Esas No
E. 2012/29043
Karar No
K. 2014/27370
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2012/29043 E.  ,  2014/27370 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR: İmar kirliliğine neden olma, mühür bozma
HÜKÜMLER: Beraat

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1.Mühür bozma eylemine ve yükletilen suça yönelik katılan ... vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2.İmar kirliliğine neden olma suçundan verilen beraat hükmünün temyizine gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak,

Sanık hakkında suça konu yer ile ilgili olarak tutulan 21.05.2008 tarihli yapı tatil zaptı uyarınca 18.09.2008 tarihli iddianameye dayanılarak ...

12.Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/760 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmediği, aynı yer ile ilgili olarak 02.06.2008 ve 17.06.2008 tarihli yapı tatil zabıtları uyarınca bu davayla birleştirilen iki ayrı davanın açıldığı, bu davalara konu yapı tatil zabıtlarının, ilk iddianame tarihinden önce olması dikkate alınarak öncelikle aşamalarına göre bu davanın ...

12.Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/760 Esas sayılı davası ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davaya konu eylemlerin suç teşkil ettiğinin saptanması durumunda, ilk davada verilen kesinleşmiş ceza üzerinden zincirleme suç hükmü uyarınca artırılacak miktarı geçemeyecek şekilde mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve kanuni olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/09/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı oy:

TCK’nın 184. Maddesinde yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişinin cezalandırılması öngörülmüştür.

İmar Kanununun 5. maddesinde, bina, “kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar” olarak tanımlanmış, “Yapı” kavramı ise, “karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik (hareketli) tesisler” olarak ifade edilmiştir.

TCK’nın 43. maddesinde ise, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedileceği öngörülmüştür.

Sanığın kastı ruhsatsız bina yapmaktır. Bina yapılıncaya kadar, binayı tamamlamaya yönelik gerçekleştirilen her inşa faaliyeti, aslında ruhsatsız bir binanın yapım eylemidir. Ortada ruhsatsız bina yapılması kararının icrası kapsamında işlenen birden fazla binanın tamamlanması değil, bir binanın tamamlanmasına yönelik inşa işlemleri vardır. Belediye ya da yetkili merciler tarafından tutulan yapı tatil tutanakları, Kanuna aykırı olarak yapılan bir eylemin tespit işlemi ve bunun belgelendirilmesidir.

Yapı tatil tutanağı tutulmuş olmasa bile binanın yapımı aşamasındaki her inşa faaliyeti zaten belli bir sürece yayılmış olacağından, örneğin temel ile duvarların çıkılması, çatının yapılması bile değişik zaman kavramı içinde işlenmiş ayrı birer bir suç hareketi olarak kabul edilebileceğinden, zincirleme suç hükümlerinin yapı tatil tutanaklarından sonra faaliyete devam edilmesi ile nitelenmeden her tamamlanmış bina hakkında uygulanması gerekir ki bu mümkün değildir. Zira ortada 184/1. madde hükmünde öngörüldüğü üzere bir binanın yapımı suç kabul edilmiş olduğundan, bina tamamlanıncaya kadar her yapı ve inşa faaliyeti tek suça vücut verir. Ancak yapı tatil tutanağı ya da tutanaklarından sonra, iddianame ile dava açılıp belli bir hukuki kesinti oluşmaksızın binanın yapımına devam edilmişse, bu durumda sanık hakkında, suç işlemeye yönelik ısrarı nedeniyle TCK’nm 61/1. maddesinde öngörülen ölçütlerden “suçun işleniş şekli ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı”na dayanılarak cezanın belirlenmesi ve alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi söz konusu olabilir.

Ayrıca, sanığın ruhsatsız bina yapma suçuna ilişkin yapı tatil tutanaklarından sonuncusuna/sonraki tutanağa dayanılarak açılan kamu davasının yargılaması sonucunda verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı binanın yapımı sırasında düzenlenen önceki tutanaklar hakkında açılmış davalardan ayrıca TCK’nın 184. Maddesi uyarınca ceza verilip 43. madde uygulandıktan sonra, cezanın yalnızca 43. madde artırımı kadar verilmesi, aslında tek suç oluşturan eylemden, suçun zincirleme işlendiği kanaatiyle birden fazla cezalandırılması anlamına gelecektir. Bu yaklaşımın hukuka uygun olmadığını, bina tamamlanıncaya kadar yapılan inşa faaliyetlerinin değişik ya da aralıklı zamanlarda olsa dahi tek suç oluşturacağını, inşa faaliyetleri hakkında iddianame ile dava açılıp hukuki kesintiden sonra gerçekleşen binanın yapımına devam eylemlerinin ise ayrı suç oluşturacağını düşündüğümden, aynı binanın yapımına ilişkin, kesinleşmiş hükme dayalı TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gereğine dayanan sayın çoğunluğun bozma kararma katılamıyorum.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu TCK md.43 TCK md.184
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.