Esas No
E. 2014/16355
Karar No
K. 2014/18729
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

11. Ceza Dairesi         2014/16355 E.  ,  2014/18729 K.

"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23.06.2014 gün ve 2014/12676/42425 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02.07.2014 gün ve KYB 2014/239983 sayılı ihbarnamesi ile;

Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58/7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2009 tarihli ve 2009/270 esas, 2009/405 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

Dosya kapsamına göre sanığın tekerrüre esas alınan Çerkezköy Sulh Ceza Mahkemesinin 03/03/2006 tarihli ve 2005/260 esas, 2006/51 sayılı kararı ile yaralama suçundan verilen 720,00 Türk lirası adlî para cezası hapis cezasından çevrilme olsa da karar tarihi itibariyle kesin olduğu cihetle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/4-22 Esas, 2011/22 Karar ve 2011/3-368 Esas, 2012/14 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere; 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle uygulanması zorunlu olan 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesi uyarınca, ceza mahkemelerince verilen hükümler temyiz yasa yoluna tabidir. Ancak;

1.İkimilyar liraya kadar (ikimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,

2.Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,

3.Bu kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Kesin olup, bu hükümler hakkında temyiz yasa yoluna başvurulmaz. "İkimilyar liraya kadar (ikimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümlerin" temyiz edilemeyeceğine ilişkin 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinin, Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren 23.07.2009 gün ve 65-114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra verilen, ister hapis cezasından çevrilen, ister doğrudan hükmolunan adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümlerinin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin, 14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 23. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 272. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde “hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamayacağı” şeklinde yapılan değişiklik ve 6217 sayılı Yasanın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasaya eklenen “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki geçici 2. maddesi gözönünde bulundurulduğunda 14.04.2011 tarihinden sonra ise, ancak doğrudan hükmolunan 3.000 Türk Lirasından fazla adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümlerinin temyizinin olanaklı hale geldiği anlaşılmaktadır. Ceza Genel Kurulunun 30.09.2003 gün ve 226-229 ile 27.01.2004 gün ve 3-14 sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere; bahse konu iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan hükümleri nasıl etkileyeceği sorunu, usul yasalarının zaman bakımından uygulanması ile ilgilidir.

Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi açıkça düzenlenmiş olmadıkça “hemen (derhal) uygulama” ilkesidir. Bu ilke uyarınca usul işlemleri, yapıldıkları sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tabi olacaktır. O halde, ceza yargılaması sırasında, yasada değişiklik olduğunda veya dayanılan bir usul kuralına ilişkin yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde, yeni yasa ya da iptal sonucu ortaya çıkan usul prosedürü hemen uygulanmalıdır. Ancak 5320 sayılı Yasanın 4. maddesinin 2. fıkrasında da ifade edilen bu durum, önceki yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde, o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi yenilenmesini de gerektirmez. Bu ilkenin sonucu olarak; a-Usul işlemleri kural olarak yürürlükteki yasaya göre yapılacaktır. b-Yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir. c-Yeni yasanın ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğünden sonra yapılması gereken usul işlemleri ise yeni yasaya ya da iptal kararıyla ortaya çıkan usule tabi olacaktır. d-Yeni yasanın uygulanmasında, sanığın leh veya aleyhinde sonuç doğurmasına bakılmayacaktır.

Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlük tarihinin 07.10.2010 (Resmi Gazete’de yayımlandığı 07.10.2009 tarihinden 1 yıl sonra) olması nedeniyle; mahkemece tekerrüre esas alınan Çerkezköy Sulh Ceza Mahkemesinin 03.03.2006 tarihli hükmünün temyize tabi olup olmadığı sorununun, iptal kararıyla ortaya çıkan yeni duruma göre değil, 03.03.2006 tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. 5271 sayılı Yasanın 223 ve l4l2 sayılı CMUK’nun 305. maddeleri ile yargısal kararlarda varılan ilkeler dikkate alındığında, 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uygulanmak suretiyle tayin edilen hapisten çevrilme sonuç adli para cezasının miktarına bakılmaksızın, maddedeki; “bu hükmün uygulanması kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” düzenlemesi uyarınca temyiz yeteneği bulunmakla birlikte, benzer düzenlemeye yer verilmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 50 veya 52. maddeleri uygulanmak suretiyle hükmolunan ve başkaca herhangi bir hak kısıtlaması doğurmayan 2000 Liraya kadar (2000 Lira dahil) adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümleri kesin nitelikte olup, bu hükümlere karşı temyiz yasa yoluna başvurulamaz. Ancak kesin nitelikteki bu hükümler, kesinlik sınırını aşar nitelikle yaptırım içermek koşuluyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine, bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabilirler.İncelenen dosya içeriğine göre; mahkemece, tekerrüre esas alınan Çerkezköy Sulh Ceza Mahkemesinin 03.03.2006 gün ve 2005/260 Esas, 2006/51 Karar sayılı kararına konu mahkumiyet hükmüne ilişkin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık hakkında uygulanan 647 sayılı Yasanın 4. maddesinde açıkça, “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmiş bulunması, sanık hakkında yaralama suçundan hükmolunan sonuç 720 TL adli para cezasının, 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilen hapis cezasından ibaret olması karşısında, tekerrüre esas alınan Çerkezköy Sulh Ceza Mahkemesinin 03.03.2006 gün ve 2005/260 Esas, 2006/51 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte bulunmayıp temyiz yeteneğine sahip olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu cihetle, sanığın önceki suçu işlediği tarihte 18 yaşından büyük olduğu ve önceki suçun kasten işlenen bir suç olduğu da gözetildiğinde, bahsi geçen bu hükümlülüğün tekerrüre esas teşkil ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki istem yerinde görülmediğinden,

CMK'nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.11.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog