Esas No
E. 2014/5046
Karar No
K. 2014/12248
Karar Tarihi
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2014/5046 E.  ,  2014/12248 K.

"İçtihat Metni"

Kaçakçılık suçundan sanıklar ... ve ...’in, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 4/a-2 ve 5/son maddeleri ile 4/ı-3. maddenin alt bendi gereğince 110.277 Türk lirası tazmini nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair DİYARBAKIR 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/06/2006 tarihli ve 2005/854 esas, 2006/308 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 15.01.2014 gün ve 3445 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2014 gün ve KYB. 2014-23826 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede;

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01/03/2007 tarihli ve 2005/14696 esas, 2007/1256 sayılı kararında belirtildiği üzere, 4926 sayılı Kanunun 5/son madde fıkrasında, toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2.maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde toplu suç “aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu” ifade eder şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat olunan eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı ön ödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

22.11.2007 tarihli kararının, sanık ...’a 03.07.2013 gününde, sanık ...’e ise 18.07.2013 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, gıyapta verilen mahkumiyet hükmü ile, anılan kararın sanıklara tebliğ tarihleri arasında, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar yararına hükümler içeren 765 sayılı TCK’nun 102/4 maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi tahakkuk etmiş bulunduğundan, olayda zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna gelinip gelinmeyeceğinin takdir edilmek üzere dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.