9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2016/30264 E. , 2016/17479 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 22.5.2008 tarihinde davalı işyerinde lazer punch operatörü olarak işe başladığını ancak müvekkilinin hukuka aykırı şekilde işten çıkarıldığını, açılan işe iade davasında mahkemenin işe iade kararı verdiğini ve kararın Yargıtay aşamasından geçerek onandığını, bunun üzerine müvekkilinin işe başlamak için davalı işyerine ihtarname gönderdiğini, işverenin müvekkilini işe başlatmadığını, bu şekilde müvekkilinin iş akdinin davalı tarafından feshedildiğini, alacaklarının tahsili için icra takibinde bulunduklarını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin kriz ve siparişlerin düşmesi nedeni ile feshedildiğini, bunun üzerine davacının işe iade davası açtığını, müvekkil işyerini dava devam ederken davacıya işe başlaması yönünde davet yolladığını ancak davacının kabul etmediğini, bu arada devam eden işe iade davasının davacının lehine sonuçlandığını, kararın kesinleştiğini, bunun üzerine davacının mahkeme ilamında belirtilen hususların temini için icra takibinde bulunduğunu, kendilerinin takibe itiraz ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının usulüne uygun olarak davalı işyerinde işe başlamak için başvurduğu, ancak davalı işverenin davacıyı işe başlatmadığı, bu nedenle davacının işe iade kararında belirtilen haklarının davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun (hüküm fıkrasının) çelişip çelişmediği noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi gerekmektedir.
Aynı yasanın 298 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun (hüküm fıkrasının) çelişmesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 kararı gereğince başlı başına bir bozma nedenidir.
Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemece tefhim edilen kısa kararda yıllık ücretli izin alacağı yönünden 743,17 TL, dört aylık ücret-sosyal haklar alacağı yönünden 4.342,05 TL olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yıllık ücretli izin alacağı yönünden 676,66 TL, dört aylık ücret-sosyal haklar alacağı yönünden 4.200 TL olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği, bu durumun tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun (hüküm fıkrası) çelişkili olmasına sebep olduğu anlaşılmakla, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.