2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/15993 E. , 2013/21667 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 11.04.2013 gün ve 24538-10140 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde,...Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.24.09.2013 (Salı) KARŞI OY YAZISI
Taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar, ancak kararı dört yılı aşkın süre tebliğ etmemişler; nihayet kocanın kararı tebliğe çıkarttırması üzerine, davalı kadın birlikte yaşamaya devam ettiklerini belirterek, buna ilişkin bir kısım fotoğraf ve yeni tarihli yerleşim yeri kaydını da ekleyerek hükmü temyiz etmiştir. Boşanma kararı aldıktan sonra eşlerin birlikte yaşamaya devam etmeleri ve kararı uzun süre tebliğ etmemeleri halinde, bu nitelikteki bir kararla boşanmayı sağlamak isteyen eşin davranışı hakkın kötüye kullanılması olur ve bu davranışı hukuk düzeni korumaz (TMK.md.2). Buraya kadar değerli çoğunlukla aramızda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Kararın uzun süre geçtikten sonra tebliğe çıkartılması, kendi başına hükmün bozulması için yeterli bir sebep olarak kabul edilemez. Kararla hükmün tebliğe çıkartılması arasındaki sürede, kararda varılan sonuçla bağdaşmayan bir durumun ortaya çıkması ve bu yeni durumun iddiadan ibaret kalmayacak şekilde delillendirilmesi gerekir. Davayı esastan etkileyebilecek nitelikteki bu yeni durumla ilgili olarak mahkemenin değerlendirmediği bir delil, doğrudan temyiz denetiminde değerlendirilemeyeceğinden; temyiz dilekçesine eklenen delillerin mahkemece ön sorun gibi incelenmesi ve sonucuna göre yeni bir kararın verilmesi gerekir. Bu bağlamda; mahkemenin boşanma kararından sonra tarafların birlikte yaşamaya devam etmiş olup olmadıklarının mahkemece önsorun şeklinde incelemesi (HMK.md.163-164); sonucuna göre, bu iddia kanıtlanırsa davanın reddi, aksi halde önceki kararın aynen yenilenmesi gerekecektir. Açıkladığım nedenlerle, karar düzeltme talebinin bozma kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Değerli çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddi görüşüne katılmıyorum.