Esas No
E. 2014/11
Karar No
K. 2014/15672
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı

6. Ceza Dairesi         2014/11 E.  ,  2014/15672 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (TMK 10. Maddesi ile Görevli)

SUÇLAR: Yağma, Yağma teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak
HÜKÜM: Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Üye ...'un, 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4.maddesinin son cümlesinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve millletlerarası antlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması görüşü oyçokluğu ile reddinden sonra; I- Sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurusunun incelenmesinde: Sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca kurulan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararın, aynı Yasa maddesinin

12.fıkrası gereğince temyizi olanaklı olmayıp itirazı olanaklı kararlardan olması ve 5271 sayılı CMK'nın 264/1. maddesi uyarınca, sanıklar ... ile savunmanları yönünden yasa yolu ile merciinde yanılma yasa yoluna başvuru hakkını ortadan kaldırmayacağından, aynı maddenin 2. fıkrasına göre itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye iletilmek üzere, dosyanın anılan hüküm yönünden incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,

II- Sanıklar ... hakkında, katılan (sanık) ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede:

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ... ve savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,

III- Sanıklar ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek; sanık ... hakkında, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak; sanıklar ... hakkında, katılan (sanık) ...'a yönelik yağmaya teşebbüs; sanıklar ..., e (katılan) sanık ... hakkında, katılan ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanıklar ..., ve (katılan) sanık ... hakkında, katılan ...'e yönelik yağma suçları için kurulan hükümlere yönelik; Katılan sanık ... savunmanının temyiz itirazlarının, adı geçen katılan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik itirazlar ile sınırlı olduğu kabul edilerek yapılan inceleme de; Hükmedilen cezanın süresine göre, sanık ...'nun duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318 ve 421.maddeleri gereğince REDDİNE; Sanık ...'in, 15.03.2012 günü katılan ...'e yönelik yağma suçunun işlenmesi sırasında tanınmamak için yüzüne maske taktığı anlaşılıp kabul edildiğine göre; adı geçen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 149/1. madde ve fıkrasının (b) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak uygulanmış olması nedeni ile sonuca etkili görülmemiş; aynı katılana yönelik 16.03.2012 günü işlenen yağma suçu sırasında, olay yerine diğer sanıklarla birlikte giden, eylem sırasında olay yerine bulunan, çevrede gözetleme yapan ve katılanın görebileceği mesafede durmak suretiyle varlığı ile katılanın direncinin kırılmasında etkili olan sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 37/1. madde ve fıkrası yerine, aynı Yasanın 39. maddesinin 2-c fıkrası ve bendi yollaması ile 1. fıkrasından hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemeye göre, maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan, sanıkların koşullu salıverilme süresince “kendilerinin alt soyları üzerindeki” velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakılmalarına hükmedilmesi gerekirken, bu hak yoksunluğu süresinin diğer kişiler üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından da geçerli olduğu biçiminde karar verilmiş olması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ile savunmanlarının ve katılan sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak; hüküm fıkrasından “53.maddenin uygulanmasına” ilişkin bölümler çıkartılarak yerlerine, “Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıkların 5237 sayılı TCK'nın 53/1.maddesinin (a),(b),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendilerinin alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına,” cümleleri yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

IV- Sanıklar ... hakkında, katılan (sanık) ...'a yönelik yağma suçu için kurulan hükme yönelik incelemede: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1.Sanıklar ...nin, katılan (sanık) ...'ın uygunsuz görüntülerini kayıt altına aldıktan sonra bu görüntülerini kullanacaklarını ve memuriyet görevinden attıracaklarını söylemek suretiyle tehdit edip para ve senet aldıklarının anlaşılması karşısında; tehditle para ve senet alınması aşamasında, sanıkların katılan sanığa yönelik yağma suçunun maddi ögesi olan “tehdit, cebir ve zor kullanma” davranışlarının bulunmadığı ve sübut bulan eylemin 5237 sayılı TCK'nın 107/1-2. maddesinde tanımlanan şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

2.5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemeye göre, maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan, sanıkların koşullu salıverilme süresince, “kendilerinin alt soyları üzerindeki” velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından yoksun bırakılmalarına hükmedilmesi gerekirken, bu hak yoksunluğu süresinin diğer kişiler üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından da geçerli olduğu biçiminde karar verilmiş olması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ile savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 75. maddesi ile değiştirilen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile kurulan bölge ağır ceza mahkemeleri, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da; anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Şöyle ki;

1.Bölge ağır ceza mahkemeleri, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.

Ancak, 6526 sayılı Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.

2.Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.

3.Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”;

37.maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.

4.Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.

5.Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.

6.Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.

Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.