Esas No
E. 2015/12479
Karar No
K. 2017/2886
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

9. Hukuk Dairesi         2015/12479 E.  ,  2017/2886 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... 29. İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davalıların icra takibine yaptıkları itirazın iptaline ve takibin devamı ile % 40 icra inkâr tazminatına karar verilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.02.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkili Şirketin eski bir çalışanı olan davalı borçlu ...'nın Şirket bünyesinde çalıştığı süreçte yetkililerin haberi olmadan ve güveni kötüye kullanmak suretiyle çeşitli tarihlerde uhdesine para geçirdiğini, yanında eşi ...ve annesi ...'ın da bulunduğu halde bu şahısların da şahitliklerinde müvekkili Şirket yetkilisi ile imzaladıkları 25/07/2011 tarihli protokolde uhdesine geçirdiği paranın 100.000,00 TL. olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, diğer davalı ...'ın ise davalı ...'nın babası olup kızının müvekkili Şirkete olan 100.000,00 TL. borcuna müştereken ve müteselsilen kefil olduğunu, müvekkili Şirketin borcun ödenmesi konusunda kolaylık gösterdiğini ancak davalıların protokolde yer alan taahhütlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için ...

2.İcra Müdürlüğü'nün 2011/5659 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, icra takibine davalıların itiraz etmesi neticesinde takibin durduğunu, itirazın kaldırılması için ...

1.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/829 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece 25/07/2011 tarihli protokolün kayıtsız, şartsız bir borç ikrarı niteliği taşımadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, dosyanın Yargıtayda temyiz incelemesi aşamasında bulunduğunu, temyiz incelemesinin neticelenmesine kadar 1 yıllık itirazın iptali davası açma süresinin dolması ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle itirazın iptali davası açtıklarını belirterek, davalıların icra takibine yaptıkları itirazın iptaline ve takibin devamı ile % 40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, müvekkillerine suç isnadı yapılarak herhangi bir dayanaktan yoksun bir protokolün zorla imzalatıldığını, müvekkillerinin korktukları için protokolü imzalamak zorunda kaldıklarını fakat herhangi bir dayanaktan yoksun bulunan protokolün yok hükmünde ve geçersiz olduğunu, müvekkili ...'nın Şirketin ön muhasebesini tutma işlemlerini yaptığını, şirketin merkezinin Ankara'da olduğunu, öncelikle şirket yetkilileri tarafından bir tespit yapılmadığını ve suç duyurusunda bulunulmadığını, sadece protokole dayalı olarak icra takibi yapıldığını, takibe itirazları üzerine ...

1.İcra Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada, protokolün kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliği taşımadığından davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince onandığını, karşılıklı güvene dayalı iş ve görev dağılımı yazılı olarak yapılmayan şirketin kasa ve defterlerinin herkesin üzerinde oynayacağı şekilde bakkal usulü ve herhangi bir denetime tabi olmadan tutulduğunu, müvekkilinin evlilik sebebi ile işten ayrılacağını belirtmesi üzerine şirketin zaten birden fazla açık hesabı olduğu ve fatura kesim işlemlerini de yaptığı belirtilen müvekkiline tazminat ödememek için şirketin var olan açığının müvekkiline yüklenmek istendiğini, protokolün yasal dayanaktan uzak, zorla imzalatılmış bir protokol olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkeme, toplanan kanıtlara dayanarak; ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/2169 soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinde, davalı ... ve ...'nın şikayeti üzerine davacı şirket yetkilileri aleyhine senedin yağması ve dolandırıcılık suçundan soruşturma yapıldığı, yapılan soruşturma sonucunda senedin yağma suçunun ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasında alacak borç anlaşmazlığı ve anlaşmaya aykırılık iddiasından kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlığı bulunduğu ve taraflar arasında hukuk davasının bulunduğu, bu nedenle atılı suçun oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, protokolde davalı ...'nın 2009 yılından beri davacı şirkette çalıştığının belirtildiği, oysa SGK kayıtlarına göre işe giriş tarihinin 03/09/2010 olarak göründüğü, davalı hakkında herhangi bir suç duyurusunda bulunulmadığı göz önüne alınarak davacı şirketin iddiasını kanıtlaması gerektiği sonucuna varılarak davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesine karar verilmiş, davacı vekili ticari defter ve belgelerin Şereflikoçhisar ilçesinde bulunduğunu belirterek talimat yazılmasını talep etmiş, bunun üzerine davacı şirkete, belirlenecek inceleme günü ticari defter ve belgelerini sunması için kesin süre verilerek ticari defter ve belgeleri sunması halinde bilirkişi incelemesi yaptırılması için talimat yazılmış, talimat mahkemesince davacı şirkete inceleme günü ticari defter ve belgelerini sunması için meşruhatlı davetiye gönderilmiş, davacı şirket belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini sunmadığından bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı icra takibine konu edilen protokolün 25/07/2011 tarihinde düzenlendiği ve davalı ...'nın aynı tarihte işten çıkışının SGK ya bildirildiği, iş İlişkisi sırasında imzalanan belgeden dolayı davalı işçinin borçlu olduğunun iddia edilmesi halinde işverence borcun dayanağının açıkça ortaya konulması ve ispatlanmasının gerektiği (Yargıtay 9 Hukuk Dairesi'nin 23/06/2014 tarih ve 2012/28708 E. 2014/20937 K. sayılı ilamı), 6100 sayılı HMK'nun 203. maddesinde sayılan senet ile ispat zorunluluğunun istisnalarından 1/ç bendi uyarınca hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yaralanma iddiaları halinde tanık dinlenebileceği, diğer yandan Borçlar Kanunun 19. ve 20. maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 27. ve 36. maddeleri gereğince bir tarafın diğeri üzerinde ekonomik ve sosyal üstünlüğünü kullanarak belge düzenlemesi, eşitliği kendi lehine bozacak hususlar kabul ettirmesi halinde söz konusu belge ve sözleşme geçersiz olacağı (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2013 tarih 2011/27630 E. 2013/27059 K. sayılı ilamı), İş Hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverinin sosyal ve ekonomik bakımdan güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak sözleşme hukuku alanından ayrılmış ve farklı kurallar getirerek geliştirdiği, bu nedenle iş hukukunda düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir.

TTK'nun 84. maddesi gereğince davacı şirketin alacak kaydı bulunmayan ticari defterlerinin kendi aleyhine delil sayılacağından davalı elinde bulunan belgelerin ticari defterlerinde kaydı olup olmadığının da tespitinin zorunlu olduğu (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2014 tarih ve 2013/25501 E. 2011/3863 K. sayılı ilamı),

HMK'nun 203. maddesi ve Yargıtay içtihatları göz önüne alınarak davalı taraf protokolün korkutma ile yapıldığı iddiasında bulunduğundan davalı tanıklarının dinlendiği, yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere davacı Şirketin davalı işçi ...'nın şirket parasını zimmetine geçirdiği hususunu kanıtlamasının gerektiği, davacı şirket protokol dışında buna ilişkin hiçbir belge ve delil sunmadığı, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulmadığı, ticari defter ve belgelerini bilirkişi incelemesi için sunmamış olduğu hususları göz önüne alındığında ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında, davacı Şirketin davalı ...'nın Şirketin 100.000 TL'sini zimmetine geçirdiği hususunu ispat edemediği bu nedenle davalıların icra takibine yaptığı itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı Şirket temyiz etmiştir. E) Gerekçe:

Uyuşmazlık, takibin dayanağı protokole konu borçtan davalıların sorumlu olup olmadığının noktasında toplanmaktadır.

Dosya içeriğindeki 25/07/2011 tarihli protokol başlıklı belgenin incelenmesinden, belgenin davacı Şirket ve davalılar arasında imzalandığı, ayrıca tanık olarak ...ile ...'ın protokolde imzalarının bulunduğu, protokolde davalı ...'nın davacı Şirkette muhasebe sorumlusu olarak çalışırken 2009 yılından itibaren şirket hesaplarında çeşitli yöntemler ile usulsüzlük yaparak Şirketin ve yetkililerin haberi olmaksızın Şirkete ait 100.000,00 TL. yi kendi uhdesine geçirdiği ve bundan dolayı Şirkete 100.000,00 TL. borçlu olduğunu kabul ettiği ve bu 100.000,00 TL. nin davacı Şirkete ödenmesi konusunda tarafların anlaşmaya vardıkları ve davalılara ait çeşitli taşınmazların ve davalı ...'ya ait 1 adet otomobilin davacı Şirkete devredileceği, borcun 15/12/2012 tarihine kadar ödenmesi halinde taşınmazların ve aracın davacı şirket tarafından maliklerine iade edileceğinin düzenlendiği görülmüştür. ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/2169 soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinden ise, davalı ... ve ...'nın şikayeti üzerine davacı şirket yetkilileri aleyhine senedin yağması ve dolandırıcılık suçundan soruşturma yapıldığı, yapılan soruşturma sonucunda senedin yağma suçunun ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasında alacak borç anlaşmazlığı ve anlaşmaya aykırılık iddiasından kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlığı bulunduğu ve taraflar arasında hukuk davasının bulunduğu, bu nedenle atılı suçun oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ayrıca “… Şikayetçilerin önce kendi evlerine hep birlikte gittikleri, yanlarında eşleri de olduğu halde bir avukatlık bürosuna şüphelilerle birlikte gittikleri ve yine şikayetçilerin sayısal çoğunluğuyla protokolün imzalandığı anlaşılan olayda fiziksel olarak hiçbir cebir ve zor kullanma bulunmadığı…” yönünde tespitte bulunulduğu anlaşılmıştır. Somut olayın özelliği dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümü için gerekli olanın davalıların irade fesadı savunmasını ispatlayıp ispatlayamadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasıdır. Davalıların irade fesadının ispatı için dinlettikleri tanıklarından birisi eşi, diğer ise annesi olup, tanık olarak da protokolde imzaları bulunan şahıslardır. Dolayısıyla beyanlarına itibar edilmesi yerinde değildir.

Davalı ... davacı Şirkette muhasebe sorumlusu olarak çalışmış olup, protokol tarihinde bu işyerinden ayrılmıştır. Dolayısıyla iş ilişkisinin devamını sağlamaya matuf üzerindeki bir baskıdan da söz edilemez. Protokol içeriğinde borcun ödenmesini teminen davalıların taşınmaz ve araçlarına ilişkin detaylı bilgilere yer verilmiş, bu konuda taahhütte bulunulmuştur.

Bu durumda, dosyadaki bilgi, belge, bilhassa savcılık soruşturması, protokol tarih ve içeriği, davalıların pozisyonu dikkate alındığında, irade fesadına ilişkin savunmanın ispatlanamadığı için protokole değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.480,00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog