13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2015/26513 E. , 2016/18411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketten 12/11/2008 tarih, 82489 nolu fatura .... 20/12/2008 tarih 82491 nolu fatura ile MM 106 Starkrimson Delicious marka olmak üzere toplamda 4400 adet meyve fidanı aldığını, davalı firma tarafından tanzim edilen talep formunda da belirtildiği üzere bu fidanları ... ili .... ilçesi, .... köyü pancarlar mevkiinde kain 626, 627, 628, 629 ve 1380 parsel sayılı taşınmazlara diktiğini, 4 yıldır da bakmaya devam ettiğini, son zamanlarda fidanlarda görmüş olduğu farklılıklar ve olumsuzluklar üzerine fidanların talep ettiği gibi olmadığını fark ettiğini ve bunun üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1 D.iş sayılı dosyası ile söz konusu fidanların farklılıklarından ve davalı yanca yapılan başkaca kusurlardan doğan zararları tespit ettirdiğini, dikilen elma fidanlarının 1552 adedinin üreticinin istediği ve faturada belirtilen çeşit olmayıp anaçların farklı olduğunun belirlendiğini, zararının 174.253,25 TL olduğunu belirterek 174. 253, 25 TL tutarındaki bedelin tespit tarihinden itibaren işleyecek bankaların mevduata uygulayacakları en yüksek faizi ile birlikte tahsili ile ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1 D.iş sayılı dosyasından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, ayıp ihbar mükellefiyetinin süresinde yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, Davanın KISMEN KABULÜ ile 171.902,28 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı tarafından satılan fidanların istenilen marka ve cins olmaması nedeniyle ayıplı fidan satışından kaynaklı uğradığı zararın tazmini için eldeki davayı açmıştır. Davalı, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından davanın reddini savunmuştur. Mahkemece bilirkişi raporu aldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu kapsamında satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi (6098 Sayılı TBK.’nun 223. maddesi) uygulanacaktır. Anılan maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde, yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 198. maddesinde (6098 sayılı TBK.’ nun 223. maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz. Somut olay incelendiğinde; davacı üç çesit elma fidanı almış olmakla birlikte bu fidanların istediği marka ve cins olmadığı gerekçesine dayanarak zararın tazminini istemiştir. Dosya kapsamında aldırılan 13.05.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda tam ve yarı bodur elma ağacı arasındaki farkın 2 yıllık süre içinde ortaya çıkabileceği, tam bodur anaçların 2. yıldan itibaren verime geçeceği, yarı bodur anaçların ise 3. yıldan itibaren verime geçeceği belirtilmiştir. Davacı ise, 29.03.2012 tarihinde tespit yaptırmış ve davayı 22.06.2012 tarihinde açmıştır. Aradan 4 yıllık süre geçmiştir. Bu durumda davacı ayıbı öğrenir öğrenmez süresinde ayıp ihbarında bulunmamıştır. Mahkemece, 13.05.2014 tarihli kök raporda belirtilen hususlar değerlendirilerek süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.