11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2012/20269 E. , 2014/3523 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
b)TCK.nun 204/1. maddeleri gereğince 2 yıl hapis
1.Sanık müdafiinin, “dolandırıcılık” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 12.04.2004 suç tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2.Sanık müdafiinin, “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
I) Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu cihetle, suça konu imza sirküsü ve gelir belgesinin getirtilerek duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma yeteneklerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, denetime olanak verecek biçimde asıllarının dosya içerisine konulması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere suça konu belgelerin onaysız fotokopiden ibaret olmaları halinde suret belge özelliği taşımayacakları, hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacakları ve aldatıcılık yeteneklerinin bulunmayacağı gözönünde bulundurularak, bireysel kredi müracaatı işlemi sırasında sanık tarafından katılan bankaya suça konu belgelerin asıllarının ibraz edilip edilmediğinin araştırılması, imza sirküler ve gelir belgesinde imzası bulunan ......, sanığın da hazır bulunduğu celsede tanık sıfatıyla dinlenilip, ...
13.Noterliğinin 09.11.2004 günlü cevabi yazısı da kendisine okunarak, yetkilisi olduğu şirkette suç tarihinde sanığın çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise aylık maaş tutarı, maaştan kesintisinin bulunup bulunmadığı, suça konu gelir belgesi ve imza sirkülerinde adına atılmış görünen imzaların kendisine ait olup olmadığı hususları ayrıntılı olarak sorulup, gerektiğinde “gelir belgesindeki” imzanın ... ... aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, savunması da dikkate alınarak sanığın suç tarihinde ... ... Şti'nde çalışıp çalışmadığının tespitine yönelik olarak SGK İl Müdürlüğüne yazı yazılıp işe başlayış ve ayrılış bildirimlerinin bulunup bulunmadığının sorulması, belirtilen tarihte sözkonusu şirkette çalışan diğer personelin de tanık olarak celbi ile suç tarihinde sanığın bu şirkette çalışıp çalışmadığı kesin olarak belirlendikten sonra sanık hakkında 765 sayılı TCK'nun 347. (5237 sayılı TCK'nun 211.) maddesinin uygulanma imkanının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesi, II) Kabule göre de;
Sanığın katılan bankadan bireysel kredi talebinde bulunduğu sırada,... adına ....
13.Noterliğinden düzenlenmiş görünen “sahte imza sirküsü” ve aynı şahıs tarafından imzalanmış görünen “sanığın... Şti'nde 1000 TL maaşla çalıştığı ve maaşında hiçbir kesinti bulunmadığına dair gelir belgesi”ni aynı anda bankaya ibraz ederek kullandığı, anılan belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair iddia ve tespitin de bulunmadığı somut olayda, 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nun 342/2, 80 ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3. maddeleri kapsamında kaldığı ve mahkemenin takdirine göre 5237 sayılı TCK hükümlerine göre yapılacak uygulamanın sanık lehine sonuç doğuracağı cihetle sanığın 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi ile uygulama yapılarak eksik cezaya hükmolunması
III) Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza itibariyle kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 26.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.