9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2016/30143 E. , 2016/17603 K.
"İçtihat Metni"
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ücret geç ödeme %5, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti geç ödeme %5, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 14/03/2003 tarihinde davalı iş yerine girdiğini 11/06/2010 tarihine kadar Basın İş Kanuna tabi muhabir olarak çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi ve geç ödenmesi nedeniyle davalıya ihtarname keşide ettiklerini, ancak davacının haklarının ödenmediğini, bu nedenle davacının iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşamı itirazında bulunarak davacının gazeteci olup yasa ve Yargıtay kararlarına göre ücretlerin gününde ödenmediği bahisle iş akdini fesih etme hakkına sahip olmadığını, ücretlerin ekonomik kriz nedeniyle geç ödendiğini, davacının fazla çalışmasının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davalılar vekilince temyizi üzerine; Dairemizin 23.11.2015 tarih ve 2014/15190 – 2015/33202 sayılı kararı ile tarafların belirtilen sebep dışındaki temyiz itirazları reddedilerek " hüküm altına alınan davacının genel tatil ücreti alacağının, yazılı belge olan turnike kayıtlarına göre hesap edilmesine rağmen, bu miktar üzerinden ayrıca hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğu, davacının günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından yapılan % 95 indirim fesih tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında ve asıl alacağa oranlandığında makul indirim sınırlarını aştığı, daha makul bir indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesinin isabetsiz olduğu, iş sözleşmesinin feshinden sonra kullandırılmayan yıllık ücretli izinlerin karşılığı ücret alacağını talep ettiğine göre, 21. madde uyarınca kullandırılmayan toplam izin süresi, 29. madde uygulanmadan son ücret üzerinden hesaplanması gerekirken eksik ve hatalı değerlendirme ile yıllık ücretli izin alacağına karar verilmesinin hatalı olduğu, hükmedilen kıdem tazminatına dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken,fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de hatalı olduğu" gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen; “Hüküm MADDE 321- (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez. (2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321.maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı). Halen yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür. Taraflar hükmün tefhiminin HMK.nun 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir. Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HMK.’un 298/2 (HUMK. nun 382) maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir. Diğer taraftan her kısmi dava aynı zamanda talep edilmeyen miktarlar için tespit niteliği taşımalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; kararın gerekçe kısmında mahkemece fazla mesai ve genel tatil alacaklarının geç ödenmesi nedeniyle %5 fazla ödemede %80 oranında indirim yapılmış ise de, fazla mesai ve genel tatil alacaklarının aslının ne kadar olduğu belirtilmemiştir. %5 fazla ödemenin %80 oranında indirilmiş halinde, kabul edilen alacak miktarının kararda gösterilmemesi infazda tereddüte yol açacağından usule aykırıdır.
3.Basın İş Kanunu’nda tazminat ve alacaklara en yüksek mevduat faizi uygulanacağına dair hüküm bulunmadığından mahkemece davacının hüküm altına alınan fazla mesai,genel tatil ve % 5 fazla ödeme tutarlarına yasal faiz uygulanması gerekirken en yüksek mevduat faizi uygulanması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.