13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2016/10818 E. , 2016/19742 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiğini, Devlet bakanlığınca hazırlanan göçmen evleri projesi kapsamında borçlandırılarak konut satın aldığını, bu bağlamda eski para ile 7.800.000 TL peşinat ödediğini, bu ödemenin konut maliyetinden düşülmesi gerekirken düşülmediğini ileri sürerek, bu ödemenin güncelleştirilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.000.00.TL’ nın faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile talebini 8.644,39 TL' ye yükseltmiştir. Davalılar, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemenin, davanın kabulüne dair 18.10.2010 tarih ve 2010/94 Esas 2010/660 Karar sayılı kararı Dairemizce davalı yararına bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemenin 03.06.2011 tarih ve 2011/110 Esas 2011/272 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Dairemizin 16/12/.2011 tarih ve 2011/14226 Esas 2011/19491 Karar sayılı ilamı ile “ Taraflar arasındaki borçlanma sözleşmesine göre davacının kullandığı kredi üzerinden borçlandığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık yapılan maliyet hesaplarında göçmen konutlarının şerefiyelendirmesi de gözetildiğinde maliyetlerin davacı borçlanmasının üzerinde kaldığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlandırma işleminin başlangıcında mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı, konutun maliyet bedeli, borçlandırma bedelinden yüksek olduğu takdirde davacının maliyet bedelinden borçlanmayı kabul ettiği halde daha düşük miktarda borçlandırılmasının kabul edilebilir açıklaması yaptırılmalı, ödenmesi gereken taksitlerden mahsup işlemi yapılıp yapılmadığı dosya içindeki ve emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalar değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” yönünde davalılar yararına hükmün bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bu husus davalı yararına, bozma ilamı dışında kalan hususlarda davacı yararına usulü kazanılmış hak niteliğindedir. Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece, bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Mahkemece, dosyaya ibraz edilen borçlanma sözleşmesinin 95.558,951 TL üzerinden yapıldığı ve davacı tarafından 5.000,00 TL peşinat yatırıldığı, ödeme miktarının, maliyet bedelinden fazla olması halinde davacının talepte bulunabileceği, bilirkişi raporu ile de, davacının, kesin maliyet bedelinin altında borçlandırıldığının tespit edildiği, bu sebeple, davacı tarafça, mahsup yapılmadığı iddiası ile ödeme talep edilemeyeceği, liste incelendiğinde, dairelerin maliyet bedelleri ile orantılı borçlandırma sözleşmeleri düzenlendiği, anlaşıldığından, bilirkişi raporundaki mahsup yapılmadığı yönündeki görüşe itibar edilmeyerek davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemece, ödenen peşinatın mahsup edilip edilmediği yönünde, tüm belgeler ve bilirkişi kurulu raporu dikkate alınarak ödenen peşinatın mahsup edildiği somut olarak kanıtlandığı takdirde davanın reddine şayet mahsup işlemi somut olarak kanıtlanamıyorsa davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.