3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2015/19959 E. , 2016/15557 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı tarafça istenilmekle, daha önceden belirlenen 20.12.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. ..., davalı ... ve vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00' e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar asıl ve birleşen davada; 626 ada 3 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bina yapmak için adi ortaklık oluşturulduğunu, bir kısım dairelerin arsa sahibi olan ve aynı zamanda binanın müteahhitliğini yapan davalıya, bir kısmının da diğer ortaklara bırakıldığını, davalının inşaatının yapımı aşamasında sözleşmeye aykırı davranışlar sergilediğini, inşaatın tamamlanması üzerine kendilerinin ve diğer dava dışı ortakların dairelerde oturmaya başladıklarını ancak davalının tapuyu vermek için sözleşme dışı para talebinde bulunduğunu, oysaki dairelerin yapım bedellerini ödediklerini ileri sürerek; sözleşmede belirtilen dairelerin davalı adına olan kayıtlarının iptali ile kendilerinin adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, davacıların borçlarını tam olarak ödemediklerini, inşaatın maliyet hesabının yapılmasına yanaşmadıklarını, 2006 yılı Bayındırlık birim fiyatlarına göre yapılacak maliyet hesabı sonunda bulunacak miktarı davacıların ödemesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 10.04.2012 günlü ve 2011/10052 E. 2012/9699 K. sayılı ilamıyla; (... Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki ilişki yapı ortaklığı olarak vasıflandırılan adi ortaklık şeklindedir. Adi ortaklığın amacı da kooperatif örgütlenmesine benzeyen bir şekilde üyelerin ödeyecekleri aidatlar karşılığında inşaatın tamamlanmasının ve bağlamda her bir üyeye (adi ortağa) kararlaştırılan dairenin verilmesinin sağlanmasıdır. Üyenin (adi ortağın) kararlaştırılan dairenin sahibi olabilmesi içinde sözleşmede belirlenen şekilde dairenin maliyetini ödemesi gerekir. Ortakların (üyelerin) dairenin maliyet bedelini ödemeden dairenin sahibi olması, adi ortaklığın amacına ve hukuki yapısına aykırı bir durum oluşturduğu gibi sebepsiz zenginleşmeye de yol açan niteliktedir. Bu itibarla, davacıların kendilerine ait olması kararlaştırılan dairelerin tapularının kendi adlarına tescilini isteyebilmeleri için öncelikle kendilerinin ödemeleri gereken maliyet fark bedellerini ödemeleri zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gösterilerek dosya kapsamında ve alınan bilirkişi raporlarına göre belirlenecek bedelin depo edilmesi için davacılara makul bir süre verilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken olayın mahiyeti ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır...) Gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda maliyet fark bedellerinin depo edilmesi için davacılara süre verilmiş ve yapılan yargılama sonucunda davacılardan ...'nın bedeli depo ettiği, ...'in ise kesin süreye rağmen bedeli depo etmediği, temerrüt tarihi ve ödeme günü dikkate alındığında davalı yanın faiz yönünden ayrı dava hakkının baki olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Birleşen davanın reddi nedeniyle, keşfen belirlenen ve harcı ikmal edilen maliyet fark bedeli üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.