Esas No
E. 2014/8545
Karar No
K. 2014/18476
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

1. Hukuk Dairesi         2014/8545 E.  ,  2014/18476 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Asıl dava;ecrimisil,birleşen dava ise beton satışından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.

Asıl davada davacı;kendilerine ait kum stok sahasının, davalı (birleşen davacı) tarafından kullanıldığını, bunun karşılığı olarak da, davalıdan beton satın aldığını, ancak satın alınan beton bedelinin kum sahasını kullanma bedelini karşılamadığını ileri sürerek, şimdilik 6750 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş;davalı (birleşen dava davacısı) ise, davacı tarafa beton sattıklarını, davacının beton bedelini ödemediğini, bu bedelin tahsili amacı ile davacı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu belirterek itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, asıl davanın kabulü ile, asıl davacı tarafından istenen 6750 TL alacağın birleşen davada sübut bulan 23314,44 TL alacağından takas ve mahsubuna, birleşen davada, takas edilen dışında kalan 16564,44 TL. asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiş,verilen kararın taraflarca temyizi üzerine 3.Hukuk Dairesince ,..'' 6100 sayılı Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297.maddesinin 2 nolu bendi gereğince “Kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.(6100 sayılı HUMK'nun 388.madde hükmü), belirtilen kanun hükmü gözetilerek, her iki dava hakkında da ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir...''gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiş,bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda;mahkemece,asıl davanın kabulü ile 6.750,00-TL alacağın davalıdan tahsiline, birleşen davada; davalının ...

6.İcra Müdürlüğü'nün 2007/1448 sayılı dosyasında 23.314,44-TL asıl alacağa ve faiz oranına itirazının iptaline,fazlaya ilişkin istemin reddine,bu miktarın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece bozma sonrası kurulan hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;çekişme konusu 30 ve 45 parsel sayılı taşınmazların davacı şirket adına kayıtlı olduğu,davacı tarafından ,davalı adına dava konusu arsaların kira bedeli olarak 44.250,00 TL bedelli 22.08.2008 tarihli faturanın kesildiği;davalının, kendisine gönderilen bu faturaya karşı 28.08.2008 tarihli ihtarname ile “arsalarla ilgili herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığını, ayrıca herhangi bir miktarda kira ödeneceğine dair taahhütlerinin de olmadığını” belirterek itiraz ettiği ve faturayı davacı tarafa iade ettiği;buna karşılık davacının davalıya gönderdiği 22.09.2008 tarihli ihtarname ile de; “söz konusu arsaların 01.06.2007 tarihinden 31.08.2008 tarihine kadarki kullanımdan dolayı aylık 2.500,00 TL ödemek durumunda olduğunu, bu kullanım karşılığında davalıdan beton satın alındığını, davalıya gönderilen faturanın iadesinin hukuka uygun olmadığını, kendilerine, yapılan beton satış değeri olan 23.804,00 TL’nin, davalı borcundan indirildiğini” belirterek, 20.446,00 TL’nin 7 gün içinde ödenmesini istediği;birleşen itirazın iptali davasının dayanağı olan ...

6.İcra Müdürlüğü’nün 2007/1448 sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında 23.314,44 TL’si asıl alacak olmak üzere faizi ile birlikte toplam 28.725,54 TL fatura alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı,davalının asıl alacağa, işlemiş faize ve faiz oranına itiraz ettiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan;davalı tarafından kullanım süresini 1 yıl olarak ele alarak düzenlenen 30.12.2009 tarihli raporda;gerek emsallerin durumuna, gerekse davacı vekilinin aylık 2.500,00 TL kira bedeli istemesi ve başka bir şirkete bu bedel üzerinden kiraya verdiklerini ileri sürmesi nedeniyle, arsanın dönümünün 180,00 TL olacağını, davalı tarafından kullanılan alanın 300 m2 olarak kabulü halinde aylık kira bedelinin 60,00 TL, yıllık 720,00 TL olduğunu, alanın 4 dönüm olarak kabulü halinde ise aylık kira bedelinin 720,00 TL, yıllık 8.460,00 TL olduğunu bildirmişlerdir.Yapılan itiraz üzerine bilirkişiler tarafından düzenlen 12.05.2011 tarihli ek raporlarında; davacı vekili tarafından sunulan, fatura ve ödeme belgeleriyle paralellik gösteren, dava konusu her iki arsa için aylık toplam 2.500,00 TL kira bedelinin kararlaştırıldığı kira sözleşmesini emsal olarak değerlendirdiklerini, arsaların kullanımının 1 yıl öncesine dayanması nedeniyle %10’luk indirim sonucu aylık kira bedelinin 2.250,00 TL ve 1 yıllık kira bedelinin ise 27.000,00 TL olduğunu bildirmişlerdir.

Mahkemece raporlar arasında çelişkinin giderilmesine yönelik yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda;dava konusu 30 ve 45 parsel numaralı taşınmazların kullanım iddiasına göre 01.06.2007 ile 31.08.2008 tarihleri arasındaki 15 aylık ecrimisil bedellerinin 27.600,00 TL olduğunu bildirmişlerdir. Ne var ki;mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli, ayrıntılı, kanaat verici ve denetlenebilir nitelikte olduğunu söyleyebilme olanağı olmadığı gibi,alınan raporlar arasındaki çelişkinin tam olarak giderilemediği de açıktır.

Hal böyle olunca;dosya içerisinde bulunan bilgi,belgeler,tanık beyanları ile tarafların iddia,savunma ve itirazları da dikkate alınmak suretiyle yeniden oluşturulacak bilirkişi heyeti marifetiyle mahallinde keşif yapılması,bilirkişilerden yeterli,ayrıntılı ve denetlenebilir rapor alınması gerekirken,yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog