15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2013/15768 E. , 2014/4321 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. Maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Olay tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde görevli bulunan polis memurları katılanlar ..., ... ve ...'ın, hakkında muhtelif suçlardan yakalama emri bulunan ... isimli kişinin ikametinde olduğu bilgisini almaları üzerine adı belirtilen kişinin yakalanması amacıyla söz konusu ikamete gittikleri; ancak bu sırada ikamette bulunan sanık ... ile dosya kapsamında yargılanan; ancak hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan ...'ın, ...'ın yakalanmasını önlemek amacıyla görevli polisler memurları ..., ... ve ...'a hitaben " sizin ananızı avradınızı sinkaf ederim, Allah'ınızı sinkaf ederim, siktirin gidin buradan " şeklinde sözlerle hakarette bulundukları, ve temyiz dışı sanık ...'ın, evlerinin camını kırarak eline aldığı kırık cam parçasıyla katılanlar ..., ... ve ...'nın üzerine yürüyerek sanık ... ile birlikte " sizi keserim, siktirin gidin buradan" şeklinde sözler söyleyerek tehdit etmek suretiyle katılan polis memurlarının görevini yapmalarına engel olacak nitelikte direndikleri, sanık ...'ın, olay yerinde park halinde duran ve Asayiş Büro Amirliğine ait olan ... plaka sayılı ekip aracının sol arka bağaj kapağına yumrukla vurarak görgü tespit tutanağında belirtildiği gibi zarar verdiği ve temyiz dışı sanık ... ile birlikte katılan polis memurları ..., ... ve ...'ya yönelik " biz kürdüz oğlum bize dokunamazsınız, sizin ananızı, avradınızı, Allahınızı sinkaf ederiz, sizi polis yapan devleti sinkaf ederiz " şeklinde sözlerine devam etmeleri üzerine; takviye ekip istendiği, aralarında katılan polis memuru ...'nin de olduğu takviye ekibinin olay yerine gelerek sanıkların ekip otosuna bindirildiği, ekip otosu içerisinde bulunduğu sırada sanık ...'ın katılan polisi memuru...'ye hitaben "seni sivil yakalamayım yüzünü çizeceğim" şeklinde sözlerle tehdit ettiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı olan görevi yaptırmamak için birden fazla kişi tarafından ve silah kullanarak direnme, kamu görevlisine görevi nedeniyle alenen hakaret, kamu malına zarar verme ve ayrıca katılan ...'ye yönelik tehdit suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, görgü tespit ve olay tutanağına, doktor raporlarına şikayetçiler ile tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; iddia edilen ve sanık tarafından gerçekleştirildiği sabit görülen eylemlerin görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve kamu görevlisine görevi nedeniyle alenen hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.