağı kar potansiyeli, geleceğe yönelik yapılan planlamalar, şirketin kullandığı teknoloji, makine tesisat durumu, şirketin üretim kapasitesi, aldığı sipariş durumu, marka değeri, şirketin şu an ki ve gelecekteki tahmini performanslarından yararlanılarak ekonominin arz ve talep kurallarına göre şirketin serbest piyasadaki uygun ve makul sürüm değerleri tespit edilmelidir.

Hükme esas alınana raporda bu şekilde değerlendirme yapılmadığı gibi, hatalı olarak şirketlerin toplu olarak değerlendirildiği de anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen esaslar her bir şirket için yukardaki yöntem ayrı ayrı uygulanarak değerlendirilmeli ve sonucuna göre her bir şirket için ayrı ayrı katılma alacağına esas artık değer olup olmadığı tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bilirkişi kurulu raporu ile tespit edilmelidir.

2.Davacı-davalı ......vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden; a -Birleşen davaya konu 5365 ada 8 parselde kain 3 ve 19 nolu meskenler yönünden;

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, 3 ve 19 nolu bağımsız bölümlere yönelik davacı-davalının savunması katkıda bulunduğuna dair olmayıp bağışa yönelik olması nedeniyle ve evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşünceyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemeyeceğine, eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esas olduğuna ve devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması geretiğine ve bağışa ilişkin olarak takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı-davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b- Birleşen davaya konu 23 nolu meskene ilişkin katılma alacağı yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;

Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.

Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye(karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır.

Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.

Somut uyuşmazlık incelendiğinde; 23 nolu mesken eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 06.05.2008 tarihinde satış yolu ile davacı-davalı ......adına tapuda tescil edilmiş olup, davalı-davacı ... adına ...'tan 1.560.000,00 USD 120 ay vadeli konut kredisi çekilerek alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dubleks villa mal rejiminin sona erdiğinde mevcut olup, sonraki bir tarih olan 22.07.2014 tarihinde üçüncü şahsa satılmıştır. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan 23 nolu mesken yönünden temyiz edenin sıfatı ve kazanılmış haklar gözönünde bulundurularak yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde katılma alacağının hesaplaması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. c- Birleşen davaya konu 23 nolu mesken için çekilen kredinin boşanma dava tarihinden sonra ödenen kısmına ilişkin olarak;

Mal rejimi boşanma dava tarihi itibariyle sona ermiştir. Mahkemece, talebin bu kısmının Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlık olarak nitelendirilip esastan kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Talep, genel hükümlere dayalı olarak alacak niteliğinde olup, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bulunmadığından, anılan istek bakımından 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca Aile Mahkemesi görevli bulunmamaktadır. (uyuşmazlık 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK.nun m.118-395) kaynaklanmadığından). Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, bu istekle ilgili davanın görevli ve yetkili genel mahkemeye gönderilmesine (tefrik edilerek yeni esas ile) karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın asıl dava yönünden yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Birleşen dava yönünden yukarıda (2-b) ve (2-c) nolu bentlerinde gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının yukarıda (2-a) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı-karşı davacı ...'den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı-karşı davalı ... ...'e verilmesine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 280.800,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalı ... Gür'e iadesine, 21.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog