Esas No
E. 2016/1031
Karar No
K. 2016/13868
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2016/1031 E.  ,  2016/13868 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 258.617,67 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmei taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/11/2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... geldi. Davacılar adına gelen olmadı.

Davacılar vekili Av. ... duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesi göndermiştir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

1.Temyiz kapsam ve nedenlerine göre, maddi tazminat hesabı yapılırken, bakiye ömrün tespitinde .... yaşam tablosu yerine; yerleşik içtihatlara aykırı olacak şekilde ... adlı başka bir tablo kullanılması, açık temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

3.Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı eş ve çocukların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne, sair istemlerin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, davacılar anne, baba ve kardeşlerin manevi tazminat taleplerinin hangi nedenlerle reddedildiğine dair hüküm gerekçesinde bir açıklama yapılmadığı, davacı çocuk ....'ye iş kazası ölüm geliri bağlanmadığı, müteveffa sigortalının ölümüne neden olan şahıs veya şahısların meçhul kişiler oldukları anlaşılmaktadır.

4.Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)

5.Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesine ilişkin olup, davanın bu niteliğinden ötürü, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir bölümünün hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, kendisine gelir bağlanmayan hak sahibinin destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.

6.Tazminat hukukunun temel ilkelerinden biri; sorumluluk şartlarının oluşması koşuluyla, zarar verenin, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi tümüyle (tam tazmin) gidermesidir. Ancak bu ilkenin katı uygulanması, hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddelerinde, gerekse 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 51 ve 52. maddelerinde bazı olguların gerçekleşmesi halinde, hâkime tazminattan indirim yapma, gerektiğinde tazmin istemini tamamen reddetme yetkisi tanınmıştır. Bu açıdan, dayanışmalı sorumluluk esasları kapsamında rücu alacağının; kimliği/kimlikleri meçhul olan kişi/kişilerin kusuruna ilişkin kısmının da diğer tazmin sorumlularından istenmesi durumunda; olayın oluş şekli, diğer tazmin sorumlularının; kimliği/kimlikleri meçhul kişi/kişilere rücu imkanının bulunmaması, sigortalının ölümünde diğer tazmin sorumlularının eyleminin taksirli kusura, meçhul kişi/kişilerin eyleminin ise genelde kasta dayanması nedenlerinden dolayı; hükmedilecek tazminattan anılan hükümler gözetilerek takdir edilecek bir oranda hakkaniyet indirimi yapılması konusundaki değerlendirmenin kararda tartışılması gerekir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayda, davacılar anne, baba ve kardeşler lehine muhik bir manevi tazminata hükmdilmesi gerekirken gerekçesi açıklanmaksızın adı geçen davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, davacı çocuk ....'ye kurum tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan davacı ... lehine maddi tazminata hükmedilmesi, sigortalının öldürülmesiyle sonuçlanan işkazasına neden olan saldırgan/saldırganların kimliklerinin mevcut bilgi ve belgelere göre meçhul oluşu, davalı işverenin kusur durumu ve meçhul şahıslara rücu imkanı bulunmaması dikkate alındığında hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur. Yapılacak iş, davacılar anne, baba ve kardeşler lehine muhik bir manevi tazminata hükmetmek, maddi tazminat isteminde bulunan davacı ...'ye iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için Kurum'a başvurmak üzere süre vermek, başvurunun reddi halinde ... Başkanlığı'nı hasım göstererek iş kazası sigorta kolundan kendisine ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti davası açması için önel vermek, dava açılması halinde 6100 sayılı HMK'nun 165/2. maddesi gereğince bu dava için bekletici mesele yapmak, kesinleşen mahkeme kararı ile dava reddedilmiş ise davacı çocuk ...'nin maddi tazminat isteminin reddine karar vermek, başvuru üzerine Kurumca davacı ...'ye gelir bağlanmış veya açılan tespit davası kabul edilmiş ve kesinleşmiş ise hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler gözetilerek davacı ...'nin maddi zararını hesaplatırarak, Kurumca bu davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalı işverene rücu edilebilecek kısımını maddi tazminat miktarından tenzil etmek, hükmedilecek maddi tazminatlar açısından hakkaniyet gereğince indirim yapılıp yapılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapmak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, davalı yararına takdir edilen 1.350.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine,

08/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.